Ana içeriğe geç
Sözlük

beceri ile cümle

beceri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.몸은 언제라도 주어진 시간에 존재하는 혈관의 양을 조절할 수 있는 능력이 있습니다.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Naše telo je torej zmožno uravnavati število krvnih žil.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Tak więc ciało ma zdolność do regulacji ilości naczyń krwionośnych w danym momencie.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Tehát a test mindenkor szabályozni tudja a jelenlévő erek számát egy bizonyos időben.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Tělo má tedy schopnost určovat, kolik cév v sobě v určitý čas má.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Tubuh memiliki kemampuan mengatur jumlah pembuluh darah yang ada setiap waktu.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Vì vậy, cơ thể có khả năng điều hòa số lượng mạch máu hiện hữu tại mọi thời điểm.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Така че тялото може да регулира количеството кръвоносни съдове в себе си по всяко време.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Так организм осуществляет регуляцию количества кровеносных сосудов в любой момент времени.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.Тобто тіло має здатність до регулювання кількості кров'яних судин, які присутні у ньому у будь-який час.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.כך שלגוף יש את היכולת לווסת את כמות כלי הדם שנוכחים בכל רגע נתון.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.إذن فإن للجسد القدرة على تنظيم كمية الأوعية الدموية الموجودة في أي وقت.
Dolayısıyla, vücudun, herhangi bir zamandaki damar miktarını düzenleyebilme becerisi var.存在する血管の数を制限することができます 血管新生の刺激物質や
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Bởi vì, khi bạn nhìn xa như thế, bạn sẽ mất đi khả năng nhìn người khác như con người.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Därför, att när du zoomar ut så långt, förlorar du möjligheten att se folk som människor.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Denn, wenn man so weit hinauszoomt, verliert man die Fähigkeit, Leute als Menschen wahrzunehmen.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Gdy patrzymy w szerszej perspektywie, nie możemy postrzegać ludzi jako istoty ludzkie.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Když se příliš oddálíte, ztratíte schopnost vnímat lidi jako bytosti.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.왜냐하면 여러분이 떨어져서 그것을 작게 보게 되면, 사람들을 인간으로 볼 수 있는 능력을 잃어버리기 때문입니다.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Lebo ak sa tak veľmi vzdialite, nebudete v tých osobách vidieť ľudské bytosti.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Parce que, lorsque vous prenez autant de distance, vous perdez l'habilité à voir les gens comme des humains.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Pentru că, atunci când te îndepărtezi prea mult, pierzi abilitatea de a vedea oamenii ca fiinţe umane.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Perché, quando si guardano le cose da così lontano, si perde la capacità di vedere la gente come esseri umani.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Porque cuando uno se aleja tanto pierde la capacidad de ver a las personas como humanos.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Porque, quando nos distanciamos, perdemos a capacidade de ver as pessoas como seres humanos.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Want als je zover uitzoomt, zie je de bevolking niet meer als mensen.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Γιατί, όταν απεστιάζεις τόσο πολύ, χάνεις τη δυνατότητα να βλέπεις τον κόσμο ως ανθρώπους.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Защото, когато се отдалечиш толкова надалече, губиш способността да виждах хората като човеци.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.כשמסתכלים בקנה מידה כזה, מאבדים את היכולת לראות אנשים כבני אדם.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.لأنه, عندما نبعد العدسة بذلك المقدار, نخسر المقدرة على رؤية الناس كبشر.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.見つめることができなくなってしまいますから 最終的には、デザインそのものが
Duymak bir histir, dinlemekse bir beceri.Auzul e un simț, iar ascultatul o calitate.
Duymak bir histir, dinlemekse bir beceri.Beh, l'udito è un senso e l'ascolto è una capacità
Duymak bir histir, dinlemekse bir beceri.Eh bien, l'audition est un sens et l'écoute est une compétence.
Duymak bir histir, dinlemekse bir beceri.Nghe là một giác quan còn lắng nghe là kỹ năng
Duymak bir histir, dinlemekse bir beceri.Otóż słuch to zmysł, a słuchanie to umiejętność.
Duymak bir histir, dinlemekse bir beceri.כי השמיעה היא חוש ואילו ההקשבה היא מיומנות.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Als we haar perceptuele vaardigheden zouden onderzoeken, zouden we vinden dat ze slechts rudimentair waren.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Dacă i-am analiza abilitățile de percepție, ele ar fi brute.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Ihre Wahrnehmungskompetenzen fielen in einem Test plump aus.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Jej umiejętności postrzegania wydawały się prymitywne.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.만일 아기의 지각 능력을 가늠해본다면 매우 조악하겠지요.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Nếu kiểm tra thì khả năng nhận thức của bé còn đơn giản lắm.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Se testássemos as suas capacidades de perceção, elas seriam muito grosseiras.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Se testassimo le sue abilità percettive, sarebbero limitate
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Si fuéramos a ensayar sus habilidades perceptuales, estarían crudas.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Si nous devions tester ses facultés de perception, elles apparaîtraient faibles.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Ако трябва да изпитваме възприятийните й способности, те биха били недодялани.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Если бы мы описали её возможности восприятия, мы бы назвали их сырыми.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.Якби ми описували її можливості сприйняття, то назвали б їх сирими.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.אם היינו בוחנים את היכולות התפיסתיות שלה, הן היו גסות.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.إذا فحصنا قدراتها الحسية، ستكون بدائية.
Eğer algısal becerilerini tahlil etmek isteseydik, bunlar ham olurlardı.思考していることを示すものは何もなく
Eğer bir hücrenin zarı yumuşaksa, virüs içeri girmek için bir yol bulmayı becerir. .바이러스는 세포의 부드러운 막을
Eğer bir hücrenin zarı yumuşaksa, virüs içeri girmek için bir yol bulmayı becerir. .No caso de células que possuem membranas suaves, o vírus descobre alguma forma para entrar
Eğer bir hücrenin zarı yumuşaksa, virüs içeri girmek için bir yol bulmayı becerir. .Nos casos de células que tem membranas finas, o vírus descobre um jeito de passar por ela e entrar.
Eğer bir hücrenin zarı yumuşaksa, virüs içeri girmek için bir yol bulmayı becerir. .V případě buněk, které mají měkké membrány, virus vyřeší způsob, jak se dostat dovnitř.
Eğer bir hücrenin zarı yumuşaksa, virüs içeri girmek için bir yol bulmayı becerir. .W przypadku komórek otoczonych jedynie błoną, wirus znajduje drogę, żeby się do nich dostać.
Eğer bir hücrenin zarı yumuşaksa, virüs içeri girmek için bir yol bulmayı becerir. .У випадку, якщо у клітини є м'яка мембрана, вірус шукає шляхи проникнення всередину.
Eğer bir hücrenin zarı yumuşaksa, virüs içeri girmek için bir yol bulmayı becerir. .それを入力する方法はいくつかの数字。 時々 本質的にヒューズ--をしないのそれをすることができます。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
beceri ile cümle - Sayfa 45 - beceri kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App