başına ile cümle

başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'nin eve tek başına döndüğünü gördü.Tom saw Mary return home alone.
Tom'u kampta tek başına bulduk.We found Tom alone at the camp.
Sadece bunu tek başına yapmayı deneme.Just don't try to do this alone.
Tom çok uzun süredir tek başına.Tom has been alone far too long.
Tom tek başına bunun üstesinden gelmeli.Tom has to deal with this alone.
Tom seni tek başına gördüğü konusunda ısrar ediyor.Tom insists on seeing you alone.
Tom oturma odasında tek başına.Tom is alone in the living room.
Tom dışarıda balkonda tek başına.Tom is alone out on the balcony.
Tom bir köşe masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at a corner table.
Tom boş bir plajda tek başınaydı.Tom was alone on an empty beach.
Bunu tek başına yapmak zorunda değilsin.You don't have to do this alone.
Tom tek başına hareket ettiği konusunda ısrar etti.Tom insisted that he acted alone.
Tom tek başına sahil boyunca yürüdü.Tom walked along the shore alone.
Tom barda tek başına oturuyordu.Tom was sitting alone at the bar.
Tom bir bankta tek başına oturuyordu.Tom was sitting alone on a bench.
Tom tek başına laboratuvarda çalışıyordu.Tom was working alone in the lab.
Tom'un tek başına olmasından endişeleniyorum.I'm worried about Tom being alone.
Tom bunu tek başına yapamazdı.Tom couldn't have done this alone.
Tom yıllarca tek başına yaşadı.Tom lived alone for several years.
Tom odasında tek başına oturuyordu.Tom was sitting alone in his room.
Sanırım Tom'u tek başına bırakmalısın.I think you should leave Tom alone.
Tom mutfak masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at the kitchen table.
Tom'un tek başına bırakılabileceğini sanmıyorum.I don't think Tom can be left alone.
O tek başına geziyi değerli yaptı.That alone made the trip worthwhile.
Tom tek başına çalışması için Mary'ye güvenmedi.Tom didn't trust Mary to work alone.
Hiçbirimiz bunu tek başına yapamazdı.Neither of us could have done it alone.
Bu tek başına yapman gereken bir şey.This is something you need to do alone.
Tom Mary'yi John'la tek başına bırakarak gitti.Tom left, leaving Mary alone with John.
Tom geceyi ormanda tek başına geçirdi.Tom spent the night alone in the woods.
Tom gece tek başına yürümeyi sevmez.Tom doesn't like walking alone at night.
Tom başka boş odada tek başına oturdu.Tom sat alone in the otherwise empty room.
Tom bir puro içerken verandada tek başına oturdu.Tom sat alone on the porch smoking a cigar.
Tek başına Tom'u ziyaret etmek için gitmemeliydin.You shouldn't have gone to visit Tom alone.
Tom ve Mary şimdi sınıfta yalnız başına.Tom and Mary are now alone in the classroom.
Tom orman boyunca tek başına yolunu açtı.Tom hacked his way through the jungle alone.
Tom mutfakta tek başına kahvaltı yapıyordu.Tom is eating breakfast alone in the kitchen.
Tom onu tek başına yapmaya çalışma hatası yaptı.Tom made the mistake of trying to do it alone.
Onu tek başına çözmeye çalışmamalıydın.Tom shouldn't have tried to tackle that alone.
Tom yarısı boş bir şişe şarapla yalnız başına oturdu.Tom sat alone with a half-empty bottle of wine.
Senin gibi güzel bir kadın yalnız başına yemek yememeli.A beautiful woman like you shouldn't be eating alone.
Tom'la tek başına birkaç dakika meşgul olabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can handle a few minutes alone with Tom?
Neden onu kendi başına yapmıyorsun?Why don't you do it by yourself?
Sen hiç bir restoranda tek başına yemek yedin mi?Have you ever eaten in a restaurant alone?
Neden onu tek başına bırakmıyorsun?Why don't you leave him alone?
Tom tek başına hareket etti.Tom acted alone.
Herkes iş başına.Come on, everybody.
Tom tek başına geldi.Tom has come alone.
Basına konuşma.Don't talk to the press.
Basına konuşmayın.Don't talk to the press.
Ebeveynlerinin tek başına buraya gelmene izin verdiklerine inanamıyorum.I can't believe your parents let you come here by yourself.
Senin onu tek başına yapabileceğini sanmıyorum.I don't think you could ever do that by yourself.
Boston'dan bütün yolu tek başına sürmeni istemiyorum.I don't want you driving all the way from Boston by yourself.
Sadece oraya tek başına gitmeni istemiyordum.I just didn't want you to go there by yourself.
Sadece Tom'u tek başına oraya gitme sorunundan kurtardım.I just saved Tom the trouble of going there himself.
Tom'u oraya tek başına gitme zahmetinden kurtarıverdim.I just saved Tom the trouble of going there himself.
Seni burada dışarıda tek başına gördüm ve konuşacak birini isteyebileceğini düşündüm.I saw you out here by yourself and thought you might like someone to talk to.
Tom Mary'ye oraya tek başına gitmemesini tavsiye etti.Tom advised Mary not to go there by herself.
Tom tenha tren istasyonunda büyük bir saatin altında tek başına durdu.Tom stood alone under a big clock in the deserted train station.
Tom tek başına biraz zaman istedi.Tom wanted some time alone.
Tom'un tek başına biraz zamana ihtiyacı vardı.Tom needed some time alone.
İlgili Sayfalar