Adamın sigarayı bırakmak için üçüncü girişimi başarısız oldu.The man's third attempt to stop smoking failed.
Tom'un sürücü testinde başarısız olacağını düşünüyorum.I think Tom will fail his driving test.
Başkalarının başarısız olduğu yerde sen başarılı oldun.You've succeeded where others have failed.
Tom başarısını çok çalışmaya bağladı.Tom attributed his success to hard work.
O kendi başarısının bir kurbanı.He's a victim of his own success.
Tom başarısızlığı için kötü şansını suçladı.Tom blamed his failure on bad luck.
Ne yazık ki sınava çalışmak için zamanım yoktu, bu yüzden başarısız oldum.Unfortunately, I didn't have time to study for the exam, so I failed it.
Tam Mary'nin tahmin ettiği gibi Tom sınavda başarısız oldu.Tom failed the test, just like Mary predicted.
Tom birkaç deneme yaptı ama her seferinde başarısız oldu.Tom made several tries, but failed each time.
Onlar sekiz gündür uçağı arıyorlar, başarısız.They've been looking for the plane for eight days, without success.
Fransızca testinden başarısız olduğumu nasıl bildin?How did you know I failed my French test?
Yorumcular "Bu korkunç bir başarısızlıktı!" diye bağırdılar."That was a terrible miss!" cried the commentators.
Tom, Mary'nin yardımı olmadan başarısız olurdu.Tom would've failed without Mary's help.
Tom sürüş sınavını geçmekte başarısız oldu.Tom failed to pass his driving test.
Tom çalışmadığı için başarısız oldu.Tom failed because he didn't study.
Tom, Mary'nin başarısını kıskandı.Tom envied Mary's success.
Sınavında başarısız olmak onun egosuna bir darbeydi.Failing the exam was a blow to his ego.
Bana başarısız olmadığımızı söyle.Tell me that we haven't failed.
Bu başarısızlık senin yüzünden oldu.This failure occurred because of you.
Tom başarısızlık olasılığından korkuyordu.Tom was afraid of the prospect of failure.
Bakaloryası neredeyse başarısız oluyordu.She almost failed her baccalauréat.
Ben berbat şekilde başarısız oldum.I failed miserably.
Başarısızlık başarı getirir.Failure teaches success.
Başarısızlık başarıyı öğretir.Failure teaches success.
İnsanoğlu çoğunlukla kendi hatalarına ve başarısızlıklarına karşı iç görüden yoksundur.Human beings often lack insight into their own faults and failings.
Tom yapacağını söylediği şeyi yapmada başarısız oldu.Tom failed to do what he said he would do.
Plan başarısız oldu.The plan has failed.
Tom başarısız olmamak için ok çalışıyor.Tom is trying very hard not to fail.
Çeviri başarısızlık sanatıdır.Translation is the art of failure.
Çoğu öngörü başarısız.Many predictions fail.
Planlamak için başarısız olma başarısız olmak için planlamadır.Failing to plan is planning to fail.
Sanki her ikimiz de başarısız olmuşuz gibi görünüyor.It seems as though we've both failed.
Hiç kimse başarısız olmak istemez. Herkes başarılı olmak ister.No one wants to fail. Everyone wants to succeed.
Başarısızlık, öğrenmek için en iyi yoldur.Failure is the best way to learn.
Macar Aydınlanmasının en önemli başarısı dil reformu oldu.The most significant achievement of the Hungarian Enlightenment was the language reform.
Tom başarısız bir biçimde sigarayı bırakmaya çalıştı.Tom tried to stop smoking without success.
Sporda, başarısızlığa yer yok.In sports, there is no room for failure.
Arapça seviye 5'ten başarısız olacağım, finalden en az C almazsam.I will fail Arabic Level 5 if I don't get at least a C in the final exam.
Denedim ama başarısız oldum.I've tried, but without success.
Böyle bir başarısızlığın sebebi ne?What is the cause of such a failure?
Ben her açıdan başarısız oldum.I've failed in every respect.
Tom bizi başarısızlığa uğratmayacak.Tom won't fail us.
Tom sefil bir halde başarısız oldu.Tom failed miserably.
Neden başarısız olduk?Why did we fail?
Neden senin sınıfında başarısız oldum?Why did I fail your class?
Kraliçe kral için bir erkek varis üretemekte başarısız oldu.The queen failed to produce a male heir for the king.
Tom başarısına memnun oldu.Tom is pleased at his success.
Suikast komplosu başarısız oldu.The assassination plot failed.
Dan rehineleri kurtarma işinde başarısız oldu.Dan failed to save the hostages.
Polis tarafından keşfedildiği zaman Tom'un planı başarısız oldu.Tom's plan failed when it was discovered by the police.
Tom Mary ile başarısızlığı için alay etti.Tom mocked Mary for her failure.
Dan, borçlarını ödemek için başarısız oldu.Dan failed to pay up his debts.
Öğle yemeği tamamen başarısız oldu.The lunch failed completely.
Polis fiziksel kanıt göstermekte başarısız oldu.Police failed to produce physical evidence.
Onlar başarısızlık için Tom'u suçladı.They blamed Tom for the failure.
Tom bir iş bulmakta başarısızdı.Tom was unsuccessful in finding a job.
Tom başarısızca gülümsemeye çabaladı.Tom tried, unsuccessfully, to smile.
Birkaç dakika içinde bir sınavım var, kesin başarısız olacağım.I've got an exam in a few minutes, and I'm going to fail for sure.
Tom iki kez başarısız oldu.Tom failed twice.
Başarısızlık mümkündür.Failure is possible.