Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Inget salt, ingen peppar, ingen olja, inga kryddor.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Kein Salz, kein Pfeffer, kein Öl, keine Gewürze.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.소금도 후추도 기름도 어떠한 향신료도 쓰지 않습니다.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Nada de sal, ni de pimienta, ni de aceite, ni de especias.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Niente sale, né pepe, né olio, né spezie.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Nincs só, nincs bors, nincs olaj, nincs fűszer.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Pas de sel, pas de poivre, pas d'huile, pas d'épices.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Sem sal, nem pimenta, nem azeite, nem especiarias.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Tak ada garam, merica, minyak, atau rempah.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Žádná sůl, žádný pepř, olej, či koření.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Ούτε αλάτι, ούτε πιπέρι, ούτε λάδι, ούτε μπαχαρικά.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Без сол, без пипер, без олио, без подправки.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.Ни соли, ни перца, ни масла, ни специй.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.בלי מלח, בלי פלפל,בלי שמן, בלי תבלינים.
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.لم يضف اي ملح او توابل
Tuz yok, karabiber yok, yağ yok, baharat yok.信じられませんでした
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.A nepotřebuje ani další koření, protože má své potpourri bylinek a chutí, které jeho husy milují.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.Et il n'a pas besoin d'épices, parce qu'il a un mélange d'herbes et de parfums que ses oies adorent manger.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.Geen specerijen, want hij heeft een potpourri aan kruiden en smaken, waar zijn ganzen gulzig van eten.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.Han behöver inga kryddor, för han har ett potpurri av örter och smaker som hans gäss älskar att frossa på.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.다른 향신료도 필요 없지요. 여러 향의 허브 포푸리를 농장에 갖고 있고 거위들은 그것들을 즐겨 먹으니까요.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.Nici de alte condimente, pentru că are această amestecătură de ierburi și arome pe care gâstele lui le adoră.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.Nie potrzebuje też przypraw, bo ma mieszankę ziół, którymi jego gęsi uwielbiają się objadać.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.И ему не нужны специи, потому что у него есть попурри из трав и вкусов, которые так нравятся его гусям.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.И няма нужда от подправки, защото има този микс от билки и вкусове, които гъските му обичат.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.והוא לא צריך תבלינים, כי יש לו את הפוטפורי הזה של עשבים וטעמים שהאווזים שלו אוהבים לזלול.
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.ولم يحتاج للبهارات .لأنه حصل على هذا الأعشاب والنكهات مجففة من خلال حب اوزاته لاكلها
Ve baharata da, çünkü kazlarının yemeye bayıldığı otlardan ve çeşitli bitkilerden bir karışımı zaten var.食事の終わりに 私が何度か質問していた内容を問いかけてみました
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Dan anda dapat merasakan herba, merasakan rempah.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.És érezhetted a füvek és fűszerek ízét.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.E si potevano assaporare le erbe, si potevano assaporare spezie.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Et on pouvait sentir les herbes, on pouvait sentir les épices.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Je kon kruiden proeven, je kon specerijen proeven.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.거기다가 허브의 맛과 향신료의 맛도 느낄 수 있습니다.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Mohli jste cítit všemožné bylinky a koření.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Och man kunde känna smak av örter och kryddor.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Podia-se saborear as ervas, podia-se saborear as especiarias.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Puteai să simți ierburi, și puteai să simți condimente.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Siinä saattoi maistaa yrttien ja mausteiden maun.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Und man konnte Kräuter schmecken und Gewürze.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Y se podían saborear hierbas, se podían saborear especias.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Και ένιωθες τη γεύση από βότανα και μπαχαρικά.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.И вы могли почувствовать вкус трав, вкус специй.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.Може да усетите вкус на билки, може да усетите подправки.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.ואפשר היה לחוש טעם של עשבים, וטעם של תבלינים.
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.ويمكنك ان تتحسس طعم العشب والتوابل
Ve içindeki otları alabiliyordunuz, baharatları da alabiliyordunuz.冗談ではなく 私には八角の香りがしたんです
Ve sonrasında kış parmaklarını topraklardan çekmişti yerini parlak ve erken bir bahara bırakmıştı.A keď Zima stiahla zo zeme svoje studené prsty a prešla do jasnej skorej Jari.
Ve sonrasında kış parmaklarını topraklardan çekmişti yerini parlak ve erken bir bahara bırakmıştı.E quando l'inverno ritirò le sue fredde dita da quelle terre
Ve sonrasında kış parmaklarını topraklardan çekmişti yerini parlak ve erken bir bahara bırakmıştı.Et lorsque l'hiver se retira du pays et laissa place à un pritemps précoce et éclatant,
Ve sonrasında kış parmaklarını topraklardan çekmişti yerini parlak ve erken bir bahara bırakmıştı.När vinterns köld gett vika... och skiftat till tidig, ljus vår ingick
Ve sonrasında kış parmaklarını topraklardan çekmişti yerini parlak ve erken bir bahara bırakmıştı.Tak więc, gdy zima wypuściła ziemię ze swych zimnych szponów ustępując jasnej, wczesnej Wiośnie
Ve sonrasında kış parmaklarını topraklardan çekmişti yerini parlak ve erken bir bahara bırakmıştı.И когда зима ослабила свою хватку на этой земле и сменилась светлой ранней весной,
Ve sonrasında kış parmaklarını topraklardan çekmişti yerini parlak ve erken bir bahara bırakmıştı.冬が その凍てつく指を緩めはじめ— 大地が早春の光を迎える頃-