Çogu insan üzücü oldugu için barinaklari ziyaret etmek istemedigini söyler.Sokan kijelentik, hogy nem látogatják a menhelyeket, mert nyomasztó számukra.
Çogu insan üzücü oldugu için barinaklari ziyaret etmek istemedigini söyler.Viele Leute behaupten, dass sie Heime nicht besuchen, da es sie deprimiert.
Çogu insan üzücü oldugu için barinaklari ziyaret etmek istemedigini söyler.Πολλοί άνθρωποι ισχυρίζονται ότι δεν επισκέπτονται καταφύγια επειδή είναι καταθλιπτικό γι' αυτούς.
Çogu insan üzücü oldugu için barinaklari ziyaret etmek istemedigini söyler.אנשים רבים טוענים שהם לא מבקרים .מקומות כאלה מפני שזה מדכא אותם
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.Denn es kommentiert offensichtlich unsere heutige Kultur, dass wir nicht wissen, was real ist.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.왜냐하면 이 사진들을 우리 시대에 중요한 문화들에 대해서 무언가를 나타내고 있지만 이게 진짜 인지 아닌지 확인을 할수 없기 때문이지요.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.Mert nyilvánvalóan ez kommentár napjaink kultúrájáról, miszerint lehetetlen eldönteni, mi valódi és mi nem.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.Pentru ca in mod evident exprima o parere despre cultura noastra actuala, ca nu putem distinge ce este real.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.Want het is overduidelijk een commentaar op onze cultuur van dit moment, dat we niet weten wat echt is.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.Защото то очевидно е коментар за нашата култура точно сега, че не можем да разберем кое е реално.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.Потому что, очевидно, это критика нашей культуры сегодня, когда мы не можем сказать наверняка, что настоящее.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.הרי בבירור זה מעיד על מה שקורה בחברה שלנו עכשיו, שאנחנו לא יכולים להבחין מה אמיתי.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.لأنه من الواضح ان ذلك يعطي تعليق عن ثقافتنا حاليا, اننا لا نستطيع ان نقول ما هو حقيقي
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.何が本当か私たちは見分けられない というコメントをしています 私たちは何か物を見ているとき どうやってそれが本物かを知るのでしょう
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Bởi vì điều đó đã rõ ràng, những nhà hoạt động xã hội "bằng chứng cứ" cũng có cảm xúc.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Denn eins ist klar: Faktivisten haben auch Gefühle.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Karena jelas, faktivis memiliki perasaan juga.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.왜냐하면 분명히 사실 운동가들 역시도 감정을 가지고 있기 때문이죠.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Parce que c'est évident, les factivistes ont également des sentiments.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Pentru că, evident, și factiviștii au sentimente.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Perché è ovvio, i fattivisti hanno anche loro dei sentimenti.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Porque, como es obvio, los "evidentistas" también tenemos emociones.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Protože je zřejmé, že i faktivisti mají city.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Przecież "faktywiści" też mają uczucia.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Som synes, faktivister har också känslor.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Want uiteraard hebben fact-ivisten ook gevoelens.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Γιατί, προφανώς, οι ακτιβιστές με τα δεδομένα έχουν κι εκείνοι συναισθήματα.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Адже очевидно, що фактивісти також не позбавлені емоцій.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Ведь очевидно, что у фактивизма тоже есть чувства.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.Защото както е известно, фактолозите също имат чувства.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.כי ברור שלפאקטיביסטים יש גם רגשות.
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.لأن - وهو واضح جدا - حقاشطين
Çünkü barizdir ki, gerçaktivistlerin de duyguları var.ワエル・ゴニムのことを 知っている人もいると思う
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.Dans des cas moins flagrants, on a quand même une sorte de négociation qui se fait.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.En situaciones menos obvias, existe aún un tipo de negociación que ocurre a menudo..
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.In casi meno evidenti, c'è comunque, spesso, un certo tipo di negoziazione.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.In einigen weniger offensichtlichen Fällen, findet immer noch eine Art der Verhandlung statt.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.In minder frappante gevallen vindt er vaak nog steeds een soort onderhandeling plaats.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.Kevésbé kirívó esetekben mindig akad valamiféle alkudozás, ami tart egy ideig.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.보다 병백히 드러나지 않은 경우에도, 여전히 타협 같은것이 진행되고 있습니다.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.Si in cazuri mai putin evidente, avem de-a face cu un fel de negociere.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.Trong các tình huống mơ hồ hơn, vẫn có thể thương lượng được.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.W mniej wyrazistych sytuacjach także mamy do czynienia z negocjacją.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.Σε λιγότερο κραυγαλέες περιπτώσεις εξακολουθεί να υπάρχει ένα είδος διαπραγμάτευσης που συχνά λαμβάνει χώρα.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.В менее очевидных случаях отношения могут изменяться в соответствии с реальностью.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.В по-малко очевидни случаи има някакъв вид договаряне, което се случва.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.У менш скандальних випадках все ж існує момент вагань.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.במקרים פחות בוטים, עדיין מתנהל סוג של מיקוח.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.وفي حالات اقل وقاحة، هناك نوع من الأخذ والعطاء مازال ساري المفعول.
Daha az bariz durumlarda, çoğunlukla devam eden bir uzlaşma şekli vardır.関係の調整がやはり 起こり得ます 例えば会社であれば
Diğerlerini dışarıdaki barikattan aldım.Ostale sem dobila z barikad zunaj. Postelja za princeso.
Diğerlerini dışarıdaki barikattan aldım.Ostatní mám z venkovní barikády.
Diğerlerini dışarıdaki barikattan aldım.Πήρα τους άλλους από το εξωτερικό οδόφραγμα.
Diğerlerini dışarıdaki barikattan aldım.Имам и други от барикадата отвън.
Dikkate alacağımız diğer örnekler. İngiltere'de Thames Bariyerleri Londra'yı fırtına dalgalarından koruyor.W Wielkiej Brytanii zbudowano zaporę na Tamizie, która chroni Londyn przed falami sztormowymi.
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler.A felálló szőrzetben bennragad a levegő, így szigeteléssel szabályozva a hőmérsékletet.
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler.우리 몸을 보온시켜줍니다. 이것이 결국 보온벽같은 역할을 하는 것이죠. 이외에도
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler.הטמפרטורה שלו באופן אופטימלי כדי לספק מחסום מבודד. חוץ מזה
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler.وتوفير تنظيمه في نهاية المطاف عائقا معزول. وبصرف النظر عن هذا
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler."闘争・逃走反応"が引き起こせまして、ストレスフルな状況(たとえば怖いとき)で アドレナリンも製造されます。猫はとても良い例です: