babasını ile cümle
babasını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Babasının oğlu.Like father, like son.
O mezun olur olmaz babasının genel mağazasında çalışmaya gitti.As soon as he graduated, he went to work in his father's general store.
O merdivenlerden çıkarken babasını aradı.He called his father as he went up the stairs.
Linda, babasının ani hastalığı yüzünden üniversiteden geri çağrıldı.Linda was called back from college by her father's sudden illness.
Babasının yardımı olmasaydı o, işte başarısız olurdu.If it had not been for his father's help, he would have failed in business.
Mary babasının durumunu sordu.Mary asked after his father.
Mike babasının zengin olmasıyla gurur duyar.Mike is proud of his father being rich.
Mike ona bir araba alması için her zaman babasını rahatsız ediyor.Mike is always nagging his father to buy him a car.
Paul babasının yerine partiye gitti.Paul went to the party in place of his father.
Bill babasının çokça sigara içmesinden nefret ediyor.Bill hates his father smoking heavily.
Thomas'a babasının adı verildi.Thomas was named after his father.
Sonunda babasının paylaştığı haberle annesine gitmeye karar verdi.He finally decided to go to his mother with the news his father had shared.
Küçük çocuk babasının omuzlarına oturdu.The little boy sat on his father's shoulders.
Oğlan babasının yanına yürüdü.The boy trotted to his father's side.
Bebeğe büyük babasının anısına hürmeten Alfred adı verildi.The baby was named Alfred after his grandfather.
Politikacı öldüğünde, herkes oğulun babasının izinden gideceğini umuyordu.When the politician died, everybody hoped the son would follow in his father's footsteps.
Küçük kız babasının koluna sarıldı.The little girl clung to her father's arm.
Kız babasını yanağından öptü.The girl kissed her father on the cheek.
Küçük çocuk babasının kollarında kendini güvende hissetti.The little boy felt secure in his father's arms.
Çocuk, babasının öldüğünü kavrayabilecek durumda değildi.The child was incapable of understanding his father's death.
Susie bazen babasının ofisini ziyaret eder.Susie sometimes visits her father's office.
Susan babasının ayakkabılarını parlattı.Susan shined her father's shoes.
John babasının şirkette başarılı olacağından emin.John is sure to succeed his father in the company.
John'un babasının bir kalp krizinden dolayı öldüğünü biliyor musun?Do you know John's father died of a heart attack?
John'un babasının bir kalp krizinden dolayı öldüğünü biliyor musunuz?Do you know John's father died of a heart attack?
George işi babasının yaptığı gibi aynı şekilde yaptı.George did business in the same manner as his father did.
O bu günlerde anne babasının sözünü dinlemiyor.These days he disobeys his parents.
Greg'in babasının ayak izlerini takip edeceğinden eminim.I am sure that Greg is going to follow in his father's footsteps.
Greg'in babasının yolundan gideceğinden eminim.I am sure that Greg is going to follow in his father's footsteps.
Bir zamanlar babasını orada gördü.Once he saw his father there.
Konuştuğunda bana babasını hatırlatır.He reminds me of his father when he speaks.
Akira babasının bir öğrenci olarak kullandığı o aynı sözlüğü kullanıyor.Akira is using that same dictionary that his father used as a student.
Babasının mimar olduğunu, kendisinin de olmak istediğini söyledi.He said his father was an architect and that he wanted to be one too.
Bill'in babasının hasta olduğunu öğrendim.I learned that Bill's father was sick.
Sadece babasını değil, aynı zamanda oğlunu da tanıyorum.I know not only the father, but also the son.
Küçük kız babasının kollarında eve geri götürüldü.The little girl was carried back home in her father's arms.
Sonunda babasını boy olarak geçinceye kadar, çocuk gittikçe uzadı.The boy grew taller and taller, till at last he exceeded his father in height.
Çocuk babasının tavsiyesini umursamadı.The boy took no notice of his father's advice.
Bebeğe büyük babasının anısına hürmeten Richard adı verildi.The baby was named Richard after his grandfather.
Bebeğe büyük babasının anısına hürmeten Peter adı verildi.The baby was named Peter after his grandfather.
Taro babasının halini hatırını sordu.Taro asked after her father.
Babasının adına toplantıya katıldı.He attended the meeting for his father.
Onun evden kaçması babasının şiddetinden dolayıdır.His running away from home is due to his father's severity.
İşi babasının yerine yürütüyor.He is managing the business for his father.
Babasının saldırganlıklarından hiçbirine sahip değil.He has none of his father's aggressiveness.
Babasının yabancı bir ülkede öldüğünü söyleniyor.It is said that his father died in a foreign country.
Onun babasının yurt dışında olduğunu duyuyorum.I hear that his father is abroad.
Onun yürüme tarzı babasını bana çok hatırlatıyor.The way he walks reminds me very much of his father.
Ona büyük babasının adı verildi.He was named after his grandfather.
Anne ve babasının her ikisi de iyi.Both of his parents are well.
Anne ve babasının her ikisi de iyiler.Both of his parents are well.
Anne ve babasının dışında, hiç kimse şüpheliyi savunmadı.Apart from his parents, nobody would defend the suspect.
O, babasının işini devraldı.He has taken over his father's business.
O her zaman onun arkasından babasının hakkında kötü konuşuyor.He always speaks ill of his father behind his back.
O hâlâ babasının sırtından geçiniyor.He's still sponging off his father.
Büyük babasını sırtında taşıdı.He carried his grandfather on his back.
O, babasını kopyasıdır.He's a carbon copy of his father.
Sık sık babasının arabasını sürer.He often drives his father's car.
O, şirketin başkanı olarak babasının yerine geçti.He succeeded his father as president of the company.
Kalmaya ve babasının işini sürdürmeye karar verdi.He decided to stay and carry on his father's business.