Erken bir başlangıcı tavsiye etti.He advised an early start.
O yatmaya erken gitmeye başladı.He started to go to bed early.
O koşmaya başladı.He began running.
Emekli olduktan sonra bahçıvanlık yapmaya başladı.He took up gardening after he retired.
Devlet başkanı olarak göreve başladı.He was inaugurated as President.
O, haberi duyar duymaz ağlamaya başladı.He had no sooner heard the news than he began to cry.
O öğle yemeği yemeğe başladı.He began to eat lunch.
O, kahvaltısını yemeye başladı.He began to eat his breakfast.
O, sabahın erken saatlerinde başladı.He started early in the morning.
Kırsal yaşamdan hoşlanmaya başladı.He has begun to enjoy country life.
O iki yıl önce göreve başladı.He took office two years ago.
Kırklı yaşlarının başlarında işine başladı.He started his job in his early forties.
Onun başka bir iş aramaya başladığını duyuyorum.I hear he's just begun looking for another job.
O, bir kitap çıkardı ve onu okumaya başladı.He got out a book and began to read it.
O yarın başlayacak.He is going to start tomorrow.
Onlar başlar başlamaz yağmur yağmaya başladı.They had hardly started when it began to rain.
Onların bebeği henüz emeklemeye başladı.Their baby has just started to crawl.
Başla selamlama yerine tokalaştılar.They shake hands instead of bowing.
Onlar hemen başlamanın daha iyi olacağına karar verdiler.They decided that it would be better to start at once.
Konu hakkında bir tartışma başlattılar.They entered into a discussion about the issue.
Onlar sorunu araştırmaya başladı.They began to look into the problem.
Onlar utanç içinde başlarını eğdiler.They hung their heads in shame.
Onlar hep birlikte başladılar.They started all at once.
Onlar tepeye tırmanmaya başladılar.They began to climb the hill.
Onlar geçen yıl İngilizce çalışmaya başladı.They started studying English last year.
Onlar bizden daha erken başlamış.They had started earlier than we had.
Onlar bizden daha erken başlamıştı.They had started earlier than us.
Yardım fonunu yükseltmek için bir araba gezintisine başladılar.They started a drive to raise a charity fund.
Onlar art arda başladılar.They started one after another.
Onlar başlamak üzereler.They are about to start.
Onlar yeni bir işe başladılar.They started a new business.
Onlar saatler önce başladılar.They started hours ago.
Onlar başlangıcı kaçırmamak için erken geldi.They came early so they wouldn't miss the prelude.
Onlar erken başlamak için aynı fikirdeler.They agreed to start early.
Kendi aralarında tartışmaya başladılar.They began to quarrel among themselves.
Onlar aynı zamanda başladılar.They started at the same time.
O gelir gelmez, başlayacağız.As soon as she comes, we will begin.
Onunla bir toplantıya başladım.I began a meeting with her.
Onun hakkında şüphelenmeye başladı.He began to get suspicious about her.
Onun sert görünüşü çocuklara başlarının belada olduğunu söylüyordu.Her stern look told the boys that they were in trouble.
Onun kibarlığı bana yük olmaya başlamıştı.Her kindness has become a burden to me.
O, gözlerinin etrafında birkaç kırışıklık edinmeye başladı.She has started to get a few wrinkles around her eyes.
O, on dakika önce başladı.She started ten minutes ago.
O, iki yanlış başlama yüzünden yarıştan diskalifiye edildi.She was disqualified from the race for two false starts.
O, sekiz yaşındayken dans etmeye başladı.She started dancing when she was eight.
Saat sekizde bir rapor yazmaya başladı, saat on ikide onu bitirdi.She began writing a report at eight, finishing it at twelve.
O, yeni proje üzerinde çalışmaya başlamada hiç zaman kaybetmedi.She lost no time in starting to work on new project.
Köpekle konuşmaya başladı.She began to talk to the dog.
Yoğunluğa takılmamak için erken başladı.She started early in order to avoid the rush hour.
Arkasını döndü ve ağlamaya başladı.She turned away and began to cry.
O toparlandı ve tekrar konuşmaya başladı.She pulled herself together and started to talk again.
O, ağlamaya başladı.She began crying.
O, öğretmenliğe başladı.She went into teaching.
O bir yabancı ile konuşmaya başladı.She started talking with a stranger.
O daha önce başlamamız gerektiğini öne sürdü.She suggested that we should start earlier.
O, yüzümü gördüğünde ağlamaya başladı.She began to cry at the sight of my face.
Yüzümü görünce, ağlamaya başladı.She began to cry at the sight of my face.
Onunla ilgili anılarım azalmaya başladı.My memory of her has begun to recede.
O, anılarımda kaybolmaya başlamıştı.She had begun to recede in my memory.
O beni görür görmez ağlamaya başladı.As soon as she saw me, she began to weep.