bas ile cümle
bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Basketbol çok eğlenceli.Basketball is a lot of fun.
Bir basketbol takımı beş oyuncudan oluşur.A basketball team consists of five players.
Basketbolda uzun oyuncuların avantajı vardır.In basketball, tall players have an advantage.
O ilk başta konuşma yarışmasını kazandığını fark etmedi.At first he did not realize that he had won the speech contest.
Başlangıçta onun ne söylediğini anlayamadım.At first, I couldn't figure out what he was saying.
Başlangıçta, ondan hoşlanmadım.At first, I didn't like him.
Başlangıçta onu senin erkek kardeşin sandım.At first, I took him for your brother.
Başlangıçta hatalarım hakkında endişeliydim.I was worried about my mistakes at first.
Kral ilk başta ondan memnundu.The king was pleased with him at first.
Pazar büyük bir başarıyla bitti.The bazaar ended a great success.
Bir aptaldan başka hiç kimse ona inanmazdı.Nobody but a fool would believe it.
Evet, şirket başkanı ile konuştum.Yes, I spoke with the company president.
Evet, bu zaten başladı.Yes, it has already started.
Barbara'nın başarısı kuşkusuz.Barbara's success is beyond question.
Parti belirgin bir başarıydı.The party was a marked success.
Parti onun konuşmasıyla başladı.The party opened with his speech.
Parti böylesine büyük bir başarıydı.The party was such a great success.
Partinin büyük bir başarı olduğunu düşündük.We called the party a great success.
Her şey hesaba katılırsa, parti başarılıydı.The party was, on the whole, successful.
Parti başka insanlarla arkadaş olmak için elverişli bir yerdir.A party is a good place to make friends with other people.
Parti şimdi başlıyor.The party is just beginning.
Partinin başlangıcına vaktinde yetişecek miyiz?Will we be in time for the beginning of the party?
Hertz ve Avis, araç kiralama işinde başa baş rakiptirler.Hertz and Avis are head to head competitors in the car rental business.
Oyun iptal edildi çünkü aniden yağmur yağmaya başladı.The game was called off because it suddenly started raining.
Onun New York'taki işi büyük bir başarı idi.His business in New York was a great success.
New York ve Tokyo arasında doğrudan uçuşlar son zamanlarda başlamıştır.Direct flights between New York and Tokyo commenced recently.
Saat başı haber yayınlıyoruz.We broadcast news on the hour.
Ben Wellingtonluyum,Yeni Zelanda'nın başkenti.I'm from Wellington, the capital of New Zealand.
Devam edin ve istediğiniz bir şey ile başlayın.Go ahead and start with anything you like.
Nancy caddenin karşısından beni başı ile selamladı.Nancy greeted me with a nod from across the street.
Nancy tek başına yurt dışında yaşamayı istemiyordu.Nancy didn't mind living abroad by herself.
Başarı tembellikten gelmez.Success does not come from laziness.
Onun başarısından neden çok eminsin?Why are you so sure of his success?
Benim kitabımın baskısını niçin erteledin?Why did you put off the printing of my book?
Niçin ve nasıl olduğunu sorduğunda bilim başlar.Science begins when you ask why and how.
Ben, ne pahasına olursa olsun onu başaracağım.I will accomplish it at all costs.
Yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın, yarın başlayacağız.However hard it may rain, we will start tomorrow.
Transistör'ün icadı yeni bir çağ başlattı.The invention of the transistor introduced a new era.
Tomoko neredeyse ağlamaya başladı.Tomoko almost started to cry.
Nihayet, o, sınavı geçmeyi başardı.After all, he succeeded in passing the exam.
Tom'dan başka hiç kimse onun adresini bilmez.No one knows his address but Tom.
Tom'dan başka hiç kimse raporu teslim etmedi.No one but Tom handed in the report.
Tom çoğu zaman sözünü tutmayı başaramaz.Tom often fails to keep his word.
Tom bize başının ağrıdığını söyledi.Tom told us that he had a headache.
Tom yeni başladı fakat çabuk anlıyor.Tom's a beginner, but he catches on fast.
Ne zaman başım derde girse Tom yanımda olur.Tom stands by me whenever I am in trouble.
Tom çok çalıştı ama sınavda başarısız oldu.Tom worked hard only to fail the exam.
Tom artık başıboş bir çocuk değil.Tom is not an idle boy any longer.
Tom daha iyi ödeme yapan bir işe başvurmayı düşünüyor.Tom is thinking about applying for a better-paying job.
Tom başvuru formunu doldurdu.Tom filled out the application form.
Tom işe başvurdu.Tom applied for the job.
Tom bir bilgisayar şirketindeki bir iş için başvuracak.Tom is going to apply for a job with a computer company.
Tom bu işi yalnız başına yapabilir.Tom can do this work alone.
Tom bu günlerde başarılı.Tom is riding high these days.
Tom baş aşağı yavaş yavaş yürüyordu.Tom was walking slowly with his head down.
Tom sınavdaki başarısızlığını hastalığa bağladı.Tom attributed his failure in the exam to illness.
O, Tom'dan başkası değil.It's none other than Tom!
Hangi işe başvuracağıma karar vermedim.I haven't decided which job to apply for.
Toplantı ne kadar yakında başlayacak?How soon will the meeting begin?
Bu sorunla nasıl baş edeceğiz?How shall we deal with this problem?