başlaması ile cümle
başlaması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Bir dizi olay savaşın başlamasına yol açtı.A chain of events led to the outbreak of the war.
Doktor sıkı bir diyete başlamasını tavsiye etti.The doctor ordered her to go on a strict diet.
Konserin başlaması için sabırsızdık.We were impatient for the concert to begin.
Derhal başlaması gerektiği aklına geldi.It occurred to him that he should start at once.
Okulunuzun 8.30'da başlaması ve 3.30'da bitmesini bilmek şaşırtıcı.It's surprising to know that your school starts at 8:30 and ends at 3:30.
Eğitim oturumunun 16:00'da başlaması planlandı.The training session is scheduled to begin at 4 p.m.
Onun derhal başlamasını rica ettim.I asked him to start at once.
Oyunun başlaması için sabırsızdım.I was impatient for the game to start.
Seyirci konserin başlamasını güçlükle bekleyebildi.The audience could hardly wait for the concert to begin.
Hava yarışın başlamasını geciktirecek.The weather will delay the start of the race.
Ona daha erken başlamasını tavsiye ettim.I advised him to start earlier.
Derhal yolculuğuna başlamasını rica ettim.I asked him to begin his trip at once.
Hafta sonunun başlaması için sabırsızlanıyorum.I can't wait for the weekend to begin.
Eski işini bırakıp kendi işine başlaması kararı gerçekten işe yaradı.His decision to quit his old job and start his own business really paid off.
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Biz sinema salonunda filmin başlamasını bekledik.We waited in the movie theater for the film to start.
Koşmaya başlamasından sonra beş dakika olmamıştı ki bir kayaya takılıp düştü.Not five minutes after he started running, he tripped on a rock.
Sonra Jackson'a başlamasını söyledi.Then he told Jackson to get started.
Her toplantının bir dua ile başlaması gerektiğini söyledi.He said each meeting should begin with a prayer.
Pek çoğu başka bir iç savaşın başlamasından korkuyordu.Many feared the start of another civil war.
Toplantının ne zaman başlaması gerektiğini lütfen bana tekrar söyler misin?Could you please tell me again when the meeting is supposed to start?
Tom yemeği masaya koydu ve herkese yemeye başlamasını söyledi.Tom put the food on the table and told everyone to start eating.
Tom Mary'nin tekrar baştan başlamasına yardım etti.Tom helped Mary start over again.
İngilizce bir cümledeki ilk sözcüğün büyük harfle başlaması gerekir.The first word of an English sentence should be capitalized.
Basın toplantısının bir saat sonra başlaması planlanıyor.The press conference is scheduled to begin one hour from now.
Acele et! Maçın başlaması için kalan sadece kısa bir süre var.Hurry up! There's left only a short time for the start of the match.
Okulun başlamasını bekleyemem.I can't wait for school to start.
Konuşmalar yakında başlaması gerekir.The talks should begin soon.
En kısa sürede toplantının başlaması gerekiyor.The meeting needs to begin as soon as possible.
Tom Mary'nın başlamasını bekledi.Tom waited for Mary to begin.
Oyunun başlamasını bekle.Wait for the game to start.
Oyunun başlamasını bekleyin.Wait for the game to start.
Oyunun başlamasını bekleyiniz.Wait for the game to start.
Toplantının zamanında başlaması olası değil.It's unlikely that the meeting will start on time.
Tom bir muhabir olarak başlamasını aldı.Tom got his start as a reporter.
Tom'un kesinlikle işini kaybetme konusunda endişelenmeye başlaması gerekir.Tom should definitely start worrying about losing his job.
Toplantının ne zaman başlaması gerektiğini Tom fark etmeyebilir.Tom might not realize what time the meeting is supposed to begin.
Cümlenin bir isimle başlaması gerektiğini biliyorum.I know the sentence must start with a noun.
Tom Mary'yi Fransızca çalışmaya başlaması için ikna etti.Tom convinced Mary to start studying French.
Tom'un duruşmasının bu Kasımda başlaması planlanıyor.Tom's trial is scheduled to begin this November.
İnşaatın ekim ayında başlaması gerekir.Construction should start in October.
Tom'un başlaması gerekiyor.Tom needs to get started.
Yaz tatilinin başlamasını bekleyemem.I can't wait for summer vacation to start.
Tom'un başlamasını bekliyorum.I'm waiting for Tom to start.
Onun erken başlaması onu yarıştan diskalifiye etti.His early start disqualified him from the race.
Tom'un yeni bir hayata başlaması gerek.Tom needed to start a new life.
Yarışların başlamasına izin ver.Let the races begin.
Dövüşün başlamasına izin verin.Let the fight begin.
Tom'u onu yapmaya başlaması için ikna eden kişi bendim.I was the one who convinced Tom to start doing that.
Tom'un Fransızca öğrenmeye başlaması gerekiyor.Tom needs to start studying French.
Tom, Mary'ye bunu yapmaya başlamasını önerdi.Tom has advised Mary to start doing that.
Tom'un ağlamaya başlaması pek olası değil.Tom isn't very likely to start crying.
Sami hayırseverliğin onun evinde başlaması ve bitmesi gerektiğine inanıyordu.Sami believed charity should begin and end at his home.
Tom'a onu yapmaya başlaması tavsiyesinde bulundum.I've advised Tom to start doing that.
Tom'a onu tekrar yapmaya başlamasını tavsiye ettim.I've advised Tom to start doing that again.
Setsubun (Japonca: 節分), Japonya'da ilkbaharın başlamasından önceki gündür.Setsubun (節分) is the day before the beginning of spring in Japan.
Volkanik püskürmeler buzul çağı periyotlarının başlaması ve/veya bitmesinde etkili olmuş olabilir.Volcanic eruptions may have contributed to the inception and/or the end of ice age periods.
Yargılamanın 5 Haziran 1936'da Bükreş'te başlaması bekleniyordu.The trial was supposed to start in Bucharest on June 5, 1936.
Yarışın başlamasından on gün önce Contador, Cadel Evans'ı 2008 yılı galibi gibi seçiyordu.Ten days before the start of the tour, Contador picked Cadel Evans as the likely winner for 2008.
1879 yılı, genellikle,bağımsız bir çalışma alanı olarak psikolojinin başlaması olarak görülmektedir.The year 1879 is commonly seen as the start of psychology as an independent field of study.