bakması ile cümle
bakması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Nikâhlı eşin bakması gereken ebeveyn, büyük ebeveynDin förälder eller mor- eller farförälder som är beroende av din sambo för sin försörjning
Nikâhlı eşin bakması gereken ebeveyn, büyük ebeveynPadre o abuelo del cónyuge a cargo
Nikâhlı eşin bakması gereken ebeveyn, büyük ebeveynнаходящийся на попечении родитель, бабушка или дедушка супруга
Nikâhlı eşin bakması gereken ebeveyn, büyük ebeveynوالدا وأجداد الزوج أو الزوجة اللذان هم تحت رعاية الشخص
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.A Hospodin Bôh vzal človeka a umiestnil ho v zahrade Édena, aby ju obrábal a mal na ňu pozor.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.De HERE God plaatste de mens in de hof van Eden om de zorg daarvan op zich te nemen en de hof te bewerken.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Derpå tog Gud HERREN Adam og satte ham i Edens Have til at dyrke og vogte den.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Domnul Dumnezeu a luat pe om şi l -a aşezat în grădina Edenului, ca s'o lucreze şi s'o păzească.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.És vevé az Úr Isten az embert, és helyezteté õt az Éden kertjébe, hogy mívelje és õrizze azt.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Giê-hô-va Ðức Chúa Trời đem người ở vào cảnh vườn Ê-đen để trồng và giữ vườn.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Giê-hô-va Ðức_Chúa_Trời đem người_ở vào cảnh vườn Ê - đen để trồng và giữ vườn .
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Il Signore Dio prese l'uomo e lo pose nel giardino di Eden, perché lo coltivasse e lo custodisse
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Ja Herra Jumala otti ihmisen ja pani hänet Eedenin paratiisiin viljelemään ja varjelemaan sitä.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Kemudian TUHAN Allah menempatkan manusia itu di taman Eden untuk mengerjakan dan memelihara taman itu
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.여호와 하나님이 그 사람을 이끌어 에덴 동산에 두사 그것을 다스리며 지키게 하시고
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.L`Éternel Dieu prit l`homme, et le plaça dans le jardin d`Éden pour le cultiver et pour le garder.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Og Gud Herren tok mennesket og satte ham i Edens have til å dyrke og vokte den.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Pojav tedy Hospodin Bůh člověka, postavil jej v ráji v zemi Eden, aby jej dělal a ostříhal ho.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Så tog nu HERREN Gud mannen och satte honom i Edens lustgård, till att bruka och bevara den.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Tomó, pues, Jehovah Dios al hombre y lo puso en el jardín de Edén, para que lo cultivase y lo guardase
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Tomou, pois, o Senhor Deus o homem, e o pôs no jardim do Édem para o lavrar e guardar.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Und Gott der HERR nahm den Menschen und setzte ihn in den Garten Eden, daß er ihn baute und bewahrte.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Vzame torej GOSPOD Bog človeka ter ga postavi na vrt Edenski, da bi ga obdeloval in ga varoval.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.Wziął tedy Pan Bóg człowieka, i postawił go w sadzie Eden, aby go sprawował, i aby go strzegł.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.И взял Господь Бог человека, и поселил его в саду Едемском, чтобы возделывать его и хранить его.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.И Господ Бог взе човека и го засели в Едемската градина, за да я обработва и да я пази.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.ויקח יהוה אלהים את האדם וינחהו בגן עדן לעבדה ולשמרה׃
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.وأخذ الرب الاله آدم ووضعه في جنة عدن ليعملها ويحفظها.
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.耶 和 華 神 將 那 人 安 置 在 伊 甸 園 、 使 他 修 理 看 守
RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.耶和華 神 將 那 人 安置 在 伊甸園 、 使 他 修理 看守
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Anh ấy kiếm đủ tiền, chỉ bằng việc chấp nhận đặt các mẩu quảng cáo, để hỗ trợ gia đình ở Oregon.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Er verdient genug Geld nur mit Werbung und unterstützt seine Familie in Oregon.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Face destui bani, doar prin folosirea reclamelor, pentru a-si sustine familia in Oregon.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Hij verdient genoeg geld met advertenties om zijn familie in Oregon te onderhouden.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Il gagne assez d'argent, rien qu'en diffusant des pubs, pour faire vivre sa famille dans l'Oregon.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Jen na reklamě vydělává dost peněz, aby uživil svou rodinu v Oregonu.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.블로그의 광고를 통해서 돈을 벌고 있고, 가족들의 생활비에 보태고 있죠.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Na samych reklamach zarabia tyle, że może wspomagać finansowo swoją rodzinę w Oregonie.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Solo con la pubblicità fa abbastanza soldi da mantenere la sua famiglia in Oregon.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Sólo con los anuncios gana suficiente dinero para mantener a su familia en Oregon.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.И печели достатъчно пари, само от публикуването на реклами, за да издържа семейството си в Орегън.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.Он неплохо зарабатывает, публикуя одну лишь рекламу, и таким образом помогает своей семье в Орегоне.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.הוא עושה מספיק כסף, רק מהפרסומות, כדי לתמוך במשפחתו באורגון,
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.هو يحصل على نقود كافية، فقط من دخل الإعلانات في مدونته، لإعالة أسرته في ولاية أوريغون.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.家族を養って行くだけの収入を得ています 今では彼はそれだけをして、それは
Sana bir doktorun bakması lazım.Allora avrai bisogno di farti vedere da un dottore.
Sana bir doktorun bakması lazım.Då måste du gå till en läkare.
Sana bir doktorun bakması lazım.Du burde finde en læge.
Sana bir doktorun bakması lazım.Lääkärin pitää tutkia sinut.
Sana bir doktorun bakması lazım.Necesitas que te vea un médico.
Sana bir doktorun bakması lazım.Potrzebny ci lekarz.
Sana bir doktorun bakması lazım.Precisas de ser observado por um médico.
Sana bir doktorun bakması lazım.Τότε πρέπει να σε δει γιατρός.
Sana bir doktorun bakması lazım.Надо, чтобы тебя осмотрел врач.
Sen dışarıdayken çocuğa bakması güzel bir şey.Certo, quando tu non ci sei chi vuoi che badi alla piccola.
Sen dışarıdayken çocuğa bakması güzel bir şey.Det är skönt att hon passar ungen medan du är borta. Du, stoppa ner de här.
Sen dışarıdayken çocuğa bakması güzel bir şey.Ich bin nur froh, dass sie die Kleine nimmt, wenn du weg bist.
Sen dışarıdayken çocuğa bakması güzel bir şey.No jasne, miło z jej strony, że zechciała się zaopiekować dzieciakami gdy Cię nie ma Zabierz to.
Sen dışarıdayken çocuğa bakması güzel bir şey.Que se encargue de la niña mientras estás fuera.
Sen dışarıdayken çocuğa bakması güzel bir şey.Samozřejmě, je od ní milé, že pohlídá dítě, zatímco jsi pryč.
İlgili Sayfalar