bahşi ile cümle

bahşi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hürremdere merkezî bahşı飞来峡水利枢纽
Sadece hacc bahsine kadar olan kısmı incelemiştir.唯檢查前已出事。
Gelin de ona küçük bir bahşiş verir.然而,他們有一個小獎章。
Bir basın mensubunun siyasi tutukluların salıverilmesinden bahsi üzerine 'Hangi siyasi tutuklular?」這項釋文成為特務機關逮捕政治犯的利器。
Bahşın 2006 yılı nüfusu 18,856 kişi ve 5,407 hanedir.依照2006年统计,总人口18,856,共5,407户。
Büyük kör bahis, küçük kör bahsin 2 katıdır.大盲注是小盲注的兩倍。
Bazı baklagillerde bulunan (ve yukarıda bahsi geçen) tripsin inhibitörleri bunun bir örneğidir.同樣在祿豐組發現的祿豐獸,是卞氏獸的近親。
Damadı bularak gelinin geldiğini müjdeleyene, damat bahşiş verir.“여자친구가 '꽈당' 이후에야 삼겹살 회식을 하게 된 사연은?”.
Mutlaka ona da bahşiş verilir.7:27, 28; 8:1 등) 그는 또한 역대기도 썼으리라 여겨진다.
(Daha önce bahsi geçen yangın olayından sonra buraya taşınması).(이 사건 이후 초기에는 왜 불을 일찍 끄지 못하였나가 주 초점이였다.
Abdurrahman zaten yanında bulunan Berberi kabile mensuplarına bahşiş dağıtmıştı.허공이 오군을 장악하자 원래의 오군태수였던 성헌(盛憲)은 허소(許昭)에게 피신했다.
Oluşan ürün bahsi geçen asitin konjuge bazıdır.여기에는 그녀가 지지하던 세금 해택 협상이 포함된다.
Silmarillion'da bahsi geçmektedir.《실마릴리온》의 등장인물.
Lalejin bahşı kendi içinde 2 dehestana ayrılmıştır.דה לה טורה עצמו הגיע לטידורה לאחר כחודשיים.
Bahsi kazanır.ההימור כשל.
"Ben" aynı zamanda bahsi geçen farenin adıdır.נקרא גם בשם מי מפחד מהדוב הגדול.
Dizide ise soyadının bahsi geçmemiştir.Не пророкувахме ли в Твое име?
Daha önce bahsi geçen "elmas gerdanlık olayı" iki filme konu olmuştur.Сюжетът на „Обетована земя“ е филмиран два пъти.
Silmarillion'da bahsi geçmektedir.За първи път се споменава в Силмарилион.
Bahşın 2006 yılı nüfusu 150.256 kişi 34.974 hanedir.Средната заплата за 2005 г. е 16 294 чешки крони.
Bircend merkezî bahşı Husf bahşıГаброво, област Ловешка
Lalejin bahşı kendi içinde 2 dehestana ayrılmıştır.Лаура я оставя на цели 10 секунди зад себе си.
Çizgi roman serisinde, antik bir vampir genç gözetmenlere bahsi geçen kısa öyküleri anlatmaktadır.От малкия екран кукленото човече разказва интересни приказки на малките палавници за лека нощ.
Argümanın Voltaire'in Candide ve Philosophical Dictionary adlı eserlerinde bahsi geçer.Argument se pojavljuje među ostalim i u Voltaireovu Candideu i Filozofskom rječniku.
Ayrıca burada girdiği ilk bahsi, çoğu kişi tarafından bilinir.Također, bio je to prvi pretraživač poznat javnosti u velikoj mjeri.
Bahsi ilk olarak şiirlerde geçmektedir (Darraðarljóð).Najprije dolazi poezija: na str.
Bahsi yükseltebilir ya da "check" diyebilir.Tento hráč môže checkovať, alebo staviť.
Askerler kendilerine cülus bahşişi ödenmesini talep ettiler.Posádka musel presvedčiť stovky ľudí aby im zapožičali svoju elektrickú zásuvku.
Bahşişleri ise mavi bir bisiklet alabilmek için biriktirmektedir.Postarala sa aj o výzdobu modrého salónu.
Bu konuyu düğün gelenekleri bahsinde geniş şekilde anlatacağım.Moderným zvykom je organizovať na Tu be-av svadby.
Bu konuyu düğün gelenekleri bahsinde geniş şekilde anlatacağım.V njej se ta navada povezuje s poročnimi svečanostmi.
Sonradan, Bahşi soyadını almıştır.Kljub temu je do smrti obdržala njegov priimek.
