Mike Pazartesi basketbol çalışmaz.Mike doesn't practice basketball on Monday.
Mike basketbol oynamayı seviyor.Mike likes to play basketball.
Futbolda ve basketbolda merkez oynarım.I play center in football and basketball.
Basketbol oynamak ilginçtir.It is interesting to play basketball.
Basketbol çok eğlenceli.Basketball is a lot of fun.
Bir basketbol takımı beş oyuncudan oluşur.A basketball team consists of five players.
Basketbolda uzun oyuncuların avantajı vardır.In basketball, tall players have an advantage.
Basketbol ve masa tenisi gibi top oyunları genellikle kapalı alanda oynanır.Ball games, such as basketball and ping-pong, are usually played indoors.
Sam, okul basketbol takımına girebildi.Sam made the school basketball team.
Basketbol takımımız uzun boylu erkekleri alıyor.Our basketball team is recruiting tall boys.
Basketbolu iyi oynar mısın?Do you play basketball well?
Biz basketbol oyuncusuyuz.We are basketball players.
Dün basketbol oynadık.We played basketball yesterday.
Biz spor salonunda basketbol oynadık.We played basketball in the gym.
Spor salonunda basketbol oynadık.We played basketball in the gym.
Kız kardeşim geçen yıl basketbol kulübüne üyeydi.My sister belonged to the basketball club last year.
TV de basketbol oyunu izledim.I watched the basketball game on TV.
Hem voleybolu hem de basketbolu severim.I like volleyball as well as basketball.
Basketbol izlemeyi severim.I love watching basketball.
Mike'ın basketbolu sevdiğini biliyorum.I know that Mike likes basketball.
Onların basketbol oynadığını gördüm.I saw them play baseball.
Yüzmeyi ve basketbol oynamayı severim.I like swimming and playing basketball.
O, basketbolda iyidir.He is good at basketball.
O, basketbol yerine tenisi sever.He likes tennis rather than basketball.
Dün gece televizyonda bir basketbol oyunu izledi.He watched a basketball game on TV last night.
O kısadır, ama basketbolda iyidir.He is short, but good at basketball.
O, basketbol oynardı.She used to play basketball.
Hem tenisi hem de basketbolu sever.She likes tennis as well as basketball.
O basketbol oynadı.She played basketball.
O, basketbol kulübünün bir üyesidir.She is a member of the basketball club.
Okuldan sonra basketbol oynayalım.Let's play basketball after school.
Basketbol oynamayı severim.I like to play basketball.
Onların peş peşe basket yapmasını izledik.We watched them score one basket after another.
Oyuncu basketbol takımından emekli oldu.The player retired from the basketball team.
Çoğu basketbol oyuncu çok uzundur.Most basketball players are very tall.
Sen bir basketbol topunu senin parmak ucunda döndürebilir misin?Can you spin a basketball on your fingertip?
Basketbol oyununa kadar lobide bekle.Just hang around in the lobby until the basketball game.
Sam okulun basketbol takımına girebildi.Sam was able to enter the school's basketball team.
Basketbol takımımızdaki favori oyuncunuz kimdir?Who's your favorite player on our basketball team?
Ben hep profesyonel bir basketbol oyuncusu olmak istedim.I've always wanted to be a professional basketball player.
Tom basket topunu çok iyi süremez.Tom can't dribble a basketball very well.
Basketbol oynamak eğlencelidir.Playing basketball is fun.
Basketbol takımının bir üyesiyim.I am a member of the basketball team.
Tom bir mahalle basketbol takımını organize etti.Tom organized a neighborhood basketball team.
Tom mahalle basketbol takımını bir araya getirdi.Tom put together a neighborhood basketball team.
Mike pazartesi günleri basketbol oynamaz.Mike doesn't play basketball on Mondays.
Lisedeyken ne sıklıkta basketbol oynardın?How often did you play basketball when you were in high school?
Bir basketbol maçı ne kadar sürer?How long does a basketball game last?
Basketboldan hoşlanır mısın?Do you like basketball?
Basketbolu sever misin?Do you like basketball?
Tom voleybolun basketboldan daha eğlenceli düşünüyor.Tom thinks that volleyball is more fun than basketball.
Basketbol hakkında konuşalım.Let's talk about basketball.
İki yıl önce hiç basketbol oynayamazdım.Two years ago, I wasn't able to play basketball at all.
İki yıl önce, hiç basketbol oynayamadım.Two years ago, I couldn't play basketball at all.
Ben basketbol oynamaktan hoşlanırım ama oynayamam.I like basketball, but I can't play.
Tom ve arkadaşları geçen hafta sonu basketbol oynadı.Tom and his friends played basketball last weekend.
Tom basketbolu seviyor.Tom likes basketball.
Onlar basketbol oynar.They play basketball.
Basketbolu sevdiğini bilmiyordum bile.I didn't even know you liked basketball.
Tom'la basketbol oynarım.I play basketball with Tom.