O, ona sağlığına geri dönmesi için bakıcılık yaptı.She nursed him back to health.
Tom, Mary'nin çocuklarına bakıcılık yapmasını istiyor.Tom wants Mary to babysit his children.
Çocuklarıma bakıcılık yapacak birisini arıyorum.I've been looking for someone to babysit my children.
Bu gece bakıcılık yapmak zorunda olmayacaksınız.You won't have to babysit tonight.
Tom'a bakıcılık yapardım.I used to babysit Tom.
Tom pazartesi akşamı çocuklara bakıcılık yapmayı kabul etti.Tom has agreed to babysit the kids Monday evening.
Sana bakıcılık yapardım.I used to babysit you.
Onlara bakıcılık yapardım.I used to babysit them.
Ona bakıcılık yapardım.I used to babysit him.
Hiç kimse Tom'a bakıcılık yapmak istemedi.No one wanted to babysit Tom.
Tom çocuklarına bakıcılık yapması için Mary'ye para verdi.Tom paid Mary to babysit his kids.
Tom'un çocuklarımıza bakıcılık yapmaya istekli olacağını mı düşünüyorsun?Do you think Tom would be willing to babysit our kids?
Tom pazartesi gecesi Mary'nin çocuklarına bakıcılık yaptı.Tom babysat Mary's children Monday night.
Sami, Leyla'nın kızına bakıcılık yapıyordu.Sami was babysitting Layla's daughter.
Sami hasta bakıcılık görevinden atıldı.Sami dismissed his caregiver.
Bayan Botz adı bir zamanlar Matt Groening'e bakıcılık yapan gerçek bir kişiden alınmıştır.The name "Ms. Botz" was based on a real person that once babysat Groening when he was younger.
Ormanlar ortaya çıktı ve kanatlarıyla canlılara bakıcılık yaptı.Forests arose and nurtured things with wings.
Bakıcılık yapmaktan usandım.Tired of being your nursemaid.
Arzuda bakıcılık yoktur.There is no caretaking in desire.
Bakıcılık çok fazla sevmektir.Caretaking is mightily loving.
Agnes, Tommy ve Billy'ye bakıcılık yapmayı kabul eder ve onları evine götürür.Agnes agrees to babysit Tommy and Billy and takes them to her house.
Diğer yanda Laurie ise o gece Tommy Doyle'a bakıcılık yapacaktır.In der Halloween-Nacht soll Laurie im Haus der Familie Doyle auf den kleinen Tommy aufpassen.
Bir Londra Hastanesinde gönüllü bakıcılık yapmıştır.Eric leistete Freiwilligenarbeit in einem Krankenhaus.
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.Regelmäßig besuchte er den kranken Mann, um ihm aus Büchern vorzulesen.
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.Il se sent bien en faisant le ménage, en lisant des livres.
Bir Londra Hastanesinde gönüllü bakıcılık yapmıştır.Trabaja en un hospital de Londres.
Laurie'nin arkadaşı Annie Brackett de Lindsey Wallace adlı bir kıza bakıcılık edecektir.Annie le dice a Laurie que ella también es niñera, de una pequeña niña llamada Lindsey.
Bu yüzden rastgele bir çocuğa bakıcılık yapmak için dünyaya salınmıştır.Per questo motivo viene invocata per ottenere un parto facile.
New York'la ilgili büyük hayalleri var ve bu hayallerini gerçekleştirmek istiyor.4 çocuğa bakıcılık yapıyor.Ela tem grandes sonhos em Nova York e está determinada a realizá-los.
Ben herhangi bir kıza bakıcılık yapamam.Ik kan niet op een of ander meisje passen.
Bayan Botz adı bir zamanlar Matt Groening'e bakıcılık yapan gerçek bir kişiden alınmıştır.Namnet Ms. Botz kommer från en som satt barnvakt till Matt Groening.
Bir Londra Hastanesinde gönüllü bakıcılık yapmıştır.Han tillfrisknade efter vård på ett sjukhus i Rom.
