batma ile cümle

batma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Marlon Wayans rolü oynayacaktı ve Batman Daima'da yer alması planlanıyordu.Ulogu je dobio Marlon Wayans koji je potpisao i za Batman zauvijek.
Batman, Yarasa Sinyali'ni çalıştıran Gordon'un yanına gelir.Novoimenovani poručnik Gordon otkriva Bat-signal za Batmana.
"Gün Batmadan" filminin çekimleri sadece 15 gün sürmüştür.Film na koji misli je Trinaest dana.
Tek bir gemileri bile batmayan İngilizlerin can kayıpları asgari düzeydeydi.Angličania okrem tejto jednej lode nemali žiadne výrazné straty.
Cumartesi ibadeti, cuma akşamı güneşin batmasıyla başlar, cumartesi akşamı güneşin batışından sonra sona erer.Začína sa v piatok tesne pred západom slnka a končí v sobotu po západe slnka.
Kim Basinger, Vicki Vale rolünde: Batman'i kim olduğunu bulma amacıyla Gotham şehrine gelen fotoğrafçı.Kim Basingerová ako Vicki Vale, fotoreportérka, ktorá sa snaží zistiť kto je Batman.
Ama Batman ve Joker'i çok severim.Obľúbil si hlavne Mahlera a Brahmsa.
Batman Dönüyor, 1992 yapımı film.Batman sa vracia je film Tima Burtona z roku 1992.
Batman rolünü de Michael Keaton üstlendi.Do roly netopierieho muža obsadil režisér Michaela Keatona.
Batman 9 yıldır ortalıkta yoktur.Jedného nevidel deväť rokov.
Atılay'ın batma sebebi, olayın gerçekleştiği günlerde tahminlerden ibaretti.Prezývka Radar vznikla z toho, že mával predtuchy, čo sa stane.
Batman'in kendisi olduğunu söyler.Povedala mu je, da je Baumanov.
İlk yaratıldığı zamandan bu yana Batman,Dünya çapında en çok bilinen süper kahramanlardan biridir.Batman je od takrat postal eden najbolj prepoznavnih superherojev.
Superman ve Batman gibi birçok çizgiromanın yaratıcısı olarak ünlenmiştir.Tam je spoznal stripe, kot sta bila Superman in Batman.
Batmaz H. (1997): Sığır İç Hastalıkları.Delo.si (26.10.2005): Pripravljeni na ptičjo gripo.
Cumartesi ibadeti, cuma akşamı güneşin batmasıyla başlar, cumartesi akşamı güneşin batışından sonra sona erer.Versko obeleževanje šabata se prične v petek ob sončnem zahodu in konča ob sobotnem zahodu sonca.
Batman, Tim Burton tarafından yönetilen bir süper kahraman filmidir.Hancock je film o superheroju, ki ga je režiral Peter Berg.
Geminin batması soruşturma konusu oldu.O plovbi je zapustil pomembno pričevanje.
Şehir en çok Batman'in yaşadığı yer olarak bilinir.Mesto je znano po tem, da v njem živi največja populacija Aboriginov.
Batman'ın evi ilk kez Batman #4'te (Kış 1940) Gotham City olarak tanımlandı.Kaip Betmeno gyvenamoji vieta, Gotamas pirmą kartą paminėtas „Batman“ #4 numeryje (1940 m. žiema).
Şehir en çok Batman'in yaşadığı yer olarak bilinir.Ši vieta geriausiai žinoma, kaip Betmeno namai.
13 Şubat 2003 tarihinde Batman valiliğine atandı.2003 m. vasario 3 d. jam pripažintas Kario savanorio statusas.
Güneş batmak üzeredir.Saulė tuoj nusileis.
II. Felipe zamanında imparatorluk için “üzerinde güneş batmayan” benzetmesi yapılmaktadır.Ispanijos imperija buvo įvardinta „imperija, kurioje saulė niekad nenusileidžia“.
Batman & Robin'nin çekimleri, programın iki hafta öncesinde Ocak ayının sonlarında bitirildi.Edžio ir Merion romanas pasibaigia pastarosios pradingimu vasaros pabaigoje.
Ağır hasar almıştı ve batmaya başladı.Naine sai nii rängalt viga, et hakkas lonkama.
Güneş batmak üzeredir.Päike seisab paigal.
