Doğumdan bile önce kendi kültürlerinin mutfağına özgü tat ve baharatlarla tanıştırılıyorlar.Μυούνται στις χαρακτηριστικές γεύσεις και τα μπαχαρικά της κουζίνας του πολιτισμού τους πριν από τη γέννηση.
Doğumdan bile önce kendi kültürlerinin mutfağına özgü tat ve baharatlarla tanıştırılıyorlar.Вони знайомляться із специфічними ароматами та приправами їхньої кухні навіть до народження.
Doğumdan bile önce kendi kültürlerinin mutfağına özgü tat ve baharatlarla tanıştırılıyorlar.Его знакомят со вкусами и специями, характерными для кухни в его культуре, ещё до рождения.
Doğumdan bile önce kendi kültürlerinin mutfağına özgü tat ve baharatlarla tanıştırılıyorlar.Те се запознават с характерните вкусове и подправки от кухнята на тяхната култура, дори преди раждането.
Doğumdan bile önce kendi kültürlerinin mutfağına özgü tat ve baharatlarla tanıştırılıyorlar.הם לומדים להכיר את הטעמים והתבלינים האופייניים של המטבח בתרבות שלהם, עוד לפני שהם נולדים.
Doğumdan bile önce kendi kültürlerinin mutfağına özgü tat ve baharatlarla tanıştırılıyorlar.كان يجري تعريفهم على النكهات والتوابل للمأكولات المميّزة لثقافتهم حتى قبل الولادة.
Doğumdan bile önce kendi kültürlerinin mutfağına özgü tat ve baharatlarla tanıştırılıyorlar.特有の味やスパイスを 生まれてくる前に紹介されているのです 実は胎児は これ以上に重大なことを学んでいます
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.Du poulet pané, cuit au four et assaisonné.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.Glasiertes Hähnchen aus dem Ofen. Mit Gewürzen.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.남자: 양념을 발라서 오븐에서 구운 닭고기죠.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.الرجل: دجاجة بالخلطة ومطهوَة في الفرن مع التوابل.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.調味料たっぷりの 男: 何を一番愛してるかって?
Haydi başlayalım. Baharatlı kalamar harikaydı...Bom zdaj pokazal svojo punco!
Haydi başlayalım. Baharatlı kalamar harikaydı... Lütfen dikkatle izleyin.Ici.
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.A tak vzali telo Ježišovo a povili ho povojmi s voňavými vecmi, jako majú Židia obyčaj pochovávať.
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.이에 예수의 시체를 가져다가 유대인의 장례법대로 그 향품과 함께 세마포로 쌌더라
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.Tedy vzali tělo Ježíšovo, a obvinuli je prostěradly s vonnými věcmi, jakž obyčej jest Židům se pochovávati.
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.Vzameta torej truplo Jezusovo in ga zavijeta v prte z dišavami vred, kakor imajo Judje navado pokopavati.
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.Взяли тодї тїло Ісусове, і обгорнули полотном з пахощами, як се звичай у Жидів ховати.
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.Итак они взяли тело Иисуса и обвили его пеленами с благовониями, как обыкновенно погребают Иудеи.
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.Който е от Бога, той слуша Божиите думи; вие затова не слушате, защото не сте от Бога.
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.ויקחו את גופת ישוע ויחתלוה בתכריכין עם הבשמים כאשר נהגים היהודים לקבר את מתיהם׃
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.فأخذا جسد يسوع ولفاه باكفان مع الاطياب كما لليهود عادة ان يكفنوا.
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.他 們 就 照 猶 太 人 殯 葬 的 規 矩 、 把 耶 穌 的 身 體 用 、 細 麻 布 加 上 香 料 裹 好 了
İkisi, İsanın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharatla keten bezlere sardılar.他 們就 照猶 太 人 殯葬 的 規矩 、 把 耶穌 的 身體用 、 細 麻布 加上 香料 裹 好了
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.A prvi dan tedna, zelo zgodaj, pridejo h grobu in prineso, kar so bile pripravile dišav.