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.Він часто допомагав сестрі, ілюструючи написані нею дитячі книги.
Bir Londra Hastanesinde gönüllü bakıcılık yapmıştır.Працює волонтером у лікарні поблизу дому.
Bir Londra Hastanesinde gönüllü bakıcılık yapmıştır.Dobrovolně pracovala v Londýnské nemocnici pro nemocné děti.
New York'la ilgili büyük hayalleri var ve bu hayallerini gerçekleştirmek istiyor.4 çocuğa bakıcılık yapıyor.Ea are visuri mari pentru New York și este hotărâtă să le transforme în realitate.
Bir Londra Hastanesinde gönüllü bakıcılık yapmıştır.Seara lucrează ca voluntară în spitale.
Hayvanlarına bakıcılık yapar ve kış için gerekli ihtiyaçların teminini sağlar.A vadaskertek a vad megóvását is szolgálták, télen a vad etetéséről is gondoskodtak.
Buna bakıcılık (babysitting) denir.(Dette kalles assimilasjon).
Bir Londra Hastanesinde gönüllü bakıcılık yapmıştır.Ia bekerja sebagai perawat di sebuah rumah sakit di London.
Bayan Botz adı bir zamanlar Matt Groening'e bakıcılık yapan gerçek bir kişiden alınmıştır.ボッツ夫人の名前の由来は、マット・グレイニングが子供時代に子守してもらった人の名前からきている。
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.息子のかつのりに甘く、息子が寝る前にはよく絵本を読んであげている。
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.Bil je cerkovnikov sin, njegova mati mu je privzgojila ljubezen do branja knjig.
Hayvanlarına bakıcılık yapar ve kış için gerekli ihtiyaçların teminini sağlar.Tai diena, kai nudobiami gyvuliai ir ruošiamos maisto atsargos žiemai.
Aile bireylerine bakıcılık yapanlar için hizmet broşürü(pdf, 4,87 Mt)FinceGuía de servicios para personas que cuidan a un familiar en casa(pdf, 4,87 Mt)finés
Aile bireylerine bakıcılık yapanlar için hizmet broşürü(pdf, 4,87 Mt)FinceGuide de services pour personnes chargées des soins d'un proche(pdf, 4,87 Mt)finnois
Aile bireylerine bakıcılık yapanlar için hizmet broşürü(pdf, 4,87 Mt)FincePalveluopas omaishoitajille(pdf, 4,87 Mt)suomi
Aile bireylerine bakıcılık yapanlar için hizmet broşürü(pdf, 4,87 Mt)FinceServiceguide för närståendevårdare(pdf, 4,87 Mt)finska
Aile bireylerine bakıcılık yapanlar için hizmet broşürü(pdf, 4,87 Mt)FinceСправочник по уходу на дому(pdf, 4,87 Mt)финский
Aile bireylerine bakıcılık yapanlar için hizmet broşürü(pdf, 4,87 Mt)Finceدليل رعاية للراعي القريب(pdf, 4,87 Mt)الفنلندية
Aile bireylerine bakıcılık yapanlar için hizmet broşürü(pdf, 4,87 Mt)Fince家庭护理服务指南(pdf, 4,87 Mt)芬兰语
Arzuda bakıcılık yoktur.A vágynak nincs köze a gondoskodáshoz.
Arzuda bakıcılık yoktur.Der skal ikke passes på nogen i begær.
Arzuda bakıcılık yoktur.Det finns ingen omvårdnad i åtrå.
Arzuda bakıcılık yoktur.Er zit geen 'zorgen voor' in verlangen.
Arzuda bakıcılık yoktur.Es gibt keine Fürsorglichkeit beim Verlangen.
Arzuda bakıcılık yoktur.Halu ei pidä sisällään hoivaamista.
Arzuda bakıcılık yoktur.Không có sự chăm sóc trong ham muốn
Arzuda bakıcılık yoktur.욕망에 돌봄은 없습니다.
Arzuda bakıcılık yoktur.Não há cuidado no desejo.