Teknisyen, hastadan en az beş mililitre idrara ihtiyacı var.The technician needs at least five milliliters of urine from the patient.
Siyasi parti ilk anketlerde yüzde beş sınırını geçti.The political party crossed the margin of five percent in the first polls.
Beş dakika ayırabilir misin?Can you spare five minutes?
Yalnızca on beş dakikam var.I've only got fifteen minutes.
Hamileliğimin beşinci ayındayım.I'm in my fifth month of pregnancy.
Amerikan takımında beş tane Alman-Amerikalı vardır.There are five German-Americans on the American team.
Bu fotoğrafta beş kişi var.There are five people in this photo.
Geçen yıl beş tane otomobilim vardı.Last year I had five cars.
Ailemizde beş kişi var.There our five people in our family.
On beş dakika içinde benimle ofisimde buluş.Meet me at my office in fifteen minutes.
Tom gideli sadece on beş dakika oldu.Tom has only been gone fifteen minutes.
Tom kırk beş dakika geç kaldı.Tom was forty-five minutes late.
Bu binanın beş asansörü var.This building has five elevators.
Emily beş yıldır Almanca öğreniyor.Emily has been learning German for five years.
Otobüs beş dakika içinde burada olacak.The bus will be here in five minutes.
Beş dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in five minutes.
Beş dakika içinde senin yanında olacağım.I'll be with you in five minutes.
John yetmiş beş yaşında İngilizce öğrenmeye başladı.John began learning English at the age of seventy-five.
Tom, beş yıl sonra şartlı tahliye olabilecek.Tom will be eligible for parole in five years.
Kitabın ikinci, beşinci ve on üçüncü bölümleri eksik.The book is missing chapters 2, 5, and 13.
Londra'ya, üç aşağı beş yukarı, üç yüz mil uzaklıktadır.It's three hundred miles to London, give or take ten.
Sadece beş dakika daha seninle olayım.Let me be with you just five more minutes.
Geç kaldığımız için üzgünüm ama biz beş trafiğine takıldık.I'm sorry we're late, but we were caught up in the five o'clock traffic.
On beş milyar euro önümüzdeki dört yıl boyunca biriktirilmeli.Fifteen milliard euros must be saved over the course of the next four years.
Önümüzdeki dört yıl boyunca On beş bin milyon euro tasarruf edilmeli.Fifteen thousand million euros must be saved over the course of the next four years.
Beş eksi üç ikidir.Five minus three is two.
Bu sömestr Arapçada beşinci seviyeye başlıyorum.I am taking Arabic Level 5 this semester.
En fazla beş dolarım var.I have no more than five dollars.
Beş yıl önce Batı Virjinya'da yürüyüşe gittim.I went hiking in West Virginia five years ago.
O, tam beşte ortaya çıktı.He showed up right at five.
Tanrı evreni altı günde yarattı. Beş gün haftayı sadece insanlar icat etti.God created the universe in six days. Only humans invented the five-day week.
Ben riski göze aldım ve Sony'nin beş yüz hissesini satın aldım.I took a chance and bought five hundred shares of Sony.
Çevrim içi alımlar son bir yılda yüzde on beş arttı.Online purchases have increased fifteen percent over last year.
Tom on beş dakika sonra sıkıldı.Tom got bored after fifteen minutes.
Yaklaşık beş içkiden sonra, Tom'un davranışı öngörülemez olur.After about five drinks, Tom's behaviour becomes unpredictable.
Zeynep çok şişman. Günde beş öğün yer. Zeynep'in ağırlığı 100 kilogramdır.Zainab is very fat. She eats five meals a day. Zainab's weight is 100 kg.
Tom'un sadece beş sağlıklı noktası var.Tom only has five health points left.
Beş saattir burada bulunuyorsun.You've been here for five hours.
Pizza beş dakika içinde burada olacak.The pizza will be here in five minutes.
Beş gün art arda yağmur yağdı.It rained five days in a row.
Ne kadar beş parasız olduğunu fark etmedim.I didn't realize how bad off you were.
Bana beş dakika daha verin.Give me five more minutes.
Ben beş dil konuşurum.I speak five languages.
Mary beş çocuk annesidir.Mary is the mother of five children.
Özel kuvvetlerde beş yıldan sonra işten ayrıldım.After five years in the special forces, I quit.
Irak'ın Amerikan istilası ülkeyi harap, parçalanmış ve beş parasız bıraktı.The American invasion of Iraq left the country devastated, fragmented and broke.
Bir buzkıran, buzda on beş metre genişliğinde bir kanal açabilir.An icebreaker can carve a channel in the ice fifteen meters wide.
O sadece on beş yaşında.She's only fifteen.
Tom beş aydır cangılda yaşıyor.Tom has lived in the jungle for five months.
Tom ve Mary saat beş buçukta trene bindiler.Tom and Mary boarded the train at five-thirty.
Dan o hapishanede otuz beş yıl görev yaptı.Dan served thirty five years in that prison.
Linda beş çocuklu boşanmış bir anneydi.Linda was a divorced mother of five children.
Linda beş çocuk annesi bekar bir kadındı.Linda was the single mother of five children.
Dan beş uyku hapı aldı.Dan took five sleeping pills.
Dan oldukça sık tutuklandı; Aslında beşten fazla kez.Dan was arrested pretty often; more than five times, in fact.
Her yıl genellikle iki ile beş arasında ay tutulması vardır.There are usually between two and five lunar eclipses each year.
Dan dolapta beş çift ayakkabı buldu.Dan found five pairs of shoes in the closet.
Dan henüz beş yaşındayken kaçırıldı.Dan was kidnapped when he was just five.
Ben beş tane dil konuşabilirim.I can speak five languages.
Beş dakika içinde geri gel.Come back in five minutes.