bahsediyor ile cümle

bahsediyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Biz dili suistimal ediyor ve "insanın yükselişi"nden bahsediyoruz.Zneužívame jazyk a hovoríme o "vzostupe človeka".
Biz dili suistimal ediyor ve "insanın yükselişi"nden bahsediyoruz.Използваме погрешно езика и говорим за "възхода на човека".
Biz dili suistimal ediyor ve "insanın yükselişi"nden bahsediyoruz.Мы неверно употребляем слова, когда говорим о "развитии человека".
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.C'est possible.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Chodzi o to, że zostawiamy światła wychodząc z pokojów i włączoną klimatyzacji, gdy nikogo nie ma w domu.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Ich meine: Licht in leeren Räumen anlassen, und die Klimaanlage, obwohl niemand daheim ist.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.제 말은 우리가 빈 방에 불을 켜놓고,
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Nee: we laten lichten aan in lege kamers, en we laten de airconditioning aan, ook al is er niemand thuis.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Spun că lăsăm luminile aprinse în camere goale, şi lăsăm aerul condiţionat când nu-i nimeni acasă.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Třeba mají.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Ý tôi là chúng ta luôn để điện trong phòng ngay cả khi không sử dụng, và để điều hòa bật dù không có ai ở nhà.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Може и да имат.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Я говорю про ввімкнуте світло у порожніх кімнатах, увімкнений кондиціонер, коли нікого немає вдома.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.בחדרים ריקים, ומשאירים את המזגן עובד
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.ما أعنيه هو أننا نضيء الغرف الخالية
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.家に誰もいないのに空調を付けていることです
Biz öldükten sonra bahsediyorduk ve sanderson polis dönmek bölüm우리는 그가 죽은 후에도 대해 얘기하고있었습니다 그리고 샌더슨 경찰은 반환 부
Biz öldükten sonra bahsediyorduk ve sanderson polis dönmek bölümשאנחנו מדברים עליו, אחרי שנעלמנו ולהחזיר אותו סנדרסון המשטרה מחלקה
Biz öldükten sonra bahsediyorduk ve sanderson polis dönmek bölümكنا نتحدث عن انه ذهب بعد وإعادته ساندرسون الشرطة قسم
Biz öldükten sonra bahsediyorduk ve sanderson polis dönmek bölümそれをサンダーソン警察戻す 部門 プログラム
Biz yeni aşılardan bahsediyoruz.Eu acredito que nós vimos falando sobre novas vacinas.
Biz yeni aşılardan bahsediyoruz.Ich meine, wir haben über neue Impfstoffe gesprochen.
Biz yeni aşılardan bahsediyoruz.Ik geloof dat we het over nieuwe vaccins gehad hebben.
Biz yeni aşılardan bahsediyoruz.Mówiliśmy o nowych szczepionkach.
Biz yeni aşılardan bahsediyoruz.Pienso que hemos estado hablando de nuevas vacunas.
Biz yeni aşılardan bahsediyoruz.Saya pikir itu tidak benar. Kami selama ini telah berdiskusi tentang vaksin baru.
Bıçaklardan, kılıçlardan, ellerden bahsediyoruz. Hemen hemen her şey bir silah olarak kullanılabilir.Die Rede ist von Messern, Klingen, Händen, von all dem was man als Waffe benutzen kann.
Bıçaklardan, kılıçlardan, ellerden bahsediyoruz. Hemen hemen her şey bir silah olarak kullanılabilir.Hablamos de cuchillos, cuchillas, las manos, absolutamente cualquier cosa que puede ser usada como un arma;
Bıçaklardan, kılıçlardan, ellerden bahsediyoruz. Hemen hemen her şey bir silah olarak kullanılabilir.Kita berbicara tentang pisau, pedang, tangan, benar-benar sesuatu yang dapat digunakan sebagai senjata;
Bıçaklardan, kılıçlardan, ellerden bahsediyoruz. Hemen hemen her şey bir silah olarak kullanılabilir.Stiamo parlando di coltelli,spade,mani, assolutamente tutto quello che può essere usato come un'arma;
Bıçaklardan, kılıçlardan, ellerden bahsediyoruz. Hemen hemen her şey bir silah olarak kullanılabilir.Vorbim de cutite, lame, maini, absolut orice poate fi folosit ca arma;
Bıçaklardan, kılıçlardan, ellerden bahsediyoruz. Hemen hemen her şey bir silah olarak kullanılabilir.Става дума за ножове, бръснарски ножчета, ръце, абсолютно всичко, което може да се използва като оръжие.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu a dit... que nous étions des adolescents contrôlés par nos hormones.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu a spus... ca la 18 ani cu totii suntem loviti de pubertate.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu đã nói... rằng tất cả chúng ta đều đến tuổi trưởng thành.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu ha detto... che tutti noi 18enni siamo preda della pubertà.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu povedal... ...že sme len 18-roční pubertiaci.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu powiedział... ...że wszyscy jesteśmy w okresie dojrzewania
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu řekl, že jsme všichni osmnáctiletí a v pubertě.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu sa... att vi alla pubertet 18 åringar är begränsade.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon gu said.. dass wir alle pubertierende 18-jährige sind.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Bong Joon Gu zei... dat wij allemaal met puberteit getroffen 18 jarigen zijn.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Ο Μπονγκ Τζουν Γκου είπε ότι είμαστε 18χρόνα θύματα της εφηβείας.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Бонг Джун Гу каза... че всички сме от 18 години задвижвани само с пубертета.
Bong Joon Gu dedi ki... biz tüm ergenler 18 yaş ile sınırlandırılmışız. ( rüştünü kazanmaktan bahsediyor)Бон Чжун Гу сказал... что все мы в 18 лет движимы лишь половым созреванием.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."C'est un tel melting pot" dit Amanda Fisher de ce groupe.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."E o mare amestecătură," așa descrie Fisher grupul.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."Es como un crisol," dice Fisher acerca del grupo.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."Es ist so ein Schmelztiegel", sagt Fisher über die Gruppe.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."Είναι πραγματικό χωνευτήρι λαών", αναφέρει η Fisher για την ομάδα.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher.Может быть потому, что многие из них - эмигранты.
Bu alanda bahsediyoruz. Ben içeri renklendirme Bu endoplazmik retikulum içinde.Tady je věc nazývána endoplasmatické retikulum.
Bu alanda bahsediyoruz.塗っておこう。
Bu ayette Tanrı, baklagillerden ve tohumlardan bahsediyor.신은 야체와 씨앗을 이야기 하고
Bu ayette Tanrı, baklagillerden ve tohumlardan bahsediyor. Yeşil bitkiler hakkında bir dörtlük daha var.lorsque Dieu parle de légumes et de graines et dans une autre strophe à propos des plantes vertes,
Bu ayette Tanrı, baklagillerden ve tohumlardan bahsediyor.במקום בו אלוהים מדבר על קטניות וזרעים,
Bu ayette Tanrı, baklagillerden ve tohumlardan bahsediyor.عندما يتكلم الله عن البقوليات والبذور ,
Bu ayette Tanrı, baklagillerden ve tohumlardan bahsediyor.緑色植物についてのいくつかの節では
Bu bir çok yönden önemlidir, bunlardan birisi tarımsal iyileştirmedir, ziraatten bahsediyorum.Dat is belangrijk op vele fronten, en een daarvan is deze cultuur in de landbouw.
Bu bir çok yönden önemlidir, bunlardan birisi tarımsal iyileştirmedir, ziraatten bahsediyorum.È importante su vari fronti, e uno di questi è il fronte della cultura che esiste nell'agricoltura.

İlgili Sayfalar