Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:De fapt -- iubesc acest lucru, trebuie să-l menţionez:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:De hecho, -me encanta el hecho y debo mencionarlo-
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Eigentlich -- ich mag das, deswegen muss ich das erwähnen:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:En eigenlijk -- ik vind dit geweldig, ik moet het even noemen:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:En fait - J'aime ce détail, il faut que je le cite :
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Infatti -- mi piace questo dettaglio, ve lo devo raccontare:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Ja, faktisk - og jeg elsker det faktum, jeg bliver lige nødt til at nævne det:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:사실 - 제가 사실을 아주 좋아한다는 점을 꼭 말씀드려야겠습니다.
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Sebenarnya -- aku suka kenyataan ini, aku harus menyebutkannya:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Valójában -- imádom ezt e tényt, meg kell említenem:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Vlatně - zbožňuji jeden údaj, prostě se o něj s vámi musím podělit:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:W gruncie rzeczy uwielbiam tę ciekawostkę i muszę o niej wspomnieć:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Μάλιστα -- λατρεύω αυτή τη λεπτομέρεια, πρέπει να αναφέρω και το εξής:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Всъщност - обичам този факт, просто трябва да го спомена:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Насправді, я обожнюю, що можу це згадати:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:Хочу упомянуть такой факт, он мне очень нравится,
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:في الحقيقة - أحب هذه الحقيقة, لابد أن أذكر التالي:
Gerçekte -- Gerçeği seviyorum, bundan bahsetmem gerekiyor:ローマは ブリテンからカキを輸入していたのです
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.A reciclagem é o último ponto de vista que quero apresentar.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Återvinning är den sista punkten jag har att tillägga.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Az újrahasznosítás az utolsó fontos dolog.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.El Reciclaje es el último punto que quiero tratar.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.재활용은 제가 말하고자 하는 마지막 핵심입니다.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Mendaur ulang adalah hal terakhir yang ingin saya sampaikan.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Poslední bod, o kterém se chci zmínit, je recyklace.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Reciclarea e ultimul punct pe care vreau să-l fac.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Recyclen is het laatste punt wat ik wil maken.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Recycling ist der letzte Punkt den ich machen möchte.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Recykling to ostatni punkt.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Riciclare è l'ultimo punto che voglio trattare.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Tái chế là điều cuối cùng tôi muốn làm.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Το θέμα της ανακύκλωσης είναι το τελευταίο σημείο για μένα.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Переработка для вторичного использования -- последнее, что я хотел затронуть.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.Рециклирането е последната точка, която искам да направя.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.מחזור הוא הנקודה האחרונה שאני רוצה להעביר.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.إعادة التدوير هي اخر نقطة أعرضها.
Geri dönüşüm bahsetmek istediğim son konu.ただの3Rより、この4Rの方が重要だと考えています。
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Am descoperit că cei mai mulți oameni au intrat în spectrul a ceea ce eu am numit "gri".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Descobri que a maioria das pessoas está num espectro do que eu passei a chamar "Cinzento".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Die meisten liegen in einem Spektrum, das ich als "grau" bezeichne.
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Encontré que la mayoría de la gente cae en el espectro de lo que he querido referir como "Gris".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Ho trovato che la maggior parte delle persone rientra nello spettro di quello che chiamo "Grigio".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Ik vond dat de meeste mensen vielen binnen een spectrum datt ik 'Grey' ben gaan noemen.
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Jag fann att de flesta föll inom ett spektrum jag kommit att kalla "grått".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Jeg opdagede at de fleste mennesker falder i et spektrum som jeg henviser til som "Grey." ["Gråt"]
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Je me suis rendue compte que la plupart des gens tombe dans un spectre que j'ai surnommé "Gris".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.대다수의 사람들이 제가 정의하기로는 '회색' 인 부분에 속합니다.
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Rájöttem, hogy a legtöbb ember egy olyan spektrumba esik, amit én csak úgy hívok: "Szürke".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Temuan saya: banyak orang yang masuk ke spektrum yang lalu saya sebut "Abu-abu."
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Tôi thấy rằng hầu hết mọi người đều rơi vào một dãy mà tôi gọi là "tông màu xám".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Ugotovila sem, da večina ljudi spada v spekter, ki sem ga poimenovala "siv".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Większość ludzi plasuje się w zakresie, który nazywam "szarą strefą".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Zjistila jsem, že většina lidí spadá na spektru do míst, které jsem začala nazývat jako "šedé".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Βρήκα πως οι περισσότεροι ανήκουν στο φάσμα αυτού που έφτασα ν' αποκαλώ "Γκρι".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Видях, че повечето хора попадат в спектъра, който започнах да наричам "сиво".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Оказалось, что большинство людей попадают в спектр, который я стала называть "серым".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.Я зрозуміла, що багато людей у спектрі відносяться до "сірого".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.מצאתי שרוב האנשים נמצאים בתחום שלמדתי להתייחס אליו כ"אפור".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.وجدت ان معظم الناس يقعون في مجموعة يمكن وصفها "بالرمادي".
Gördüm ki, çoğu insan benim "gri" olarak bahsetmeye başladığım tayfa düşüyor.大事なことははっきりさせて おきたいのですが