balığı ile cümle
balığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Así que, cada vez que el pez grande se come al pequeño, el puntaje aumentará en uno.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Astfel, de fiecare dată când peștele mare îl mănâncă pe cel mic, scorul va crește cu o unitate.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Così, ogni volta che il pesce grande mangia il pesce piccolo, il punteggio salirà di un punto.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Elke keer de grote vis een kleine opeet, verhoogt de score met 1.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Így minden alkalommal, mikor a nagy hal megeszi a kis halat, emelkedik a pontszám, egy pont adódik hozzá.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Nên, mỗi lần cá lớn ăn cá bé, cậu ta sẽ được thêm điểm, và điểm này sẽ được cộng dồn.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Så hver gang den store fisk spiser den lille fisk går scoren op med 1.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Teraz za każdym razem, gdy duża ryba zjada małą, on zwiększy wynik i wynik pójdzie w górę o jeden.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Έτσι τότε, κάθε φορά που το μεγάλο ψάρι τρώει το μικρό, θα αυξάνει το σκορ κατά ένα.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Отже, кожного разу, коли одна риба їсть іншу, рахунок збільшуватиметься на одиницю.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.Теперь каждый раз, когда большая рыба съедала маленькую рыбку, прибавлялось очко, и счёт повышался.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.ואז, כל פעם שהדג הגדול אכל את הדג הקטן, הוא העלה את התוצאה, והתוצאה עלתה באחד.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.وبالتالي لما التهمت السمكة الكبيرة السمكة الصغيرة، سيرفع النتيجة، وذلك سمكة سمكة.
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.得点が加算され 得点が1点づつ増えていきます それは実際 正しく動いていました
Böylece büyük balık küçük balığı her yediğinde puan işliyor ve puan yükseliyordu.於是,每次當大魚食小魚 佢都可以令到個分數增加 每次增加一分
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.A primeira vez que o comi foi num restaurante no sul de Espanha.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Először egy étteremben ettem, Spanyolország déli részén.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Ich habe ihn zuerst in einem Restaurant in Südspanien gegessen.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Ik at hem voor het eerst in een restaurant in zuid-Spanje.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Întîi l-am mâncat la un restaurant în sudul Spaniei.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Jag åt den för första gången på en restaurang i södra Spanien.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.J'en ai d'abord mangé dans un restaurant dans le sud de l'Espagne.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.처음 맛을 본 건 스페인 남부에 있는 식당이었습니다.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Lần đầu tiên tôi ăn thử em là tại một nhà hàng ở phía nam Tân Ban Nha.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Lo comí por primera vez en un restaurante en el sur de España.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Lo mangiai per la prima volta in un ristorante nel sud della Spagna.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Pierwszy raz jadłem ją w restauracji w południowej Hiszpanii.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Poprvé jsem ji jedl v restauraci v jižním Španělsku.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Saya pertama kali makan ikan itu di restoran di Spanyol selatan.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Η πρώτη φορά που το έφαγα ήταν σε ένα εστιατόριο στη νότιο Ισπανία.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.За първи път я опитах в един ресторант в южна Испания.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.Я ел эту рыбу в ресторане на юге Испании.
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.לראשונה אכלתי אותו במסעדה בדרום ספרד
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.وقد تذوقتها أول مرة في مطعم ,, في جنوب إسبانيا
Bu balığı ilk kez güney İspanya'da bir restoranda yedim.南スペインのレストランだ ジャーナリストの友人が この魚の話ばかり
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.Acest pește se numește Sagamichtys abei; el are un tub luminos pe umăr care poate emite lumină.
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.Ce poisson est appelé un néon brillant parce qu'il a un néon sur l'épaule qui peut émettre de la lumière.
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.Denne fisk kaldes den skinnende rørskulder fordi den faktisk har et rør på sin skulder der kan udspy lys.
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.Deze vis heet de "stralende buisschouder" omdat hij een buis in zijn schouder heeft waaruit licht kan spuiten.
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.이름은 샤이닝 튜브슐더(Shining Tubeshoulder)에요. 실제로 어깨에 빛을 발산할 수 있는 튜브를 가지 있거든요.
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.Táto ryba sa nazýva Searsia koefoedi a má na ramene hadicu, cez ktorú vystreľuje svetlo.
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.דג זה מכונה צינורית הכתף הזוהרת מפני שיש לו בעצם צינורית על כתפו שיכולה להתיז אור.
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.تسمى هذه السمكة بانبوب الكتف اللامعة لانها فعلا تمتلك انبوبا فوق كتفها يستطيع ان يبخ الضوء.
Bu balığın adı "ışıklı omuz" çünkü gerçekten de sırtında ışık püskürtebilen bir tüp var.えらの近くにある器官から 発光液を分泌します これを捕獲できたのはとても幸運でした
Bu balığın aslında uzun farları var.Acest pește chiar are fază mare.
Bu balığın aslında uzun farları var.Ce poisson a en fait des phares.
Bu balığın aslında uzun farları var.Denne fisk har faktisk langt lys.
Bu balığın aslında uzun farları var.Dieser Fisch hat sogar ein Fernlicht.
Bu balığın aslında uzun farları var.Este pez realmente tiene luces altas.
Bu balığın aslında uzun farları var.이 물고기는 하이빔을 가지고 있습니다.
Bu balığın aslında uzun farları var.Questo pesce in effetti ha degli abbaglianti.
Bu balığın aslında uzun farları var.Ta ryba ma właściwie potężne "reflektory".
Bu balığın aslında uzun farları var.Táto ryba má diaľkový svetlomet.
Bu balığın aslında uzun farları var.Тази риба всъщност има дълги светлини.
Bu balığın aslında uzun farları var.У этой рыбы, на самом деле, есть фары дальнего света.
Bu balığın aslında uzun farları var.לדג זה יש ממש אורות-גבוהים.
Bu balığın aslında uzun farları var.في الواقع لدى هذه السمكة اشعاعات مرتفعة.
Bu balığın aslında uzun farları var.私のお気に入りのこの魚は
Bu balığın neredeyse her özelliği değişmiştir.5億年前からいる-
Bu balığın neredeyse her özelliği değişmiştir.Elk detail aan deze vis is veranderd.