Tom içeriye dikkatle baktı.Tom peered inside.
Tom geri baktı.Tom stared back.
Tom boş boş baktı.Tom stared blankly.
Tom dikkatle baktı.Tom stared intently.
Hâlâ bakıyoruz.We're still looking.
Her yere baktık.We looked everywhere.
Biz her yere baktık.We looked everywhere.
Biz yukarıya doğru baktık.We looked up.
Bakmaya devam edeceğiz.We'll keep looking.
Onların hepsi baktılar.They all looked.
Onlar etrafına bakındılar.They glanced around.
Az önce baktılar.They just looked.
Kız limana bakıyordu.The girl was gazing at the dock.
Onlar bakmaya devam ettiler.They kept looking.
Etraflarına bakındılar.They looked around.
Geriye baktılar.They looked back.
Dikkatle baktılar.They looked intently.
İçeriye dikkatle baktılar.They peered inside.
Onlar bakışları paylaştılar.They shared glances.
Onlar bakmıyorlar.They're not looking.
Hâlâ bakıyorlar.They're still looking.
Gel ve bak.Come and look.
Benim işime bak.Cover for me.
Tadına bak.Have a taste.
Aşağıya baktım.I looked down.
Her yere baktım.I looked everywhere.
Bakmaya gideceğim.I'll go look.
Bakmaya devam edeceğim.I'll keep looking.
Etrafa bakınacağım.I'll look around.
Yine bakıyorum.I'm staring again.
Sadece etrafına bak.Just look around.
Sadece dışarı bak.Just look outside.
Etrafına bakınmaya devam et.Keep looking around.
Ona bak.Look at it.
Şuna bak.Look at that.
Bunlara bak.Look at these.
Şunlara bak.Look at those.
Bize bak.Look at us.
Kendine bak.Look for yourself.
Başka bir yere bak.Look someplace else.
Bu tarafa bak.Look this way.
Ona doğru bakın.Look toward her.
Kim uyanık bak.Look who's awake.
Geride kim var bak.Look who's back.
Burada kim var bak.Look who's here.
Yukarıda kim var bak.Look who's up.
Kimse bakmıyor.No one's looking.
Şimdi buraya bak.Now look here.
Lütfen tekrar bak.Please look again.
Bir kez daha bak.Take another look.
O, bana sert baktı.He gave me a fierce look.
Onun bakış açısından o haklı.From his point of view he's right.
Bir bakışta onu tanıdım.I recognized him at a glance.
Kadın bize dik dik baktı.The woman glared at us.
Köprüyü geçerken, aşağıya bakma.When you cross the bridge, don't look down.
Misafirlerine çok iyi bakıyor.He takes very good care of his guests.
Dün baktığımız fuları satın aldım.I bought that scarf we looked at yesterday.
Bu ay benim hesap bakiyem nedir?What's my bank balance this month?
O meraklı meraklı ona baktı.She looked quizzically at him.
Rahatınıza bakın. Çok vaktimiz var.Make yourselves comfortable. We have plenty of time.