Yemekten sonraki konuşmalarında, onlar politikadan bahsettiler.In their discourse after dinner, they talked about politics.
Tom ve Mary çok şeyden bahsettiler.Tom and Mary talked about many things.
Bana ondan bahsettiler.They told me about it.
Tom ve arkadaşları ateşin etrafına oturdular, iyi eski günlerden bahsettiler.Tom and his friends sat around the fire, talking about the good old days.
Tom ve Mary hava durumundan bahsettiler.Tom and Mary talked about the weather.
Tom ve Mary her şeyden bahsettiler.Tom and Mary talked about all kinds of things.
Yunanlılarla her konuştuğumda hayatta kalma ve dayanmadan bahsettiler.Every time I talk to Greeks, they talk about survival and endurance.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Now Google, and Jon Orwant in particular, told us a little equation that we should learn.
Ancak Arapların dininden bahsettiler.They did however mention the religion of the Arabs.
Kutsal sözlerin rehberliğinde kendilerine yeni bir dünya yarattılar ve çocuklarına dev hayvandan bahsettiler.И построили они новый мир, как было провозвещано в священном тексте, и говорили о звере с детьми своими.
Kutsal sözlerin rehberliğinde kendilerine yeni bir dünya yarattılar ve çocuklarına dev hayvandan bahsettiler.وقاموا ببناء عالم جديد حسب تصورهم كما وعد به النص المقدس، وتحدثوا عن الوحش مع أطفالهم.
Kutsal sözlerin rehberliğinde kendilerine yeni bir dünya yarattılar ve çocuklarına dev hayvandan bahsettiler.Tymczasem mądra mrówka opowiedziała ludziom o młodym byczku, a jemu o innych zwierzętach.
Kutsal sözlerin rehberliğinde kendilerine yeni bir dünya yarattılar ve çocuklarına dev hayvandan bahsettiler.I vystavěli nový svět k obrazu svému, jak slíbili v posvátném svitku, a hovořili o zvířeti se svými dětmi.
Kutsal sözlerin rehberliğinde kendilerine yeni bir dünya yarattılar ve çocuklarına dev hayvandan bahsettiler.Ja he rakensivat uuden maailman kuvakseen niin kuin sanat lupasivat; ja he kertoivat pedosta lapsilleen.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google allerdings, und vor allem Jon Orwant, haben uns eine kleine Gleichung vermittelt.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google a osobitne Jon Orwant, nám ukázali malú rovnicu, ktorú sme sa museli naučiť.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google, cụ thể là Jon Orwant, đã bảo cho chúng tôi một công thức mà chúng tôi nên nghĩ tới.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google, dan terutama Jon Orwant, memberi tahu kami hitungan yang harus kami ketahui.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google, e Jon Orwant in particolare, ci rivelarono una piccola equazione che dovremmo imparare.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google, en Jon Orwant in het bijzonder, hielden ons het volgende sommetje voor.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google, et en particulier Jon Orwant, nous a expliqué une équation qu'il nous faudrait apprendre.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google i Jon Orwant w szczególności powiedział nam o małym równaniu, które powinniśmy zapamiętać.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google, och Jon Orwant i synnerhet, visade oss en liten ekvation som vi skulle lära oss.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.특히 이제 Google과 존 Orwant, 우리가 배워야할 방정식이 조금있다고 말했습니다.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google-ul și în special Jon Orwant, ne-au arătat o mică ecuație pe care ar trebui să o învățăm.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google, и Джон Орвант в частности, научили нас небольшому уравнению.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Google та особоливо Джон Орвант навчили нас невеликому рівнянню.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Mas a Google, e o Jon Orwant em particular, ensinou-nos uma pequena equação.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Men Google - og særligt Jon Orwant - fortalte om en ligning, vi skulle lære.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Na to Google, a zejména Jon Orwant, nás seznámili s jednou pěknou rovnicí.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Pero Google, y Jon Orwant en particular, nos explicaron una pequeña ecuación:
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Τώρα η Google, και συγκεκριμένα ο Τζον Όργουαντ, μας είπαν μια εξίσωση που έπρεπε να μάθουμε.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.Гугъл и Джон Оруънт най-вече ни казаха едно малко уравнение, което трябва да научим.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.אבל גוגל, ובעיקר ג'ון אורוונט, סיפרו לנו שעלינו ללמוד משוואה אחת.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.الآن غوغل، وجون أوروانت تحديدا، أخبرونا عن معادلة صغيرة علينا تعلمها.
Google'dakiler, özellikle Jon Orwant, bize öğrenmemiz gereken bir denklemden bahsettiler.ちょっとした方程式を教えてくれました 5百万冊の本 = 5百万人の著者 =
Yunanlılarla her konuştuğumda hayatta kalma ve dayanmadan bahsettiler.Siempre que hablo con griegos, me hablan de supervivencia y resistencia.