babamızı ile cümle
babamızı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Dediğim gibi, doğduğumuzda biz kendi anne babamızı seçmeyiz. ve okula başladığımızda okulumuzu da seçmeyiz.Jak jsem říkala, když se narodíme, rodiče si nevybíráme. A když jdeme do školy, nevybíráme si ani školu.
Dediğim gibi, doğduğumuzda biz kendi anne babamızı seçmeyiz. ve okula başladığımızda okulumuzu da seçmeyiz.제가 말한 대로, 우리가 태어날 때 부모를 선택할 수는 없습니다. 그리고 취학할 때, 학교를 선택할 수도 없습니다.
Dediğim gibi, doğduğumuzda biz kendi anne babamızı seçmeyiz. ve okula başladığımızda okulumuzu da seçmeyiz.Như tôi đã nói: Đứa trẻ không chọn bố mẹ để sinh mình ra. Và khi đi học, con trẻ không chọn trường.
Dediğim gibi, doğduğumuzda biz kendi anne babamızı seçmeyiz. ve okula başladığımızda okulumuzu da seçmeyiz.Powiedziałam: kiedy się rodzimy, nie wybieramy rodziców. Kiedy idziemy do szkoły, nie wybieramy jej.
Dediğim gibi, doğduğumuzda biz kendi anne babamızı seçmeyiz. ve okula başladığımızda okulumuzu da seçmeyiz.Как я уже сказала: при рождении мы не выбираем родителей. И когда идем в школу, школу тоже выбираем не мы.
Dediğim gibi, doğduğumuzda biz kendi anne babamızı seçmeyiz. ve okula başladığımızda okulumuzu da seçmeyiz.כפי שאמרתי: כשאנחנו נולדים אנחנו לא בוחרים את ההורים שלנו. ואנחנו לא בוחרים את ביה"ס שלנו.
Dediğim gibi, doğduğumuzda biz kendi anne babamızı seçmeyiz. ve okula başladığımızda okulumuzu da seçmeyiz.كما قلت لكم: عندما نولد ، نحن لا نختار والدينا. وعندما نذهب إلى المدرسة ، نحن لا نختار مدارسنا.
Dediğim gibi, doğduğumuzda biz kendi anne babamızı seçmeyiz. ve okula başladığımızda okulumuzu da seçmeyiz.自分の行く学校も選べない 子供たちは自ら学校を選ぶことはしません
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.Gluttony är Fars misslyckade försök att skapa Sanningens Dörr.
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.Gluttony er Fars mislykkede forsøg på at skabe sandhedens indgang.
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.Gluttony es un intento del Creador de hacer una Puerta de la Verdad.
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.Gluttony è un falso portale della verità creato da nostro padre.
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.Gluttony on Valvojan kehno yritys luoda Totuuden portti.
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.Gluttony to nieudana próba naszego Ojca stworzenia Wrót Prawdy.
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.O Gluttony é a tentativa falhada do Pai para criar uma Porta da Verdade.
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.Ο Πατέρας πήγε να φτιάξει Κατώφλι αλλά έφτιαξε τον Γκλούτονι.
Gluttony, babamızın başarısız olan bir Gerçek Kapısı yaratma denemesi.Обжорство - неудачная попытка нашего Отца создать Врата Истины.
Haydi, bu dünyada ya da cennette... ...yaşayan babamızı unutmaya çalışalım.- Angležek... - Nisem Anglež. Pa kaj?
Haydi, bu dünyada ya da cennette... ...yaşayan babamızı unutmaya çalışalım.- Angliku... - Nie jestem anglikiem. Co z tego?
Haydi, bu dünyada ya da cennette... ...yaşayan babamızı unutmaya çalışalım.No tak... Zkus zapomenout na svého Otce, který je na nebesích a žij tady na zemi v tomto světě. - Angláne...