Bir basın mensubunun siyasi tutukluların salıverilmesinden bahsi üzerine 'Hangi siyasi tutuklular?"Bo javnomnenjskim raziskavam o podpori politikom odklenkalo?".
Daha sonra bahsi geçen tarihin yanlış olduğu belirtildi.Toda zdelo se mu je, da je dejstvo, ki ga je dajala takratna znanost, napačno.
Bahsi ilk olarak şiirlerde geçmektedir (Darraðarljóð).Poezijos pavasario atskambis Šiurpilyje (liet.)
Götüren kadına bahşiş verilir.Žmonės, kuriems yra skiriamas apdovanojimas, gali jo atsisakyti.
Gelin de ona küçük bir bahşiş verir.Pärast seda ja suudles väikese summa eest.
Silmarillion'da bahsi geçmektedir.Esimest korda ilmus Silmarillionis.
Ayrıca burada girdiği ilk bahsi, çoğu kişi tarafından bilinir.Avesta kaudu on teada ka enamik teda ennast puudutav.
Bahsi geçen kişiler ise masalara yaslanarak otururlar ve odanın en ucunda beraber içerler."Küllap ka müüri peal istuvatele meestele, kes koos teiega peavad sööma oma rooja ja jooma oma kust!"
-- "1984"ün bahsinin geçtiği iyi oldu-- 1984'ü tersten yaşayacağız.-- 저는 "1984"가 언급된것이 매우 기쁩니다 -- 우리는 소설"1984"의 정반대 처럼 될 겁니다.
-- "1984"ün bahsinin geçtiği iyi oldu-- 1984'ü tersten yaşayacağız.『1984』の真逆の状況ができあがります ビッグブラザーが我々を 監視するのではなく
-- "1984"ün bahsinin geçtiği iyi oldu-- 1984'ü tersten yaşayacağız.Ich bin froh, dass "1984" schon erwähnt wurde - weil wir jetzt "1984" rückwärts fahren.
-- "1984"ün bahsinin geçtiği iyi oldu-- 1984'ü tersten yaşayacağız.-- ik ben zeer blij dat '1984' werd genoemd -- dan krijgen we '1984' in omgekeerde richting.
-- "1984"ün bahsinin geçtiği iyi oldu-- 1984'ü tersten yaşayacağız.אז -- אני מאוד שמח ש"1984" הוזכר -- כעת אנו עומדים לקבל את "1984" בגרסתו ההפוכה.
-- "1984"ün bahsinin geçtiği iyi oldu-- 1984'ü tersten yaşayacağız.حينها.. يسعدني للغاية أننا ذكرنا رواية "1984".. فالآن سوف نعكس "1984".
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.Aber meistens, wenn Leute über Inflation reden, meinen sie Preisinflation, den Anstieg von Preisen.
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.Když většina lidí mluví o inflaci myslí tím cenovou inflaci.
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.Keď väčšina ľudí hovorí o inflácii, rozpráva o cenovej inflácii.
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.Kun useimmat ihmiset puhuvat inflaatiosta, he puhuvat hintainflaatiosta.
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.Lorsque la plupart des gens parlent de l'inflation, ils parlent en réalité de l'inflation des prix.
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.Mówią o wzroście cen.
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.Quando a maioria das pessoas fala sobre inflação, elas estão falando sobre a inflação de preços.
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.حول التضخم، أنهم يتحدثون عن التضخم في الأسعار. وهم
Ama genellikle bahsi geçen enflasyon, fiyatlardaki enflasyon oluyor.彼らは、値段の上昇について話しをします。 彼らは、直接的に通貨供給量の上昇については、
Bahsi geçen bir kelimenin sembolik görüntüsü anında onun aklında belirirdi. Ağaç. Sandalye.Когда произносили слово, образ слова моментально появлялся у него в голове: дерево, стул, девушка.
Bahsi geçen bir kelimenin sembolik görüntüsü anında onun aklında belirirdi. Ağaç.Коли називали слово, його зображення одразу виникало в його голові.
Bahsi geçen bir kelimenin sembolik görüntüsü anında onun aklında belirirdi.Als een woord werd genoemd, verscheen er onmiddellijk een beeld in zijn hoofd.
Bahsi geçen bir kelimenin sembolik görüntüsü anında onun aklında belirirdi.Amikor elhangzott egy szó, egy kép jelent meg azonnal Tesla fejében.
Bahsi geçen bir kelimenin sembolik görüntüsü anında onun aklında belirirdi.Când se menţiona un cuvânt, o imagine a acelui cuvânt apărea instantaneu în mintea sa.
İlgili Sayfalar