Babam içkiyi bedava aldı.Father got the drink for nothing.
Babam otuz yıldır Nagoya'da yaşamaktadır.My father has lived in Nagoya for 30 years.
Babam on beş yıldan daha fazla bir süre Nagoya'da yaşadı.My father has lived in Nagoya for more than fifteen years.
Babam; onu yarın aramanı bekliyor.My father is expecting you to phone him tomorrow.
Baba yarın eve geliyor.Father is coming home tomorrow.
Babam nadiren, kırk yılda bir, Pazar günleri dışarı çıkar.My father rarely, if ever, goes out on Sundays.
Babam ağaca karşı bir merdiven koydu.My father put a ladder against the tree.
Babam Bay Kimura ile aynı arabaya sahip.My father has the same car as Mr Kimura's.
Yaklaşık on dakika önce babam eve geldi.Father came home about ten minutes ago.
Babam arkadaşları ile iyi geçinir.My father gets along with his friends.
Babam posta kutusunu kırmızıya boyadı.My father painted the mailbox red.
Babam akşam gazetesini okurken oturuyordu.My father sat reading the evening paper.
Babam akşam yemeğinden sonra gerindi.Dad stretched after dinner.
Babam akşam yemeği sırasında tek kelime söylemedi.My father didn't say a word during dinner.
Babam akşam yemeğinden önce bir duş alır.My father takes a bath before supper.
Babam iş için yılda iki kez Sydney'e gider.My father goes to Sydney twice a year on business.
Babam gelecek ayın başında dönecek.My father will be back at the beginning of next month.
Babam önümüzdeki hafta yurt dışına gitmek niyetinde.Father intends to go to abroad next week.
Babam gelecek hafta yurt dışına gidecek.My father is going to go abroad next week.
Babam gelecek yıl yurt dışına gidecek.My father will travel abroad next year.
Babam seyahat etmeye alışkın.My father is used to travelling.
Babam için bir hediye arıyorum.I'm looking for a gift for my father.
Hem babam hem de ben ilk defa müzeye gittik.Both my father and I went to the museum for the first time.
Babasının emekliliği üzerine işi devraldı.On his father's retirement he took over the business.
Babası öldükten sonra işi devraldı.He took over the business after his father died.
Artık onun babası öldü, o dükkanın sahibiydi.Now that his father was dead, he owned the store.
Babası hastayken şirketi yönetti.He managed the company while his father was ill.
Babasının ölümünden sonra, zamanını barlarda geçirmeye başladı.After his father's death, John took to spending his time in bars.
Babasının ölümünden beri o bir sürü zorluklar geçirdi.Since her father's death, she has gone through a lot of hardships.
Onun babası onun evliliğine isteksizce razı oldu.Her father reluctantly consented to her marriage.
Bir baba ailesinin geçimini sağlar.A father provides for his family.
Babası ona haftada 2000 yen verir.His father allows him 2000 yen a week.
Duvarı boyayan adam babamdır.The man painting the wall is my father.
Babam bana, bir yanıt yazıp hemen postalamamı söyledi.My father told me to write an answer and post it at once.
Annem, babamın bana neden çok kızgın olduğunu bana anlattı.My mother told me why my father was so angry with me.
Annem, babam tarafından seviliyor.My mother is loved by my father.
Babam, tabiri caizse, bir yürüyen sözlük.My father is, so to speak, a walking dictionary.
Babam eve gelmeden önce uykuya daldım.I fell asleep before my father came home.
Bir köpek kulübesi yapmak için babamın çekicini ödünç aldım.I borrowed Father's hammer to build a dog house.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben senin baban değilim.To tell the truth, I am not your father.
Dün gece hastalığından dolayı babası öldü.Last night his father passed away because of his illness.
Akşam yemeğinden sonra, George'nin babası onu bir kenara aldı.After dinner, George's dad took him aside.
Babam yemekten sonra koşuya gitti.My father went jogging after dinner.
Lütfen haftaya babama gitmeyi unutma.Please remember to see my father next week.
Lütfen önümüzdeki hafta babamı ziyaret etmeyi unutma.Please remember to see my father next week.
Dün akşam, annemle babamın fısıldaştıklarını duydum.I heard my parents whispering last night.
Çocuklarının anne babaları tarafından eğitilmesi önemlidir.Education by the parents of their children is important.
Anne babam planımı kabul etmediler.My parents didn't disagree with my plan.
Hem annem hem de babam beni uğurlamak için havaalanına geldiler.Both my parents came to see me off at the airport.
Ne annem ne de babam golf oynar.Both of my parents do not play golf.
Anne ve babamın ikisi de hayatta değil.Both my parents are not alive.
Anne babam Kyoto'da yaşıyorlar.My parents live in Kyoto.
Annem ve babam yaşlı.My parents are old.
Annem ve babam benim Mary ile evlenmemi onayladı.My parents approved of my marrying Mary.
Anne babam, görüşüme karşı çıkıyorlar.My parents object to my opinion.
Anne babalar, çocuklarının güvenliğinden sorumludurlar.Parents are responsible for the safety of their children.
Anne babası bebeklerine Akira adını verdi.The parents named their baby Akira.
Anne ve babalar oğullarına en iyi eğitimi vermek isterler.The parents want to give their son the best education.
Hey, babalık! Ne yapıyorsun!Hey, pops! What are you doing!
Babaannenin ani ölümünden sonra, büyükbaba hızla yaşlanmaya başladı.After Grandma's sudden death, Grandpa began to age rapidly.