Genellikle bacaklarda görülür.Jalka on usein ontto.
Bacaklar benzer renkli, kontrast halkalı.Jalka on saman värinen kuin lakki.
Bacaklar kahverengi ve prosomadan daha parlak.Jalka on valkea ja latvasta jauheinen.
Bu nedenle, bacakları kırmadan adım atmak gerekir.Jalkoja ei saa lähdössä asettaa kouruun.
Bacakları uzundur.Jalat ovat pitkät.
Bacakları sarı, kısa gagası ise siyahtır.Jalat ovat keltaiset ja lyhyt nokka musta.
Bacaklar portakal rengidir.Jalka on appelsiininkeltainen.
Sırım (Maixent) : Süper uzun bacakları vardır ve pek hızlı koşar...Μεξάν : έχει μακριά και βρωμερά πόδια και τρέχει πολύ γρήγορα.
Ancak sığ suda yürüyen insanların bacaklarının yanlışlıkla ısırıldığıvakalar vardır.Ωστόσο, οι άνθρωποι που περπατούν μέσα στα ρηχά νερά διατρέχουν κίνδυνο να δαγκωθούν τα πόδια τους κατά λάθος.
Bacaklar buradadır.Τα πόδια είναι κοντά.
İşitme organları ön bacaklarında bulunan bir uzantıdadır.Τα όργανα για την ακοή βρίσκονται στις κνήμες των εμπρόσθιων ποδιών τους.
Boynu ve bacakları diğer leyleksilerden daha kısadır.Έχει κοντό λαιμό και πόδια σε σύγκριση με τους υπόλοιπους ερωδιούς.
Bacaklar hareket ettirilerek geçici bir rahatlama sağlanabilir.Τα πόδια επιτρέπουν γρήγορη μετακίνηση.
2 Şubat 1958 tarihinde kalp rahatsızlığı ve bacaklarda dolaşım sorunları nedeniyle serbest bırakıldı.Απελευθερώθηκε λόγω καρδιακής πάθησης και προβλημάτων κυκλοφορίας στα πόδια του στις 2 Φεβρουαρίου 1958.
Arka bacakları iyi gelişmiş olup, sıçramaya yarar.Τα νύχια των ποδιών είναι ιδιαίτερα ανεπτυγμένα, χρήσιμα για αναρρίχηση.
Bacakları uzun dikenlerle kaplıdır.Το δέρμα της καλύπτεται από μεγάλες φολίδες.
Bacakları uzanık vaziyette uyunmaz, her zaman dizler bükük durumda uyunur.Όταν τα πόδια δεν πατούν στο έδαφος, είναι πάντα τεντωμένα στις μύτες.
Uzun bir boynu ve uzun bacakları vardır.Έχει μακρύ λεπτό λαιμό και πόδια.
Bacaklar prosomadan daha parlak, bazen yeşilimsidir.Τα φύλλα είναι πράσινα με εγκολπώσεις και συχνά οδοντωτά.
Arka bacakları öndekilerden daha uzundur.Τα μπροστινά πόδια είναι κοντύτερα από τα πίσω.
Bacaklar portakal rengidir.Ο λαιμός της είναι πορτοκαλί.
Sadece bacaklarından hasar alırlar.Η πρόσβαση είναι δυνατή μόνο με τα πόδια.
Mavi-yeşil bacakları vardır.Den har grøngrå ben.
Yengeçlerin beş çift bacakları vardır.Voksne insekter har tre par ben.
Bunun dışında İsa ile birlikte çarmıha gerilenlerin bacakları kırılırken İsa'nın bacakları kırılmaz.Jesus Kristus fik ikke benene knust ved sin korsfæstelse.
Bacaklarının arasında mor renginde (Onix gibi uzaklaştıkça eni azalan) bir kuyruk bulunur.En pie er en tærte med dej over fyldet (dejlåg).
Bacakları kırmızıdır.Benene er røde.
Kuvvetli bacaklara sahiptir.Hvem har de stærkeste ben?
Arka bacakları ön bacaklarından daha uzundu, bu yüzden vücudu öne eğik ve kafaları yere yakındı.Deres ben skinnede som bronze og lignede menneskeben, men deres fødder lignede mest fødderne på en kalv."
