başarır ile cümle
başarır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sonuçta çalışkan kişi başarır.In the end, the diligent person succeeds.
Sıkı çalışırsan, başarırsın.Study hard, and you'll succeed.
Çok çalışırsa, başarır.If he tries hard, he will succeed.
Eğer çok denersen, başarırsın.If you try very hard, you will succeed.
Hayatta derece yapmak için hepimiz çok çalışırız fakat sadece birkaç kişi başarır.We all try hard to make the grade in life, but only a few succeed.
Çabalarsan, başarırsın.You'll succeed if you try.
Biraz daha sabırla, başarırdın.With a little more patience, you would have succeeded.
Biraz daha sabırlı olsaydın, başarırdın.If you had been a little more patient, you would have succeeded.
Sadece biraz daha çaba sarfetse, başarırdı.With just a little more effort, he would have succeeded.
Bunu bir kez daha deneseydi, başarırdı.Had he tried it once more, he would have succeeded in it.
Umarım ödülü kazanmayı başarırsınız.I hope you will succeed in winning the prize.
Sebatla çalışırsan başarırsın.Stick with it and you'll succeed.
O, gayret etseydi başarırdı.He would have succeeded had he tried.
O, her gün annesine yazmayı başarır.He never fails to write to his mother every day.
Tom genellikle yapmaya çalıştığını başarır.Tom usually accomplishes whatever he tries to do.
Elinizden geleni yaparsanız, muhtemelen başarırsınız.If you do your best, you're likely to succeed.
Bana yardım etseydin, başarırdım.If you had helped me, I would have succeeded.
Onun tavsiyesini alsaydı, başarırdı.If he had gotten her advice, he would have succeeded.
Denersen başarırsın.If you try, you'll succeed.
Bunu gerçekten istiyorsak, sonunda başarırız.If we really really want it, we'll succeed in the end.
Tom genellikle yapmaya kalkıştığı şeyi başarır.Tom usually accomplishes whatever he sets out to do.
Tom daha çok çabalasaydı başarırdı.Tom would've succeeded if he'd tried harder.
Sensiz nasıl başarırım?How will I manage without you?
Şimdi çıkarsak herhalde başarırız.If we leave now, we should make it.
Eğer o başarırsa, Amerikalılar inandırıcılığını kaybedecektir.If he succeeds, Americans will lose credibility.
O çok çalışırsa başarır.If he tries hard, he'll succeed.
Umarım onu başarırız.I hope we achieve that.
Her zaman uyum sağlamayı başarırlar.They always manage to adapt.
Daha çok çalışsam başarırdım.I would've succeeded if I'd tried harder.
Eğer Tom biraz daha dikkatli olsaydı, başarırdı.If Tom had been a little more careful, he would've succeeded.
Her zaman bu kadar mükemmel görünmeyi nasıl başarırsın?How do you always manage to look so perfect?
Çoğu zaman yapmaya çalıştığı her şeyi başarır.He usually accomplishes whatever he tries to do.
Bu karışıklık içinde Eboli Carlos'la kaçmayı başarır.In the confusion, Eboli escapes with Carlos.
Andes, kaçmaya çalışırken Lou'yu vurur, ancak Ray kaçmayı başarır.Andes shoots Lou when he attempts to escape, but Ray succeeds in getting away.
Yolda, Shere Khan onları pusuda bekler ve Bagheera'yı yaralar, ancak Mowgli kaçmayı başarır.En route, Shere Khan ambushes them and injures Bagheera, but Mowgli manages to escape.
Üç Rus gemisi Vladivostok’a ulaşmayı başarır.Three Russian warships reached Vladivostok.
Lois'in protestolarına rağmen Ölüm, Peter'ı kendisi ile birlikte götürmeyi başarır.Despite Lois' protests, Death manages to get Peter to come with him.
İşin şaşkın yanı ise başarırlar."They may still find fault, but they will keep on laughing."
Osmanlı birlikleri Köprüköy'de konumunu korumayı başarır.Ottoman forces managed to maintain their positions at Köprüköy.
Buffy ve ekibi Maloker'ı yenmeyi başarır ve Drakula'yı normal haline çevirir.Buffy and her crew are able to fend off Maloker and return Dracula to normal.
Saldırının ardından Cử Kamboçya'ya kaçmayı başarırken; Quốc tutuklandı ve hapse gönderildi.Afterwards, Cử escaped to Cambodia, but Quốc was arrested and imprisoned.
Ama hayatta kalmayı başarır.He manages to survive.
Merle'nin dışındaki diğer grup, kamyonet içinde şehirden kaçmayı başarır.The entire group (other than Merle) is able to escape the city in the box truck.
İnşallah bunu başarırım ve millî formaya yıllarca hizmet ederim.I hoped that it would become a success and survive for years and years.
Sayid telsizi tamir etmeyi başarır fakat yeterli bataryası yoktur ve sinyal alamamaktadırlar.Sayid repairs the transceiver, but it has little battery life and does not have a signal.
Bu bölge etki zayıflamasının en az olduğu bölgedir ve en uzun mesafeye ulaşmayı başarır.This region has the lowest attenuation losses and achieves the longest range.
1961 yılında hapisten kaçmayı başarır ve Suriye’ye iltica eder.In 1961, he managed to escape to Syria.
Üçlü takım olur ve adadan kaçmayı başarır.It is possible to beat the game and get off the island.
1968 yılında Corc Habaş kısa bir süreliğine Suriye’de hapsedilir fakat hapisten kaçmayı başarır.Habash was briefly imprisoned in Syria in 1968, but escaped.
Wagstaffe ise kaçmayı başarır.Wagstaffe escaped.
İlerleyen zamanlarda dünya'ya geri dönmeyi başarır.Someday we'll carry their story back to Earth.
Phocis'deki Daulia'da Tereus tarafından neredeyse yakalanacakken kaçmayı başarırlar.They fled but were almost overtaken by Tereus at Daulia in Phocis.
Çift otele daha fazla polis gelirken Donowitz’in paralarıyla kaçmayı başarır.He and Alabama escape with Donowitz's money as more police arrive.
Bunu başarırken ortalama 23 yaşında genç bir takım kurmuştu.This resulted in a team with an average age of seventeen.
Ama Gordon kaçmayı başarır.Frank manages to escape.
Deon ilk kez kendi adına düşünen ve hisseden bir robot yapmayı başarır.Dylan brings that instinctual feel for rock and roll to his voice for the first time.
Buna rağmen MacReady patlamayı bir dinamitle tetiklemeyi başarır ve üstü patlatır.MacReady triggers the explosives using a stick of dynamite, destroying the base.
Neyse ki, Faith ve Willow'un yardımları sayesinde Angel'ın ruhunu geri getirmeyi başarırlar.Luckily they manage to restore Angel's soul, thanks to help from Faith and Willow.
Michael onu sakinleştirmeyi başarır.He tells Michael to ease up.
Fakat alıcılardan biri kaçmayı başarır.One of the attackers escapes.