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.안식 후 첫날 새벽에 이 여자들이 그 예비한 향품을 가지고 무덤에 가서
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.Men på den første Dag i Ugen meget årle kom de til Graven og bragte de vellugtende Urter, som de havde beredt.
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.Ngày thứ nhứt trong tuần lễ, khi mờ sáng, các người đờn bà ấy lấy thuốc thơm đã sửa soạn đem đến mồ Ngài.
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.Ngày thứ nhứt trong tuần_lễ , khi mờ sáng , các người đờn bà ấy lấy thuốc thơm đã sửa_soạn đem đến mồ Ngài .
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.Op zondagmorgen vroeg gingen ze meteen naar het graf. Ze hadden de speciale kruiden bij zich.
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.А в първия ден на седмицата, сутринта рано, жените дойдоха на гроба, носещи ароматите, които бяха приготвили.
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.Первого ж дня тижня, вельми рано, прийшли вони на гріб, несучи, що наготовили, пахощі, і другі з ними.
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.ובאחד בשבת לפני עלות השחר באו אל הקבר ותביאינה את הסמים אשר הכינו ועמהן עוד אחרות׃
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.ثم في اول الاسبوع اول الفجر أتين الى القبر حاملات الحنوط الذي أعددنه ومعهنّ اناس.
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.七 日 的 第 一 日 、 黎 明 的 時 候 、 那 些 婦 女 帶 著 所 豫 備 的 香 料 、 來 到 墳 墓 前
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler.七日 的 第一 日 、 黎明 的 時候 、 那些 婦女帶 著 所 豫備 的 香料 、 來到 墳 墓前
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;aceite para la iluminación, especias aromáticas para el aceite de la unción y para el incienso aromático
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;A olej k svícení a vonné věci na olej ku pomazání a pro kadění vonné,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;azeite para a luz, especiarias para o óleo da unção e para o incenso aromático,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;dầu thắp , các thứ hương_liệu đặng chế dầu xức và hương thơm ,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;dầu thắp, các thứ hương liệu đặng chế dầu xức và hương thơm,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;de l`huile pour le chandelier, des aromates pour l`huile d`onction et pour le parfum odoriférant;
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;in olje za svetilo in dišave za mazilno olje in za dišeče kadilo,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;I oliwę do świecenia, i rzeczy wonne na olejek pomazywania, i dla kadzenia wonnego;
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;등유와 및 관유에 드는 향품과 분향할 향을 만드는 향품과
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;minyak untuk lampu; rempah-rempah untuk minyak upacara dan untuk dupa yang harum
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;og olje til lysestaken og krydderier til salvings-oljen og til den velluktende røkelse
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;olej na svetlo, voňavé veci na olej na pomazávanie a voňavé koreniny na kadivo,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;Olie til Lysestagen, vellugtende Stofer til Salveolien og Røgelsen,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;olio per l'illuminazione, balsami per unguenti e per l'incenso aromatico
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;olja till ljusstaken, kryddor till smörjelseoljan och till den välluktande rökelsen,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;öljyä seitsenhaaraista lamppua varten, hajuaineita voiteluöljyä ja hyvänhajuista suitsutusta varten,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;Öl zur Lampe und Spezerei zur Salbe und zu gutem Räuchwerk,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;untdelemn pentru sfeşnic, mirodenii pentru untdelemnul ungerii şi pentru tămîia mirositoare;
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;Világító olajat, arómákat a kenet olajához, és fûszereket a füstöléshez.
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;και ελαιον δια το φως και αρωματα δια το χριστηριον ελαιον και δια το ευωδες θυμιαμα,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;и елей для светильника, и ароматы для елея помазания и для благовонных курений,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;масло за осветление, и аромати за мирото за помазване и за благоуханното кадене,
Kandil için zeytinyağı; mesh yağı ve güzel kokulu buhur için baharat;ושמן למאור ובשמים לשמן המשחה ולקטרת הסמים׃