Haydi, bu dünyada ya da cennette... ...yaşayan babamızı unutmaya çalışalım.Хайде, опитай се да забравиш за баща си... ...който е на небето, и заживей тук долу, на този свят.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Aconteció, pues, que cuando fuimos a tu siervo, mi padre, le contamos las palabras de mi señor
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.A stalo sa, keď sme odišli hore k tvojmu služobníkovi, môjmu otcovi, a rozpovedali sme mu slová môjho pána,
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Cînd ne-am suit la tatăl meu, robul tău, i-am spus cuvintele domnului meu.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Da vi så kom hjem til din tjener min far, fortalte vi ham hvad min herre hadde sagt
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Da zogen wir hinauf zu deinem Knecht, unserm Vater, und sagten ihm meines Herrn Rede.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Então subimos a teu servo, meu pai, e lhe contamos as palavras de meu senhor.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.I stalo se, když jsme se vrátili k služebníku tvému, otci mému, a jemu vypravovali slova pána svého,
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.I stało się, gdyśmy odeszli do sługi twego, ojca mojego, i powiedzieliśmy mu te słowa pana mego:
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Ja me menimme kotiin palvelijasi, minun isäni, luo ja kerroimme hänelle herrani sanat.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Ketika kami kembali kepada ayah kami, kami sampaikan kepadanya perkataan Tuanku itu
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.우리가 주의 종 우리 아비에게로 도로 올라가서 내 주의 말씀을 그에게 고하였나이다
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Ko smo pa prišli gori k hlapcu tvojemu, svojemu očetu, smo mu sporočili besede gospoda svojega.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Mikor azért felmenénk a te szolgádhoz, az én atyámhoz és tudtul adjuk vala néki az én uramnak beszédét;
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.När vi därefter hade kommit hem till din tjänare, min fader, berättade vi för honom vad min herre hade sagt.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Quando dunque eravamo ritornati dal tuo servo, mio padre, gli riferimmo le parole del mio signore
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Vi rejste så op til din Træl. min Fader, og fortalte ham, hvad min Herre havde sagt.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Wij keerden terug naar onze vader en vertelden hem wat u had gezegd.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Και οτε ανεβημεν προς τον δουλον σου τον πατερα μου, απηγγειλαμεν προς αυτον τους λογους του κυριου μου.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.И като отидохме при слугата ти, баща ни, разказахме му това, което беше казал моят господар.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.Когда мы пришли к рабу твоему, отцу нашему, то пересказали ему слова господина моего.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.ויהי כי עלינו אל עבדך אבי ונגד לו את דברי אדני׃
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.فكان لما صعدنا الى عبدك ابي اننا اخبرناه بكلام سيدي.
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.我 們 上 到 你 僕 人 我 們 父 親 那 裡 、 就 把 我 主 的 話 告 訴 了 他
‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.我 們 上到 你 僕人 我 們 父親 那 裡 、 就 把 我 主 的 話告訴 了 他
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Då svarade Rakel och Lea och sade till honom: »Hava vi numera någon lott eller arvedel i vår faders hus?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Da svarte Rakel og Lea og sa til ham: Har vi vel ennu nogen lodd og arv i vår fars hus?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Então lhe responderam Raquel e Léia: Temos nós ainda parte ou herança na casa de nosso pai?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,In odgovorita Rahela in Leja ter mu rečeta: Imamo li še delež in dedino v hiši najinega očeta?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,라헬과 레아가 그에게 대답하여 가로되 우리가 우리 아버지 집에서 무슨 분깃이나 유업이나 있으리요
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Lalu Lea dan Rahel menjawab, "Tidak ada bagian lagi dari kekayaan ayah kami yang akan kami warisi
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Rachele e Lia gli risposero: «Abbiamo forse ancora una parte o una eredità nella casa di nostro padre
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Rahela şi Lea au răspuns, şi i-au zis: ,,Mai avem noi oare parte şi moştenire în casa tatălui nostru?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Raquel y Lea le respondieron diciendo: --¿Acaso tenemos todavía parte o heredad en la casa de nuestro padre
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Så svarede Rakel og Lea ham: "Har vi vel mere Lod og Del i vor Faders Hus?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Silloin Raakel ja Leea vastasivat ja sanoivat hänelle: "Ei meillä ole enää osaa eikä perintöä isämme talossa.
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Tedy odpověděly mu Ráchel a Lía, řkouce: Zdaž ještě máme díl jaký a dědictví v domě otce našeho?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Рахил и Лия в отговор му рекоха: Имаме ли ние още дял или наследство в бащиния си дом?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,Рахиль и Лия сказали ему в ответ: есть ли еще нам доля и наследство в доме отца нашего?
Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,ותען רחל ולאה ותאמרנה לו העוד לנו חלק ונחלה בבית אבינו׃