Tom kapağı kaldırdı ve tencerenin içine baktı.Tom lifted the lid and looked into the pot.
Bakın, ben bile Tom'un burada olacağını düşünmüyorum.Look, I don't even think Tom will be here.
Tom orada kim olduğunu görmek için odanın etrafına bakındı.Tom looked around the room to see who was there.
Tom, kimsenin izlemediğinden emin olmak için etrafına baktı.Tom looked around to make sure no one was watching.
Tom izlenip izlenmediğini görmek için etrafa baktı.Tom looked around to see if he was being followed.
Tom sadece ekran koruyucuya bakarak bilgisayarının önünde oturdu.Tom sat in front of his computer just staring at the screen saver.
Tom Mary'nin ona verdiği kartvizite baktı.Tom looked at the business card Mary gave him.
Mary giyecek uygun bir şey bulmaya çalışarak dolabına baktı.Mary looked through her closet trying to find something suitable to wear.
Tom kapıyı açmadan önce gözetleme deliğinden baktı.Tom looked through the peephole before opening the door.
Resme baktı.He looked at the picture.
Tom pencereye doğru koştu ve dışarı baktı.Tom rushed over to the window and looked out.
Tom, Mary'nin yüzünde bir şaşkınlık bakışı gördü.Tom saw a look of confusion on Mary's face.
Tom kendisine bakarak bir boy aynasının önünde durdu.Tom stood in front of a full-length mirror, looking at himself.
Tom bir an için Mary'ye baktı ve sonra yüzünü yana çevirdi.Tom stared at Mary for a moment and then looked away.
Tom az önce oraya oturdu ve masanın üstündeki karışıklığa baktı.Tom just sat there and stared at the mess on his desk.
O gıdanın tadına baktı ve yüzünü buruşturdu.She tasted the food and grimaced.
Tanrım, herkes bana bakıyor!Oh my God, everybody is looking at me!
Tom, yaptığıma bak!Tom, look at what I made!
Ne yaptığıma bak.Look at what I made.
Yaptığıma bak.Look at what I made.
Bak ne yaptım.Look what I made.
Kadın durdu ve ona baktı.The woman stopped and looked at him.
Tom bana bakıyor mu?Is Tom looking at me?
Tom ayaklarına baktı.Tom stared at his feet.
Tom'a bakabilecek biri var mı?Is there someone who can take care of Tom?
Sana yardım edebilip edemeyeceğimize bir bakalım.Let's see if we can help you.
Bak, seninle daha sonra görüşeceğim.Look, I'll see you later.
İçeri girebilip giremeyeceğimize bakalım.Let's see if we can get inside.
Tom'un Mary'nin planı hakkında ne söylemesi gerektiğine bakalım.Let's see what Tom has to say about Mary's plan.
Tom'un ne söylemesi gerektiğine bakalım.Let's see what Tom has to say.
Çantanızda neyiniz olduğuna bir bakalım.Let's see what you've got in your suitcase.
Ee, hayatında biri var mı bakalım?So, are you seeing anyone?
Tom'a iyi bakacağız.We'll take good care of Tom.
Endişelenme. Senin için köpeğine bakacağım.Don't worry. I'll look after your dog for you.
Endişelenmeyi durdurursan keyfine bakabilirsin.If you stop worrying, you might enjoy yourself.
Bak, Tom hakkında endişelenme, tamam mı?Look, don't worry about Tom, OK?
Bak Tom, endişelenecek bir şeyin olmadığını sana söyledim.See Tom, I told you didn't have anything to worry about.
Tom, bitişik yatak odasına baktı.Tom looked into the adjoining bedroom.
Bu anıtı arıyorsan etrafa bak.If you seek his monument, look around.
Mary Tom'un çizdiği Uyuyan Güzel resmine bakmaktan kendini alamadı.Mary could not turn away from the picture of Sleeping Beauty that Tom had drawn.
Mary Tom'un çizdiği Uyuyan Güzel resmine bakmaktan vazgeçemedi.Mary could not stop looking at the picture of Sleeping Beauty that Tom had drawn.
Salmonella bakterileri doğrudan kaplumbağa ile ilişkilidir.The salmonella bacteria are directly associated with the turtles.
Herkes onun ne yapacağını görmek için Tom'a baktı.Everyone looked at Tom to see what he'd do.
Tom omzunun üzerinden baktı ama bir şey görmedi.Tom glanced over his shoulder, but didn't see anything.
Birisi Tom'a bakmak için burada kalmalı.Somebody has to stay here to look after Tom.
Tom boş odaya bakındı.Tom looked around the empty room.
Tom herkesin ona baktığının farkındaydı.Tom was aware that everyone was looking at him.
Odadaki herkes Tom'a bakmak için döndü.Everyone in the room turned to look at Tom.
Tom'a ne olduğuna bak.Look what happened to Tom.
Joseph Goebbels Kamu Aydınlatma ve Propaganda Nazi bakanıydı.Joseph Goebbels was the Nazi minister of Public Enlightenment and Propaganda.
Tom etrafındaki herkese baktı.Tom looked around at everyone.
Tom kartlarına baktı.Tom looked at his cards.
Tom pusulasına baktı.Tom looked at his compass.
Tom ellerine baktı.Tom looked at his hands.
Tom not defterine baktı.Tom looked at his notepad.
Tom notlarına baktı.Tom looked at his notes.
Tom ona yakından baktı.Tom looked at it closely.
Tom ona merakla baktı.Tom looked at it curiously.
Tom ona kuşkuyla baktı.Tom looked at it suspiciously.
Tom yine Mary'ye baktı.Tom looked at Mary again.