bas ile cümle

bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun başarısı ile ilgili bir umut var mı?Is there any hope of his success?
Gazetede onun başarısından bahsedildi.His success was mentioned in the paper.
Onun başarısı çok çalışmanın sonucuydu.His success resulted from hard work.
Başarısının çoğunu karısına borçludur.He owes much of his success to his wife.
Onun başarılı olacağından şüphem yok.I have no doubt that he will succeed.
O, başarısını hem çok çalışmaya hem de şansına borçlu.He owes his success both to working hard and to good luck.
Onun başarısı beni çok cesaretlendirdi.His success encouraged me very much.
O başarısını ailesine borçludur.He owes his success to his parents.
Onun başarısına içelim.Let's drink to his success.
Onun hayatı uzun bir başarısızlıklar dizisiydi.His life was a long series of failures.
Açıklaması çok baştan savmaydı. Onu anlamadım.His explanation was too sketchy. I didn't understand it.
Cesur kararı sayesinde krizi atlatmayı başardı.Thanks to his bold decision, he was able to ride out the crisis.
Tavsiyesi için teşekkürler. Sınavda başarılı oldum.Thanks to his advice, I succeeded in the examination.
Kaçış girişimi başarılıydı.His attempt to escape was successful.
Onun babası işte başarısız oldu.His father failed in business.
Onun yaralı bacağı tekrar kanamaya başladı.His wounded leg began to bleed again.
Onun kitabı bir ülke hayatı hikayesiyle başlıyor.His book begins with a tale of country life.
Onun beceriksizliği herkesi sinirlendirmeye başladı.His incompetence began to irritate everyone.
Ebeveynleri onun sınavdaki başarısından memnunlardı.His parents were glad at his success in the examination.
Ebeveynlerinden başka hiç kimse onu çok iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him very well.
Tabiri caizse, o başı boş bir koyun.He is, as it were, a stray sheep.
O çok kibardır. Başkalarının hakkında asla kötü konuşmaz.He is very nice. He never speaks ill of others.
Daha çok çabalamazsa, başarısız olur.He'll fail, unless he tries harder.
O, yangını bastırdı.He stamped out a fire.
O, üç yıl başkan olarak görev yaptı.He served as chairman for three years.
Başarısını iyi şansa bağladı.He attributed his success to good luck.
Ormanda tek başına yaşıyor.He lives by himself in the woods.
Başkanlık için uygundur.He's eligible for the presidency.
Büyük çabalarına rağmen başarısız oldu.He failed in spite of his great efforts.
Kendi kendine, "Başaracağım!" dedi.He said to himself, "I will do it."
İngilizce öğrenmeye on bir yaşında başladı.He started learning English at the age of eleven.
O, yirmili yaşlarının başındadır.He is in his early twenties.
İkinci denemesinde başardı.He succeeded on his second try.
Otuz yaşına kadar resim yapmaya başlamadı.He didn't start to paint until he was thirty.
O, otuz yaşına girmeden önce resim yapmaya başladı.It was not until he was thirty that he started to paint.
O, otuzlu yaşların başlarındadır.He is in his early thirties.
Saat üçte başlayacağını bana bildirdi.He notified me that he would start at three.
Başka türlü yapamadım.I couldn't do otherwise.
O, bir apartman dairesinde tek başına yaşıyor.He lives alone in an apartment.
O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.He began by saying that he would not speak very long.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
Amerika'da kaldığı süredeki deneyimlerini bize anlatmaya başladı. Biz dikkat kesildik.He started to tell us his experiences during his stay in America. We were all ears.
O, Amerikan başkanlık adaylarından biri.He is one of the American presidential candidates.
Tüm zorluklara rağmen başardı.He succeeded in spite of all difficulties.
O sürekli bir şey ya da başka bir şey hakkında şikayet ediyor.He complains about one thing or another all the time.
Alışkanlık nedeniyle başını kaşıdı.He scratched his head out of habit.
O, her zaman başarılarıyla övünüyor.He is always boasting of his achievements.
O her zaman başkalarını bir aptal yerine koyar.He always makes a fool of others.
O her zaman başkalarının hatalarını buluyor.He is always finding fault with others.
Daima başkalarında kusur buluyor.He is always finding fault with other people.
Daima başkalarında kusur bulur.He is always finding fault with other people.
O her zaman başkalarının iyi tarafını görmeye çalışır.He always tries to see the good in others.
Hindistan'da isyanı bastırdı.He put down the rebellion in India.
O yalancıdan başka bir şey değil.He is nothing but a liar.
O, sorunu çözmeyi başardı.He succeeded in solving the problem.
Başarılı bir şekilde yeni bir iş bulabildiler.He managed to find a new job successfully.
Başarısız olması muhtemel.It is probable that he will fail.
O kendini kaybetti ve bana kötü sözler söylemeye başladı.He lost his temper and began calling me names.
O ona verilen görevi başaracağından emin.He is sure to carry out the task assigned to him.
Ben iş dünyasında onun başarılı olacağından eminim.I'm sure he will go far in the business world.

İlgili Sayfalar