bankanın ile cümle
bankanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla bankanın binasını yaptırıyorum.Y yo utilizo eso para construir un edificio.
Bununla bankanın binasını yaptırıyorum.И я использую их для постройки здания.
Bununla bankanın binasını yaptırıyorum.Ще ги използвам, за да си построя сграда.
Bununla bankanın binasını yaptırıyorum.ということは、この金貨は、ビルを建てる人たちの手元へと渡り、
Bununla bankanın binasını yaptırıyorum.And I use that to build a building. و إستخدمته في بناء مبنى البنك
Burada bankanın adı yazacak, kocaman puntoyla, A Bankası yazacak.Myslím, že kreditní kartu už jsme všichni viděli. Nahoře na ní bude velkým písmem Banka A.
Burada bankanın adı yazacak, kocaman puntoyla, A Bankası yazacak.Впевнений, що кожен бачив кредитну картку, отже банк А найбільний і знаходиться на вершині.
Buraya birkaç bankanın bilançosunu çizdim. .Co jsem udělal, že jsem jen nakreslil rozvahy pro několik bank.
Buraya birkaç bankanın bilançosunu çizdim. .Torej, kar sem naredil je, da sem skiciral bilance za nekaj bank
Buraya birkaç bankanın bilançosunu çizdim. .描きました。 明らかに、これは簡略化されています。
Bu sözleşme değer bir şey. Bu bankanın bir varlık kabul ediliyor.Det anses vara en tillgång för banken.
Bu sözleşme değer bir şey. Bu bankanın bir varlık kabul ediliyor.E' considerato un valore che la banca possiede.
Bu sözleşme değer bir şey. Bu bankanın bir varlık kabul ediliyor.Ez a bank egy eszköze.
Bu sözleşme değer bir şey. Bu bankanın bir varlık kabul ediliyor.Het wordt beschouwd als een bezit van de bank.
Bu sözleşme değer bir şey. Bu bankanın bir varlık kabul ediliyor.Il est considéré comme un actif de la banque.
Bu sözleşme değer bir şey. Bu bankanın bir varlık kabul ediliyor.Je považována za aktivum banky.
Bu sözleşme değer bir şey. Bu bankanın bir varlık kabul ediliyor.Se luetaan pankin omaisuuseräksi.
Bu sözleşme değer bir şey. Bu bankanın bir varlık kabul ediliyor.החוזה שווה משהו. זה נחשב כנכס של הבנק.
Bütün bunlar olmadan önce bankanın bu sorunlu aktif nedeniyle yüzde yüz riski vardı. -V tomto případě, předtím než se cokoli z tohoto stalo, banka byla 100% vystavena těmto toxickým aktivům.
Daha büyük bir arabellek, bir bankanın krediler daha olabilir önce iflas etmiş olur kötü gitmek.Čím větší tento polštář je, tím víc půjček banky může dopadnout špatně, než se banka dostane do insolvence.
Daha büyük bir arabellek, bir bankanın krediler daha olabilir önce iflas etmiş olur kötü gitmek.Ju större buffert desto mer av en banks utlåning kan misslyckas innan den blir insolvent.
Daha büyük bir arabellek, bir bankanın krediler daha olabilir önce iflas etmiş olur kötü gitmek.Quanto maior a zona tampão, mais empréstimos de um banco podem tornar-se tóxicos antes da insolvência.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.Alors que le jugement du litige progressait, M. Morgan, le président de la banque, déposa son témoignage.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.Als der Fall bei Gericht weiterging, wurde der Präsident der Bank Mr. Morgan in den Zeugenstand gerufen.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.À medida que o caso evoluiu, o Sr. Morgan, presidente do banco, prestou depoimento.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.Bo bank nigdy nie posiadał tych pieniędzy.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.Eftersom retssagen skred frem, indtog bankens direktør vidnestolen, -
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.În timp ce cazul progresa, preşedintele băncii, Dl. Morgan s-a prezentat la tribună.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.재판이 진행되면서 은행장 모건씨가 발언했다
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.Kun oikeusjuttu jatkui, pankin johtaja Mr. Morgan tuli todistamaan.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.Mientras el caso avanzaba en el tribunal el Presidente del Banco, el Sr. Morgan, tomó parte.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.När rättsprocessen fortskred hördes bankens verkställande direktör Mr.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.Na sodni obravnavi je pričal tudi predsednik banke g. Morgan.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.Όσο προχωρούσε η δίκη, ο πρόεδρος της τράπεζας κος Μόργκαν πήρε το λόγο.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.По ходу рассмотрения дела президент банка, мистер Морган, стоял на своём.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.С развитието на делото, президента на банката, Г-н Морган, свидетелствал.
