Herkes barınağa!Everyone in the shelter!
Tom barmenle konuştu.Tom talked to the bartender.
O barbarca bir uygulamadır.That is a barbaric practice.
O barbarca bir uygulama.That's a barbaric practice.
Leyla ve Sami barbar bir biçimde davrandılar.Layla and Sami behaved in a barbaric way.
Leyla barların arkasındaydı.Layla was behind bars.
Kendilerine uygar diyorlar ama barbar dedikleri kadar vahşiler.They call themselves civilized, but they're just as savage as those they call barbarians.
Onlar, barbar dediklerinden çok daha vahşidirler.They are much more savage than those they call barbarians.
Barack Obama, Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk Afro-Amerikan başkanıydı.Barack Obama was the first African-American president of the United States.
Hiç İspanyol barına gittin mi?Have you ever gone to a Spanish bar?
Burada barbekü yok.No barbecues here.
Bardağım boştu.My cup was empty.
Bardağım boş.My cup's empty.
Barmen içecekleri karıştırdı.The bartender mixed the drinks.
Tom üç bardak şarap içtiğini söylüyor.Tom says he's had three glasses of wine.
Tom bardaki herkes için içki ısmarladı.Tom bought drinks for everybody in the bar.
Tom hâlâ barmen mi?Is Tom still a bartender?
Bu bardaklar Tom'un.These glasses are Tom's.
Kaç bardak şeker katacağımı bilmiyordum.I didn't know how many cups of sugar to add.
Her iki bardağı da suyla doldurdum.I filled both glasses with water.
Her iki bardağı da şarapla doldurdum.I filled both glasses with wine.
Barmensin, değil mi?You're a bartender, aren't you?
Tom bardağı kırdığını söyledi.Tom said that he broke the glass.
Tom bardağını şarapla doldurdu.Tom filled his glass with wine.
Tom bir barmen olarak çalışıyor.Tom is working as a bartender.
Artık barlara gitmiyorum.I don't go to bars anymore.
Tom, Mary'nin bardağına biraz şarap döktü.Tom poured some wine into Mary's glass.
Tom'un Park Caddesi'nde bir barı var.Tom has a bar on Park Street.
Bardağımdan içtin miDid you drink from my cup?
Sen bardağımdan içtin.You drank from my glass.
Benim bardağımdan kim içti?Who drank from my glass?
Tom hâlâ bir barmen.Tom is still a bartender.
Bara geri döndüm.I went back to the bar.
Ben barlara gitmem.I don't go to bars.
Bu katta bir restoran veya bar var mı?Is there a restaurant or bar on this floor?
Tom barok müziği sever.Tom likes Baroque music.
Kaç bardak çay içtiniz?How many cups of tea did you drink?
Tom artık içmemeye söz vermiş olmasına rağmen, barda Mary ile içiyor.Even though Tom promised not to drink anymore, he's at the bar drinking with Mary.
Üç bardağa daha ihtiyacımız var.We need three more glasses.
Tom barmen değildi.Tom wasn't a bartender.
Tom barmen değil.Tom isn't a bartender.
Hangisi benim bardağım?Which one is my cup?
Üç bardağa ihtiyacımız var.We need three cups.
Bu senin bardağın mı?Is this your cup?
Tom'la ilk tanıştığımızda, o bir barmendi.When I first met Tom, he was a bartender.
Tom'un istediği şey barış ve sessizlikti.What Tom wanted was some peace and quiet.
Tom Mary'nin barda oturduğunu görmedi.Tom didn't see Mary sitting at the bar.
Sen hâlâ bir barmen olarak çalışıyor musun?Are you still working as a bartender?
Tom şimdi bir barmen olarak çalışıyor.Tom now works as a bartender.
Bu bardakta bir çatlak var.There's a crack in this cup.
Sami İslam'ın barış dini olduğunu söyledi.Sami said that Islam is a religion of peace.
Tom ve Mary, her biri üç bardak şarap içtiklerini söylediler.Tom and Mary said they've each had three glasses of wine.
Barbunyayı severim ama onu çok sık yemem.I like pinto beans, but I don't eat them very often.
Tom ve Mary birlikte bardan ayrıldılar.Tom and Mary left the bar together.
Bir bardak kırmızı şarap alacağım.I'll have a glass of red wine.
Tom eskiden bir barmendi.Tom used to be a bartender.
Bir bardak süt ister misiniz?Would you like a glass of milk?
Tom çok ıslanmayacağını umarak ağacın altına bir barınak götürdü.Tom took shelter under the tree, hoping he wouldn't get too wet.
Bir bardak şeker ödünç alabilir miyim?Can I borrow a cup of sugar?
Onun adı Barbara.Her name is Barbara.