Tırnak batması: Tırnak şeklinin müsait olması ya da dar ayakkabı giyilmesi sonucunda gelişebilir.Otsustusvõime halveneb, näiteks võib tulla soov sooje riideid seljast võtta.
Batmaz H. (1997): Sığır İç Hastalıkları.Tallinn, 1997 Sigade haigused (kaasautor).
Batman: Arkham, oyun serisi.Toimetaja: Mirje Mändla.
1308'de Ufenau adasında bir geminin batması ile 50 kişi öldü.1631 – Vesuuvi purskes hukkus umbes 3000 inimest.
Batman Postasi Gazetesi.Watsoni postkontoriskäiku.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.앨 던랩은 무너져가는 회사를 구하라고 영입되곤 했어요. 그런데 그는 노동자의 30%나 정리해고 했습니다.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.A Dunlap le encargaron salvar empresas en quiebra. Se deshizo de un 30% de los trabajadores.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Al Dunlap bol volaný aby zachránil krachujúce podniky. Rušil 30 percent pracovných miest.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Al Dunlap era solicitat ca să salveze companiile falimentare. Reducea 30% din locurile de muncă.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Al Dunlap ia às empresas em falência para as salvar. Despedia 30% da mão-de-obra.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Al Dunlap moest bedrijven in faling van de ondergang redden. Door 30 procent van de werknemers te ontslaan.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Al Dunlap trudnił się ratowaniem upadających spółek. Zwalniał 30% pracowników.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Al Dunlap veniva assunto per salvare aziende in fallimento. Lasciava a casa il 30% dei lavoratori.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Giờ thì Al Dunlap được đưa ra để cứu các công ty thua lỗ. Ông ta đóng lại 30% lực lượng lao động.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Most arra kérték Al Dunlapot, hogy mentse meg a cégeket a bukástól. A munkaerő 30 százalékát építette le.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Καλούσαν τον Αλ Ντάνλαπ να σώσει υπό κατάρρευση εταιρείες. Απέλυε 30 τοις εκατό του προσωπικού.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Ал Дънлап ще спаси западащи компанни. Ще съкрати 30 процента от работната сила.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.Эла Данлэпа нанимали спасать убыточные предприятия. Ему ничего не стоило сократить 30% работников.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.את אל דנלאפ נהגו להביא כדי שיציל חברות כושלות. הוא נהג לפטר 30% מהעובדים.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.الآن، آل دانلوب كان يتم جلبه لانقاذ الشركات التي تفلس. كان يسرح 30 بالمائة من قوة العمل.
Al Dunlap batmakta olan şirketlerini başına gelirdi ve işgücünün yüzde 30'unu salardı.労働力の3割を削減しました また彼はよく冗談を言いながら 人をクビにしました
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ale hľadiac na silný vietor začal sa báť a počnúc sa noriť skríkol a povedal: Pane, zachráň ma!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ale vida vítr tuhý, bál se. A počav tonouti, zkřikl, řka: Pane, pomoz mi.
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ale widząc wiatr gwałtowny, zląkł się; a gdy począł tonąć, zakrzyknął, mówiąc: Panie, ratuj mię!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.De látva a nagy szelet, megrémüle; és a mikor kezd vala merülni, kiálta, mondván: Uram, tarts meg engem!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Er sah aber einen starken Wind; da erschrak er und hob an zu sinken, schrie und sprach: HERR, hilf mir!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.바람을 보고 무서워 빠져 가는지라 소리질러 가로되 주여 나를 구원하소서 하니
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ko pa vidi, da je veter močan, se uplaši, in ko se začne potapljati, zavpije, rekoč: Gospod, otmi me!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Ma per la violenza del vento, s'impaurì e, cominciando ad affondare, gridò: «Signore, salvami!»
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Mas, sentindo o vento, teve medo; e, começando a submergir, clamou: Senhor, salva-me.
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Men da han så det hårde vær, blev han redd og begynte å synke; da ropte han: Herre, frels mig!
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Mutta nähdessään, kuinka tuuli, hän peljästyi ja rupesi vajoamaan ja huusi sanoen: "Herra, auta minua".
Ama rüzgarın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. ‹‹Ya Rab, beni kurtar!›› diye bağırdı.Pero al ver el viento fuerte, tuvo miedo y comenzó a hundirse. Entonces gritó diciendo: --¡Señor, sálvame

İlgili Sayfalar