Kollarının bacaklarından daha uzun olması ile dikkati çekerler.Armene er længere end benene.
Bacakları açık pembedir.Benene er lyse.
Bacakları yalnızca kemikten, dizleri iki küçük çıkıntıdan ibaretti.Eller hvor de kun går til knæene og skuldrene.
Bacaklar prosomadan daha parlak, bazen yeşilimsidir.Løvtræerne har en større artsvariation og er oftest stedsegrønne.
Bacakları yoktur.De har ingen egentlige ben.
Bacaklarındaki kemik iliği yenir.Nervebetændelse i benene.
Vücut ölçülerine göre elleri büyük ve bacakları çok uzundur.Lemmerne er tynde, hænder og fødder relativt store.
Önce çocuğun kolları ve bacakları ani olarak kasılır, sonra, çırpınmalar başlar.Dernæst bøjes vristen og fødderne drejes udad, hvorefter benene slynges udad.
Baş ve bacaklardaki tüyler de kısadır.Føttene (tarsene) er derimot små og tynne.
Bu lekeler arka bacaklarının üzerinde de bulunabilir.Slike lyse felt kan også finnes på bakkroppen.
Kuvvetli bacaklara sahiptir.Den har store kraftige føtter.
Bacaklarının kesilmesine karşı çıktı ve tam 34 kere ameliyat olmak zorunda kaldı.For å få ansiktet tilbake har han vært gjennom hele 34 operasjoner.
Asma ağacı sanarak oğluna saldırır ve onun bacaklarını yok ettikten sonra kendisine gelir.Eksempelvis Lommen som fløy ut før Vårherre hadde skapt den ferdig, slik at han måtte kaste beina etter den.
Bacaklar düzgün biçimlendirilmiştir.Beina er godt utviklet.
Kol ve bacakları, Newcastle, Berwick, Stirling ve Perth'de ayrı ayrı sergilendi.Hans lemmer ble vist fram til folk, hver for seg, i Newcastle, Berwick, Stirling og Perth.
Bazı türlerin uzun (Mitobates stygnoides) bacakları vardır, bazı türlerin bacakları ise çok kısadır.Beina er ganske lange, føttene (tarsene) påfallende lange og tynne.
Oyunlar çoğunlukla Center'ın topu bacaklarının arasından Quarterback'e vermesiyle başlar.Snap – setter spillet i gang ved at centeren sender ballen mellom føttene sine, vanligvis til quarterbacken.
Bacaklarındaki kemik iliği yenir.Skader på bein i ansiktet.
Son göründüğü oyunda bacakları daha uzundur.På alle beina er det nest ytterste fotleddet tolappet.
Arka bacakları iyi gelişmiş olup, sıçramaya yarar.Beina er godt utviklet til å løpe eller gå.
Bacakları da yine bu anakara türlerinden daha kısadır.Den har også forholdsvis kortere ben enn andre arter i slekten.
Gövdeleri, bacakları ve özellikle boyunları uzundur.Beina, særlig lårene, er lange.
Uzun bacaklar ve uzun kanatları var.De har lange, smale vinger og lange bein.
Bacaklar prosomadan daha parlak, bazen yeşilimsidir.Huden er kraftig og fargen er brunlig og noen ganger litt grønn.
Uzun bacakları siyah renkli, ayakları ise sarıdır.Beina er nokså lange, svarte med gule føtter.
Ara sıra bacakları tutmamaz olur.Av og til dekker de ikke hele bakkroppen.
Kolları ve bacakları bağlıydı ve yarı çıplaktı.Bena og hendene var bundet sammen, og hun hadde tape over munnen.
Bacaklar uzundur.Beina er temmelig lange.
Bacakları ve perdeli ayakları kırmızı renklidir.Beina og føttene er derimot lysende røde.
Bir kez bile yüzü görünmemiştir, sadece bacakları görünür.Dia belum memiliki tangan melainkan hanya kaki saja.
Bu pugların daha kısa bacakları ve modern tarzda pug burunları vardır.Anjing-anjing pug ini memiliki kaki yang lebih pendek dengan hidung yang mirip dengan anjing pug modern.