bakar ile cümle
bakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer şarkı sözlerine bakarsan, çok anlam taşımıyor.If you look at the lyrics, they don't really mean much.
"Telefon çalıyor." "Ben bakarım.""The phone is ringing." "I'll get it."
O, daktiloya bakarken "o gürültü yüzünden düşünemiyorum" dedi."I can't think with that noise," she said, as she stared at the typewriter.
Günde kaç kaç kez aynada kendinize bakarsınız?How many times a day do you look at yourself in the mirror?
Lütfen benim için resepsiyonda yaklaşık bir saat bakar mısın?Please cover for me at the reception desk for about one hour.
Eğer giysilerine bakarsan, onlar çok daha uzun dayanır.If you look after your clothes, they last a lot longer.
Rahibe Teresa neye ihtiyaç olduğunu görmek için etrafına bakarak işine başladı.Mother Teresa began her work by looking around to see what was needed.
Tom tembel bir çocuk değildir, İşin aslına bakarsanız, o çok çalışır.Tom is not a lazy boy. As a matter of fact, he works hard.
Tom kuşlara iyi bakar.Tom takes good care of the birds.
Çocuklara kim bakar?Who looks after the children?
Yaşlı adam zamanının çoğunu gençliğine bakarak geçirdi.The old man spent most of his time looking back on his youth.
Judy aynaya bakarak çok fazla zaman harcıyor.Judy spends a lot of time looking in the mirror.
Buna benim için bakar mısın?Could you keep this for me?
Şu işe bakar mısın!How about that!
Bu hastanedeki her bir hemşire beş hastaya bakar.In this hospital each nurse attends five patients.
Size yardım edemem. Aslına bakarsanız şu anda çok meşgulüm.I can't help you. As a matter of fact, I'm very busy just now.
Sen alışverişe giderken ben çocuklara bakarım.I'll look after the children while you go shopping.
O, sonuca bakarak aşağıdaki gibi söyledi.By way of conclusion he said as follows.
Bakarken, onun içeri geldiğini gördüm.Looking up, I saw him come in.
Aslına bakarsan, Çinçe yüzlerce lehçeden oluşur.Strictly speaking, Chinese consists of hundreds of dialects.
Bazı bahçıvanlar parkta açelyalara bakarlar.Several gardeners look after the azaleas in the park.
Karım ve çocuklarıma ben bakarım.My wife and children depend on me.
Çocuklara bakar mısın?Will you look after the children?
Ben yokken köpeğime bakar mısın?Will you look after my dog while I'm out?
Ben dışarda iken çocuklara bakar mısın?Will you take care of the children while I'm out?
Ben haritaya bakarken bu çantayı tutar mısın?Will you take this bag while I consult the map?
Evimiz sahile bakar.Our house faces the beach.
Hepimiz Thomas Edison'a büyük bir mucit gözüyle bakarız.We all regard Thomas Edison as a great inventor.
Evim güneye bakar.My house faces to the south.
Bebeğe çoğunlukla kız kardeşim bakar.My sister often looks after the baby.
Kız kardeşim sık sık bebeğe bakar.My sister often looks after the baby.
Çiçekliğe kız kardeşim bakardı.My sister used to take care of the flower bed.
Benim için çocuklarıma bakar mısın?Will you look after my children for me?
Erkek kardeşim köpeğimize bakar.My brother takes care of our dog.
Kedime bakar mısın?Will you look after my cat?
Benim odam caddeye bakar.My room looks out on the street.
Odam bahçeye bakar.My room faces the garden.
Odam güneye bakar, bu onu güneşli ve rahat yapar.My room faces south, which makes it sunny and very comfortable.
Ben sık sık sözlüğe bakarım.I often refer to the dictionary.
Ben, ona en yakın arkadaşım gibi bakarım.I look on him as my best friend.
Otelimiz kıyıya bakar.Our hotel faces the coast.
Biz güzel manzaraya bakarak ayakta durduk.We stood looking at the beautiful scenery.
İşin aslın bakarsan, o doğrudur.As a matter of fact, it is true.
Aslına bakarsan, ben bu konuda hiçbir şey bilmiyorum.As a matter of fact, I know nothing about it.
Aslına bakarsan, yalan söyledim.The truth is I told a lie.
Aslına bakarsanız İspanyolca konuşuyorum.As a matter of fact, I do speak Spanish.
Aslına bakarsanız bu restoranın sahibi benim bir arkadaşım.As a matter of fact, the owner of this restaurant is a friend of mine.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Kız aynaya bakarak durdu.The girl stood looking into the mirror.
Gazetelerin söylediklerine bakarak hükme varma.Don't go by what the newspapers say.
Bence herkes biraz pişmanlık ile kendi çocukluğuna geri bakar.I think everyone looks back on their childhood with some regret.
Pencereden dışarıya bakarken gelen bir araba gördüm.Looking out the window, I saw a car coming.
Pencereden dışarı bakarken, bir gök kuşağı gördüm.Looking out of the window, I saw a rainbow.
Birçok doktor muayeneye başladıklarında ilk önce dilinize bakar.Many doctors look at your tongue first when they begin an examination.
Büyükanne gün boyunca çocuklara bakar.Grandmother looks after the children during the day.
Eğer dikkatlice bakarsan bazı böcekler bulacaksın.If you look carefully, you'll find some insects.
Aksanına bakarsak, o Kansai'li.Judging from his accent, he is from Kansai.
O, gazetelere genellikle kahvaltıdan önce bakar.He usually looks through the newspapers before breakfast.
Saatlerce otururdu ve denize bakardı.He would sit and look at the sea for hours.
Yaşça kendinden küçük olanlara tepeden bakar.He is haughty to his juniors.