Şimdilik, Başkan krizi baskı altında tutmak eğiliminde gözüküyor ve o bu konuda kararlıSo, for now, it seems the president is keen to contain the crisis in Syria and he's determined.
Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin.Do not harass them so as to (make life) difficult for them.
baskı altında tutmak ve zorlamakalistaminen ja pakottaminen
baskı altında tutmak ve zorlamakatt undertrycka och tvinga
baskı altında tutmak ve zorlamakd’être rabaissé ou forcé à faire quelque chose
baskı altında tutmak ve zorlamakhumillar, coaccionar;
baskı altında tutmak ve zorlamakподчинение и принуждение
baskı altında tutmak ve zorlamakإخضاع وإكراه وإجبار
baskı altında tutmak ve zorlamak恐吓、跟踪、监视 贬低和强迫
Şimdilik, Başkan krizi baskı altında tutmak eğiliminde gözüküyor ve o bu konuda kararlıAlors, pour le moment, il semble que le président veut bien contenir la crise en Syrie et il est determiné.
Şimdilik, Başkan krizi baskı altında tutmak eğiliminde gözüküyor ve o bu konuda kararlıΈτσι προς το παρόν ο Πρόεδρος όχι μόνο ενδιαφέρεται αλλά είνα αποφασισμένος να περιορίσει τις εντάσεις.