Ana içeriğe geç
Sözlük

bahanesi ile cümle

bahanesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Vatanseverlik bahanesini kullanarak birçok cinayet işlenmiştir.Many murders have been committed in the name of patriotism.
O, beni görme bahanesiyle evime geldi.He came to my house on the pretext of seeing me.
O, hastalık bahanesiyle gelmedi.He did not come on the pretext of sickness.
Yaptıklarının hiçbir bahanesi yoktur.There is no excuse for your actions.
Tom'un hiç bahanesi yok.Tom has no excuse.
Tom'un geç kalmak için iyi bir bahanesi olsa iyi olur.Tom had better have a good excuse for being late.
Yeni yıl bahanesiyle ocakta alınan kararlar genellikle şubatta bozulmuş olur.New Year's resolutions made in January are often broken by February.
Tom'un oldukça iyi bir bahanesi vardı.Tom had a pretty good excuse.
Tom'un dün burada olmaması için oldukça iyi bir bahanesi vardı.Tom had a pretty good excuse for not being here yesterday.
Tom'un yüzlerce bahanesi vardı.Tom had a hundred excuses.
Yaptıklarının hiçbir bahanesi yok.There's no excuse for what you did.
Pahalı bir saat olduğunu anlayan polis adama saati sorma bahanesiyle yaklaştı.Головний борець із корупцією з СБУ носить годинник дорожчий за його річну зарплату.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.There's no excuse for failure.
İphigenia, Akhilleus ile evlendirilme bahanesi ile getirilir.Iphigeneia is fetched as though for marriage with Achilles.
Ağustos 1882'de İngiliz kuvvetleri düzen sağlama bahanesiyle Mısır'ı istila ve işgal etti.In August 1882 British forces invaded and occupied Egypt on the pretext of bringing order.
Ancak, Aleamotuʻa'nın o yılki ölümüne kadar Tongatapu'yu fethetmek için bir bahanesi olmadı.However, it was not until Aleamotuʻa's death that year, that he had an excuse to conquer Tongatapu.
Ağustos ayında tüm hemşerilerimiz tatil için veya fındık toplamak bahanesi ile köyüne gelir.So konnte die ganze Familie sonntags die Kirche besuchen oder einen Ausflug machen.
Beni görme bahanesiyle geldi.Il est venu sous prétexte de me voir.
Bir ilaç alma bahanesiyle eczaneye gelir.Retrait du marché pour un médicament.
Bu saldırıların bahanesi Paris'teki bir suikasttı.Cette armée était censée mener une attaque coordonnée sur Paris.
Terörün hiçbir bahanesi olamaz."El PP no tiene nada que temer”.»
Tıbbi deneme bahanesi bazı zorbalıklar için gerekçe olarak kullanılabilir.Il pretesto di sperimentazioni mediche è stato usato per giustificare alcune atrocità.
Sohbetin Bahanesi Kahve - Deniz Gürsoy, Oğlak Yay.Narrativa edita: Franco Di Mare, Il caffè dei miracoli, Rizzoli.
Yaptıklarının hiçbir bahanesi yoktur.Нет оправдания твоим поступкам.
O şu anda bahanesi olamayacak bir şeyi haklı çıkarmaya çalışıyor.Сейчас она пытается оправдать то, чему нет оправдания.
Terörün hiçbir bahanesi olamaz."الرجل ليس له أي عذر".»
Bu saldırıların bahanesi Paris'teki bir suikasttı.Deze moorden leidden tot een opstand van Parijs.
Bir ilaç alma bahanesiyle eczaneye gelir.Vad händer i kroppen när du tar ett läkemedel?.
Mısırlılar istilacılara karşı korumak bahanesiyle Fenike topraklarını tamamen askeri işgal altına aldılar.Toate posesiunile irlandezilor au fost confiscate în favoarea invadatorilor.
Bir ilaç alma bahanesiyle eczaneye gelir.Apteekista saa lääkettä AIDSiin.
Terörün hiçbir bahanesi olamaz."Το κοινό δεν πρέπει να φοβάται κάποια έλλειψη".
Banyo yapmak bahanesiyle Emrah'tan yarım saatliğine müsaade ister.Huckvales oppgaver skal ifølge opphavsmannen kunne løses på under en halvtime.
Sonra da Midia ikizlerin annesin getirmek bahanesi ile oradan ayrılır.Akibatnya, pemerintah akan menyediakan pertolongan untuk ibu kembar tiga.
Banyo yapmak bahanesiyle Emrah'tan yarım saatliğine müsaade ister.V priebehu pol hodiny boli na pomoc privolaní záchranári banskej záchrannej služby z Prievidze.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Chyby se nepromíjejí.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Der er virkelig ingen undskyldning for fiasko.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Er is geen excuus voor mislukking.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.L'errore non ha scusanti.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Mesmo, não há desculpas para o fracasso.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Nu există scuză pentru un eşec.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Realmente, no hay excusa para el fracaso.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Scheitern ist keine Option.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Tôi thực sự cần phải để tâm tới. Trên thực tể, không có lời bào chữa nào cho thất bại.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Vraiment l'échec est inexcusable.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Δεν υπάρχει καμία δικαιολογία για την αποτυχία.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Нет оправдания неудаче.
Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Няма извинение за повреда.
Evet. Malikanenin tamiri bahanesiyle, kilere asker ve silah taşıdık.Med reparationerna som täckmantel flyttade vi dit soldater och vapen.
Evet. Malikanenin tamiri bahanesiyle, kilere asker ve silah taşıdık.Med reparationerne som dække flyttede vi soldater og våben ind.
Evet. Malikanenin tamiri bahanesiyle, kilere asker ve silah taşıdık.Siirsimme sotilaita ja aseita kellariin remontin varjolla.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Además, el general Grumman planea invadir Central bajo la excusa de acabar con los terroristas.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Generał Grumman planuje zaatakować Central pod pozorem walki z terrorystami.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Grumman aikoo hyökätä Centraliin muka kukistaakseen terroristit.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Grumman ska invadera Central under förevändning att slå ner upproret.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Grumman vil invadere Central under påskud af at slå oprøret ned.
General Grumman, teröristleri bastırma bahanesiyle Central'ı işgal etmeyi planlıyor.Ο στρατηγός Γκρούμαν θα εισβάλει στο Σέντραλ λέγοντας ότι καταστέλλει τους τρομοκράτες.
Gerçekten de dikkat etmem gerekiyor. Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.저는 절말로 관심을 기울입니다. 정말로 실패에 대한 어떤 핑계도 없다고 생각합니다.
Gerçekten de dikkat etmem gerekiyor. Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.Nie ma żadnych wymówek.
Gerçekten de dikkat etmem gerekiyor. Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.אני צריך באמת לשים לב. באמת, אין תירוץ לכשלון.
Gerçekten de dikkat etmem gerekiyor. Aslında başarısızlığın bir bahanesi yok.فعلياً يجب أن انتبه. حقاً، لايوجد عذر للفشل.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod