bask ile cümle

bask kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kendi hatası için başkalarını suçladı.He blamed others for his own failure.
Başkaları için çalışmaya istekliydi.He was willing to work for others.
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He is always saying bad things about others.
O, başka nasıl davranabilir?How else can he act?
O başka herhangi bir çocuktan daha uzundur.He is taller than any other boy.
Başka herhangi biri kadar çok çalıştı.He worked as hard as anybody else.
O başkalarına karşı nazik olmamı söyledi.He told me to be kind to others.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.He makes it a rule never to speak ill of others.
Başkalarının duygularına dikkat etmez.He pays no attention to others' feelings.
O, başkalarının gizliliğini ihlal ediyor.He invades the privacy of others.
O birçok adaylar arasından başkan olarak seçildi.He was elected as chairman from among many candidates.
O, başkana yakındır.He is close to the president.
Devlet başkanı olarak göreve başladı.He was inaugurated as President.
O başkan seçildi.He was elected president.
O, başkanlığa adaylığını koymak istiyor.He wants to run for President.
O, başkan olarak istifa etti.He resigned as president.
O, başkanlık için aday gösterildi.He was nominated for the presidency.
Başkanken Japonya'yı ziyaret etti.He visited Japan while he was President.
O, bir aptaldan başka bir şey değil.He is nothing but a fool.
Sabahtan akşama kadar şikayet etmekten başka bir şey yapmaz.He does nothing but complain from morning till night.
Onun kaçmaktan başka seçeneği yoktu.He had no choice but to run away.
Küçük bir sanatçıdan başka bir şey değildir.He is nothing but a minor artist.
O kısadır, ama basketbolda iyidir.He is short, but good at basketball.
Bir açıklama için ona baskı yapmadı.He didn't press her for an explanation.
Yoksulluktan dolayı okulu bırakmaktan başka seçimi yoktu.He had no choice but to give up school because of poverty.
Onun başka bir iş aramaya başladığını duyuyorum.I hear he's just begun looking for another job.
Annesinin ölümünü duyduğunda ağlamaktan başka bir şey yapmadı.He did nothing but weep when he heard of his mother's death.
O çizgi roman okumaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but read comics.
O bir hayalperesten başka bir şey değil.He is nothing more than a dreamer.
Hırsızlara yardım etmesi için baskı yapıldı.He was coerced into helping the thieves.
O, sebzeden başka bir şey yemez.She eats nothing but vegetables.
Onu başkan seçmelerine şaşmamalı.No wonder they have elected him chairman.
Onların gidecek başka yeri yok.They have nowhere else to go.
Onlar John'ı komite başkanı yaptı.They made John chairman of the committee.
Onlar Bayan Smith'i başkan atadılar.They appointed Miss Smith chairperson.
Onlar ağlamaktan başka bir şey yapmazlar.They do nothing but cry.
Onlar baskında iki düşman uçağını vurdular.They shot down two enemy planes during the raid.
Onlar tüm plandan vazgeçmekten başka seçenekleri olmadığını kabul ettiler.They agree that they have no choice but to give up the whole plan.
Onlar belediye başkanının çekilmesini istediler.They demanded that the mayor should resign.
Onlar başkanın istifa etmesini istedi.They demanded that the president resign.
Onlar başka bir ülkenin iç işlerine karışmamalılar.They should not intervene in the internal affairs of another country.
Geri çekilmekten başka seçenekleri yoktu.They had no alternative but to retreat.
Onu büyük bir çoğunlukla belediye başkanı seçtiler.They elected him mayor by a large majority.
Başkana suikast düzenlemeye kalkıştılar.They attempted to assassinate the president.
Başkanın çekilmesini talep ettiler.They demanded that President resign.
Onu bir kulübün başkanı yaptılar.They made him the chairman of a club.
Onlar onu başkan seçtiler.They elected him chairman.
Onu başkan olarak seçmeyi uygun buldular.They agreed to elect him as president.
Onu başkanlığa atadılar.They appointed him chairman.
Onlar şikâyet etmekten başka bir şey yapmıyorlar.They do nothing but complain.
Onların gitmekten başka seçenekleri yoktu.They had no choice but to leave.
Onun dışında, başka hiç kimse partiye gelmedi.Outside of him, no one else came to the party.
Onu beklemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu.There was nothing that I could do but wait for him.
Onu kendisinden başka kim yazmalı?Who should write it but himself?
Onu öpmek bir şey, ve sevmek başka bir şeydir.To kiss her is one thing, and to love is another.
Bütün gün ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.She did nothing but cry all day.
O, etrafına bakınmaktan başka bir şey yapmadı.She did nothing but look around.
O, her zaman başkaları hakkında kötü konuşur.She always speaks ill of others.
O her zaman başkaları ile ilgili hata buluyorShe is always finding fault with others.
O, basketbol oynardı.She used to play basketball.

İlgili Sayfalar