bask ile cümle
bask kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sana başka bir şey göstereyim.Let me show you something else.
Başka bir şey denemek zorunda kalacağım.I'll have to try something else.
Tom'un aklında başka bir şey var.Tom has something else on his mind.
Yapabileceğimiz başka bir şey yok mu?Isn't there something else we can do?
Bu benim soru değildi. Ben başka bir şeyi bilmek istedim.This wasn't my question. I wanted to know something else.
O benim sorum değildi. Ben başka bir şeyi bilmek istedim.That wasn't the question I asked. I wanted to know something else.
Başka hiç kimse gülmedi.No one else laughed.
Başka hiç kimse bunu bilmiyor.No one else knows it.
Tom'dan başka hiç kimse neşeli değildi.No one but Tom was amused.
Tom güldü ama başka hiç kimse gülmedi.Tom laughed, but no one else did.
Başka birine ihtiyacımız yok.We don't need anyone else.
Başka biri sana yardım etti mi?Did anyone else help you?
Başka biri onu gördü mü?Did anybody else see it?
Tom başka biriyle konuştu mu?Did Tom talk to anyone else?
Başka birini aradın mı?Did you call anyone else?
Başka birini gördün mü?Did you see anybody else?
Ben başka birini görmedim.I didn't see anyone else.
Başka biri korktu mu?Is anybody else scared?
Evde başka biri var mı?Is anyone else home?
Başka biri evde mi?Is anyone else home?
Evde herhangi başka biri var mı?Is anybody else in the house?
Herhangi birinin başka soruları var mı?Does anyone have any other questions?
Bunun hakkında başka biri biliyor mu?Does anyone else know about this?
Başka birini incitme.Don't hurt anybody else.
Etrafta başka biri var mı?Is there anyone else around?
Soru sorabileceğim başka birisi var mı?Is there anybody else I can ask?
Orada başka kimse var mıydı?Was anybody else there?
Başka biri yaralandı mı?Was anyone else injured?
Etrafta başka biri var mıydı?Was there anyone else around?
Üzgünüm, yapacak başka şeylerim var.Sorry, I have other things to do.
Başkan mahcup olmalı.The president ought to be ashamed.
Tom'dan başka herkes gülümsedi.Everybody but Tom smiled.
İş için başkasını tuttular.They hired someone else for the job.
Başka bir deyişle, benimle aynı fikirde misin?In other words, you agree with *me*?
Macaristan'ın başkenti Budapeşte'dir.The capital of Hungary is Budapest.
Başka yere bak.Look away.
Odada dolaşan nedir? -Bir fare, ya da başka bir şey.What is running across the room? - A mouse or something.
John, evin dışındaki bir başka kişidir.John is another person outside home.
Bu göz banyosundan başka bir şey değildi.It was nothing but eyewash.
Başka parlak fikirleriniz var mı?Any other bright ideas?
Başka bir anlamı daha var.There's another meaning, too.
Başka neyin vardı?What else did you have?
Garnizon teslim olmaktan başka bir seçenek görmedi.The garrison saw no choice but to surrender.
Özür dilerim, başka bir görüşmem var.I'm sorry, I have another meeting.
Onun üzerinde bir ton baskı vardı.There was a ton of pressure on him.
Uzun süredir aradığım nadir baskıyı buldum.I found the rare edition that I've been looking so long for.
Başka bir şey hakkında düşünüyor gibi görünüyorsun.It looks like you're thinking about something else.
Başkan yarın göreve başlıyor.The president takes office tomorrow.
O başka herkese tepeden bakıyor.He looks down on everybody else.
Tom'un, kendisiyle konuşulduğunda başka bir tarafa bakma huyu vardı.Tom had a propensity for looking the other way when spoken to.
Sana ödeme yapabilmemin başka bir yolu var mı?Is there any other way I can pay you?
Yanıtlayabilecek başka biri var mı?Is there anyone else who can answer?
Onun başka becerileri olduğundan eminim.I'm sure she has other skills.
Onun başka yetenekleri olduğundan eminim.I'm sure he has other skills.
Başka becerilerin olduğundan eminim.I'm sure you have other skills.
O bütün gün ağlamaktan başka bir şey yapmadı.She's done nothing but cry all day.
Başka bir şey izleyelim.Let's watch something else.
Başka kaç kişi var?How many other people are there?
O başka bir şey yapmıyor.She doesn't do anything else.
O kendinden başka hiç kimseyi umursamıyor.He cares about no one, but himself.