Dava ilerledi ,bankanın şefi Bay Morgan davaya dahil oldu.ومع تطور القضية , تقدم مورغان ليدلي بشهادته
Diyelim ki bankanın 1 milyar türk lirası devlet bonosu var. -Digamos que temos $1 bilião em obrigações do Governo dos EUA, obrigações emitidas pelo governo dos EUA.
Diyelim ki bankanın 1 milyar türk lirası devlet bonosu var. -Řekněme, že má, nevím, 1 miliardu dolarů ve státních dluhopisech, v amerických státních dluhopisech.
Diyelim ki bankanın 1 milyar türk lirası devlet bonosu var. -لنقل أن لديه بليون دولار -- بليون دولار في عقود حكومية، عقود حكومة الولايات المتحدة.
Diyelim ki bankanın 1 milyar türk lirası devlet bonosu var. -アメリカ国債、 そこには色々な違う種類の資産が沢山あるかもしれなく、
Diyelim ki bankanın 60 lira borcu ve 40 lira özsermayesi var. -Řekněme, že má 60 dolarů závazků. A 40 dolarů vlastního kapitálu.
Diyelim ki bankanın A borcu vardır.Empréstimo A.
Diyelim ki bankanın A borcu vardır.Má úvěr A.
Diyelim ki bankanın A borcu vardır.لنقل ان لديه قرض A.
Diyelim ki bankanın A borcu vardır.ローンAは、100億ドルだとしましょう。
- Diyelim ki bankanın sadece likiditeyi karşılayabilecek nakiti vardır.To je v rámci komerční banky, ale řekněme, že má nějakou hotovost pro okamžitou potřebu likvidity.
Diyelim ki bankanın sadece likiditeyi karşılayabilecek nakiti vardır.لنقل أن دليه بعض النقد لغرض احتياجات السيولة الحالية.
Diyelim ki bankanın sadece likiditeyi karşılayabilecek nakiti vardır.そして、負債サイドではローンAを持っています。 それは誰かから100億ドルの借金をしています。
Diyelim ki bankanın sorunlu bir aktifi var ve başlangıçta buna 100 lira ödediler. -Samozřejmě banky mají mnoho aktiv, takže příliš zjednodušuji. Myslím si ale, že pochopíte jádro problému.
Diyelim ki bu aktif bankanın sahip olduğu tek aktif. -Assim, apenas para simplificar o problema original, você tem um banco.
Diyelim ki bu aktif bankanın sahip olduğu tek aktif. -Řekněme, že mají 1 velké špatné aktivum, za které původně zaplatili 100 dolarů.
Diyelim ki bu aktif bankanın sahip olduğu tek aktif. -それではもともとの、銀行についての
Diyelim ki bu bankanın verdiği kredilerin henüz vadesi gelmemiş. . .A řekněme, že z nějakého důvodu, všechny tyto ostatní úvěry nejsou likvidní. Ještě nejsou splatné.
Diyelim ki bu bankanın verdiği kredilerin henüz vadesi gelmemiş. . .In recimo, da so, iz kakršnega koli razloga, vsa ta ostala posojila nelikvidna. Torej ni jih še treba plačati.
Diyelim ki bu bankanın verdiği kredilerin henüz vadesi gelmemiş. . .流動性はありません。 それらの支払いはまだです。 したがって、銀行はこれらのローンを取り除くことはできません。
Diyelim ki, 'C' kredisini verenler bu bankanın işe devam etmesini istiyorlar. -Řekněme, že lidé od Úvěru C řeknou, chceme tuto banku zachovat jako pokračující entitu.
Diyelim ki, 'C' kredisini verenler bu bankanın işe devam etmesini istiyorlar. -維持したいと言うとしましょう。 私達がこのCDOを処分しかったら、何をするでしょうか。
Eğer zaman sizin tanıtmak olsaydı bir bankanın herhangi bir yetkiliye kardeşimAk by kedykoľvek predstaviť svoj brat každého úradníka v banke
Eğer zaman sizin tanıtmak olsaydı bir bankanın herhangi bir yetkiliye kardeşim당신은 언제든지 소개 싶다면 의 은행의 공식에 형제