Onları koltuğa buyur ettim ve bir bardak su ikram ettim--Поканих ги да влязат, донесох им чаши с вода...
Onları koltuğa buyur ettim ve bir bardak su ikram ettim--Я посадила їх, принесла по склянці води.
Onları koltuğa buyur ettim ve bir bardak su ikram ettim--הושבתי אותם והבאתי להם כוסות מים--
Onları koltuğa buyur ettim ve bir bardak su ikram ettim--و أجلستهم ، وقدمت لهم أكواب الماء --
Örneğin elimde 100 derecedeki bir bardak çay ve 100 derecedeki bir termos dolusu çay olsun.Eine Teetasse bei 100 Grad, oder ein Teetopf bei 100 Grad?
Örneğin elimde 100 derecedeki bir bardak çay ve 100 derecedeki bir termos dolusu çay olsun.Stostupňový hrnek čaje nebo stostupňový sud čaje?
Örneğin elimde 100 derecedeki bir bardak çay ve 100 derecedeki bir termos dolusu çay olsun.Szklanka herbaty o temperturze 100 stopni czy beczka takiej herbaty.
Örneğin elimde 100 derecedeki bir bardak çay ve 100 derecedeki bir termos dolusu çay olsun.Una tazza di 100 gradi di tè, o un barilotto di 100 gradi di tè.
Örneğin elimde 100 derecedeki bir bardak çay ve 100 derecedeki bir termos dolusu çay olsun.בכוס תה של 100 מעלות, או בחבית תה של 100 מעלות.
Örneğin, su sebilindeki plastik bardaklardan biri. -Digamps que es uno de esos vasos que tienes por el refrigerador de agua.
Örneğin, su sebilindeki plastik bardaklardan biri. -Voyons dire que c'est un des tasses que tu as à la fontaine d'eau.
Örneğin, su sebilindeki plastik bardaklardan biri. -Допустим, что это одна из тех чашек из кулера.
Örneğin, su sebilindeki plastik bardaklardan biri. -دعونا نفترض انه واحداً من هذه الاكواب التي لديك في مبرد الماء
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.A jediní ľudia, čo sú tam, sú barman a starý muž sklonený nad pivom.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Dan di sana hanya ada seorang bartender dan laki-laki tua yang meminum birnya perlahan-lahan.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.De enige aanwezigen zijn een barman en een oude man die een biertje drinkt.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Dentro hay solo un camarero y un anciano bebiendo una cerveza.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Die einzigen Leute dort sind der Barmann und ein alter Mann vor seinem Bier.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.E as únicas pessoas ali são o empregado do bar e um velho, de volta de uma cerveja.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Egyedül csak a csapos van ott, és egy öregember, szorongatva a sörét.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Et les seules personnes présentes sont un barman et un vieil homme qui sirote une bière.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.거기 있는 사람이라고는 바텐더 한 명과 맥주를 천천히 마시고있는 한 노인이죠.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Le uniche persone all'interno sono il barista e un anziano che sorseggia una birra.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Og de eneste mennesker, der er der, er bartenderen og en gammel mand, der passer en øl.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Są tam tylko barman i starszy mężczyzna pijący piwo.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Singurele persoane de acolo sunt barmanul şi un bătrân care bea bere.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Trong quán chỉ có người pha chế và một ông già.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.V hospodě je jenom barman a starý děda sedící u piva.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Τα μόνα άτομα εκεί μέσα είναι ο μπάρμαν κι ένας ηλικιωμένος άνδρας που πίνει την μπύρα του.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.В пабе нет никого, кроме бармена и старика за кружкой пива.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.Единствените хора вътре са барманът и един възрастен човек, пиещ бира.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.האנשים היחידים שם הם הברמן ואיש זקן שרכון על כוס בירה.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.والأشخاص الوحيدون هناك هم ساقي الحانة وشخص عجوز يتعافى من الجعة.
O sırada barda sadece barmen ve birasını yudumlayan yaşlı bir adam vardır.旅行者はビールを1杯注文し みんなしばらく黙って座っていましたが
O zaman kaç bardak limonata satmaları gerekmektedir? y 25$'a eşit olmak zorunda.Hvor mange glas saftevand skal de sælge? y skal altså være lig med 25 kroner.
O zaman kaç bardak limonata satmaları gerekmektedir? y 25$'a eşit olmak zorunda.Kolik sklenic musejí prodat? y musí být rovno $25 Kolik sklenic musejí prodat?
O zaman kaç bardak limonata satmaları gerekmektedir? y 25$'a eşit olmak zorunda.그렇다면 몇 잔의 레모네이드를 팔아야 할까요? y는 25달러가 되어야 합니다
O zaman kaç bardak limonata satmaları gerekmektedir? y 25$'a eşit olmak zorunda.Така че, колко чаши лимонада, те трябва да продадат? y трябва да бъде равно на $25.
O zaman kaç bardak limonata satmaları gerekmektedir? y 25$'a eşit olmak zorunda.فكم كوب عصير ليمون عليهم ان يبيعوا؟ y يجب ان تكون $25
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Các kinh tuyến song song cách thô bạo pecked vào thủy tinh, bao quanh các footpads ly.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Meridiane paralel grosolan ciugulit în sticlă, cupe înconjoară aceste footpads ".
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Meridiani paralleli bruscamente beccato nel bicchiere, calici circondano questi briganti '.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Meridianos paralelos groseramente picoteaban en el vidrio, rodean copas de estos bandoleros.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Meridianos paralelos rudemente pecked no copo, coloque essas taças footpads '.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Meridian paralel kasar mematuk ke dalam gelas, gelas surround ini bajing loncat '.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.병렬 meridians가 난폭하게 유리로 pecked이 footpads 'goblets는 서라운드.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Méridiens parallèles grossièrement picorer dans le verre, gobelets entourent ces coussinets.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Paralelné meridiány hrubo písal do skla, poháre surround týchto labky ".
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Paralelní meridiány hrubě ťukal do skla, poháry surround těchto tlapky ".
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Parallell meridianer bryskt hackas i glaset, omger dessa trampdynorna "pokaler.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Parallel meridiaaneja tylysti pecked lasiin, surround nämä footpads "pikarit.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Parallel Meridiane grob gehackt in das Glas, umgeben diese Straßenräuber 'Becher.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Parallel meridianen ruw pikte in het glas, surround deze voetzolen "bekers.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Parallel meridianer brutalt hakket i glasset, omgiver disse footpads 'Bægere.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Párhuzamos meridiánok durván pontozott a pohárba, térhatású ezek footpads "serlegek.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Równolegle meridiany niegrzecznie dziobnął do szkła, surround puchary te poduszki.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Vzporedno meridianov neizdelan pecked v kozarec, surround te footpads "čaš.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Παράλληλα μεσημβρινών αγένεια pecked στο ποτήρι, surround κύπελλα αυτά ληστών ".
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Паралелно меридиани грубо pecked в чашата, съраунд бокали тези footpads ".
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.Паралельно меридіанів грубо клюнув у скло, оточують кубки цих подушечок лап.