başlamışlar ile cümle

başlamışlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Anglia popadła w szał sprzedaży aby pozbyć się bezwartościowych angielskich pieniędzy.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Angol és pénznem
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Die Engländer gerieten in einen wahren Verkaufswahn, um ihr wertloses englisches Geld loszuwerden.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Englænderne startede med at sælge aktier som en sindssyg for at komme af med næsten værdiløse aktier.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Οι Βρετανοί άρχισαν να πωλούν με μανία για να ξεφορτωθούν τα άχρηστα αγγλικά χρήματα.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Англичаните започнали луда разпродажба, за да се отърват от безполезните английски пари.
Juan Antonio, Maria Elena ve Cristina üçlü bir ilişki yaşamaya başlamışlardı.A esta altura, ella, Juan Antonio y María Elena... ...se habían vuelto amantes.
Juan Antonio, Maria Elena ve Cristina üçlü bir ilişki yaşamaya başlamışlardı.Mostanra, ő, Juan Antonio és Maria Elena szeretők lettek.
Juan Antonio, Maria Elena ve Cristina üçlü bir ilişki yaşamaya başlamışlardı.Nesta altura ela, Juan Antonio e Maria Elena, já eram amantes.
Juan Antonio, Maria Elena ve Cristina üçlü bir ilişki yaşamaya başlamışlardı.Voor nu zijn zij, Juan Antonio en Maria Elena geliefden geworden.
Juan Antonio, Maria Elena ve Cristina üçlü bir ilişki yaşamaya başlamışlardı.الآن هي و خوان أنطونيو و ماري إيلينا أصبحوا عشاقاً
liderliklerini korumak için beraber çalışmaya başlamışlardı.Het liet mensen alleen hun leidende positie handhaven.
liderliklerini korumak için beraber çalışmaya başlamışlardı.순위를 유지하기 위한 행동만 하게 되었기 때문입니다.
liderliklerini korumak için beraber çalışmaya başlamışlardı.והתחיל לגרום לאנשים לעבוד בכדי לשמור את ההובלה שלהם.
liderliklerini korumak için beraber çalışmaya başlamışlardı.و بدأت بإيجاد أشخاص يعملون للمحافظة على قياديتهم
liderliklerini korumak için beraber çalışmaya başlamışlardı.だからこのダイナミクスは注意して使う必要があります
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Azt felelték, "Ez a két nagymama...."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.De sagde, "Disse to bedstemødre ..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Ei au spus, "Aceste două bunici ..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Elas disseram: "Estas duas avós..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.E rispondono: "Queste due nonne..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.He sanoivat: "Nämä kaksi isoäitiä..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Họ nói "Hai cụ bà này..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.그들이 말하길 "이 두 할머니께서..."라고
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Le dicen: "Estas dos abuelas..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.On lui a répondu, "Ces deux grands-mères ... "
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Penduduk desa menjawab, "dua nenek ... ."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Řekli mu, "Tyhle dvě babičky..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Sie sagten, "Diese zwei Grossmütter ..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Usłyszał: "To te dwie babcie".
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Zij zeiden: 'Deze twee oma's ...'
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Του απάντησαν πως αυτές οι δύο γιαγιάδες...
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Они сказали: "Эти две бабушки..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.Отвръщат му, "Тези две баби..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.У відповідь: "Є такі дві бабусі.."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.והם אמרו "יש לנו שתי סבתות..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.فقالوا: "هاتان الجدتان..."
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.「お婆さんだって?」と大臣はとても驚きました
Onlar da "Bu iki büyükanne..." diye anlatmaya başlamışlar.村民話:「就係呢兩位阿婆...」
Red Shield bankacıları İngiltere batmış gibi davranmışlar ve tüm İngiliz hisselerini satmaya başlamışlar.Az angol elkezdték eladni részvényeiket, és a brit vagyonát
Red Shield bankacıları İngiltere batmış gibi davranmışlar ve tüm İngiliz hisselerini satmaya başlamışlar.De Røde Skjold banker i London, lod som om England var fortabt og startede med at sælge deres aktier.
Red Shield bankacıları İngiltere batmış gibi davranmışlar ve tüm İngiliz hisselerini satmaya başlamışlar.ΠΩΛΗΣΗ ΜΕΤΟΧΩΝ ΤΟΥ ΤΕΛΟΥΣ ΤΟΥ ΚΟΣΜΟΥ! άρχισαν να πουλάνε τα αποθέματα αγγλικών μετοχών.
Ressamlar bu öğelerin kendi başlarına anlamlı olabilmelerinin yollarını aramaya başlamışlar.Malarze odkryli, że te elementy same w sobie mogą być środkiem wyrazu .
Ressamlar bu öğelerin kendi başlarına anlamlı olabilmelerinin yollarını aramaya başlamışlar.Malíři začali zkoumat způsoby, jakými tyto prvky mohou být výmluvné samy o sobě.
Ressamlar bu öğelerin kendi başlarına anlamlı olabilmelerinin yollarını aramaya başlamışlar.Художники досліджували, яким чином ці аспекти можуть бути засобом вираження самі по собі.
Ressamlar bu öğelerin kendi başlarına anlamlı olabilmelerinin yollarını aramaya başlamışlar.Художниците започват да разучават начините, по които тези елементи могат да бъдат изразителни по свой начин.
Tabiki kadın hemen bir tane vermiş ve daha fazla iletişim kurmaya başlamışlar.Oczywiście mu je przyniosła i zaczęli rozmawiać.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.그녀를 향해 걸어오기 시작했습니다. 그리고 그 6개의 형태를 다시 합쳐졌습니다, 마치 컨서티나처럼.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Depois as seis figuras juntaram-se de novo, como uma concertina.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.En toen kwamen de zes figuren weer samen, zoals een concertina.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.E poi le sei figure si erano ricomposte di nuovo, come una piccola fisarmonica.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Et puis les six personnes ne firent qu'une à nouveau, comme un concertina.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Iar apoi cele şase figuri s-au reunit, ca într-o concertină.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Majd a hat alak újra egybe olvadt, mint egy harmonika.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Og så blev de seks skikkelser sat sammen igen, som en concertina.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Und dann vereinigten sich die sechs Männer wieder, wie eine Ziehharmonika.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Và sáu hình ảnh đó nhập lại với nhau, như một cái đàn accordion ép lại.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Y luego las seis figuras se replegaban como un acordeón.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.Και έπειτα οι έξι φιγούρες ενώθηκαν ξανά, σαν ακορντεόν.
Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.А после шестте фигури отново се събрали заедно, като концертина.

İlgili Sayfalar