Ana içeriğe geç
Sözlük

bağlamaz ile cümle

bağlamaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
49
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ben olsam buna bel bağlamazdım.I wouldn't count on it.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.Apart from approval of budgetary matters, resolutions are not binding on the members.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.It can happen, but you've not tied yourself to it.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.Além da aprovação da matéria orçamental, as resoluções não são vinculativas para os membros.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.Крім затвердження бюджетних питань, рішення не є обов'язковими для членів ООН.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.În afară de aprobarea problemelor bugetare, rezoluțiile nu depind de membri.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.Bortsett fra tilskuddet til budsjettet er ingen resolusjoner bindende for medlemmene.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.Selain hal-hal persetujuan anggaran, resolusi tidak mengikat pada anggota.
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.除预算事项外,通过的决议对于会员没有约束力。
Bütçenin kabulü dışındaki konular hakkındaki kararlar, üye ülkeleri bağlamaz.למעט בהחלטות בעניין תקציב, החלטות העצרת אינן מחייבות.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››A keď oznámiš túto našu vec, tiež budeme prostí od tvojej prísahy, ktorou si nás zaviazala.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Ali če izdaš to naše opravilo, prosta bodeva prisege, s katero si naju zavezala.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Als u ons echter verraadt, zullen wij niet langer aan deze eed gebonden zijn."
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Còn nếu nàng cho lậu việc chúng ta, ắt chúng ta sẽ khỏi mắc lời mà nàng đã bắt chúng ta thề.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Còn nếu nàng cho lậu việc chúng_ta , ắt chúng_ta sẽ khỏi mắc lời mà nàng đã bắt chúng_ta thề .
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Et si tu divulgues ce qui nous concerne, nous serons quittes du serment que tu nous as fait faire.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Hvis du derimod røber vort Forehavende, er vi løst fra den Ed, du lod os sværge!"
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Jestliže pak proneseš tuto řeč naši, budeme prosti od přísahy tvé, kterouž jsi nás zavázala.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››네가 우리의 이 일을 누설하면 네가 우리로 서약케 한 맹세에 대하여 우리에게 허물이 없으리라
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Lecz jeźli wydasz tę sprawę naszę, tedy będziemy wolni od przysięgi twojej, którąś nas poprzysięgła.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Ma se tu rivelerai questo nostro affare, noi saremo liberi da ciò che ci hai fatto giurare»
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Mutta jos sinä ilmaiset tämän meidän asiamme, niin me olemme vapaat valasta, jonka meillä vannotit."
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Och om du förråder vårt förehavande, så äro vi likaledes fria ifrån den ed som du har tagit av oss.»
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Og dersom du lar nogen få vite noget om vårt ærend, så er vi løst fra den ed du tok av oss.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Se, porém, tu denunciares este nosso negócio, seremos desobrigados do juramento que nos fizeste jurar.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››Şi dacă ne vei da pe faţă, vom fi deslegaţi de jurămîntul pe care ne-ai pus să -l facem.``
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››También si hablas de este asunto nuestro, nosotros quedaremos libres del juramento que nos has hecho jurar
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››если же ты откроешь сие наше дело, то мы также свободны будем от клятвы твоей, которою ты нас закляла.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››ואם תגידי את דברנו זה והיינו נקים משבעתך אשר השבעתנו׃
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››وان افشيت امرنا هذا نكون بريئين من حلفك الذي حلّفتنا.
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››你 若 洩 漏 我 們 這 件 事 、 你 叫 我 們 所 起 的 誓 、 就 與 我 們 無 干 了
Ancak bu yaptıklarımızı açığa vurursan, içirdiğin ant bizi bağlamaz.››你 若洩漏 我 們這 件 事 、 你 叫 我 們 所 起 的 誓 、 就 與 我 們無 干了
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.Dat kan gebeuren, Maar je haakt jezelf er niet aan vast.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.El poate aparea, insa tu nu esti legata de el.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.Megtörténhet, de nem kötődsz hozzá.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.Może się zdarzyć, ale ty się do niego nie przywiązuj.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.Může se stát, ale nepřipoutala jsi se k němu.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.Puede suceder... pero no te has atado a él.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.Può capitare, ma non dovete legarvi ad esso.
Bu da olabilir, ama kendini bununla bağlamazsın.Это может случиться, но ты себя к этому не привязала.
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››A keby nechcela žena ísť s tebou, budeš čistý od tejto mojej prísahy, len môjho syna nezaveď nazpät ta.
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››Ako bi pa ženska ne hotela iti s teboj, bodeš prost te zarotitve moje; samo sina mojega ne vodi tja nazaj.
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››Als het je niet lukt, ben je van je eed ontslagen. Maar je mag mijn zoon nooit daarheen brengen."
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››만일 여자가 너를 좇아 오고자 아니하면 나의 이 맹세가 너와 상관이 없나니 오직 내 아들을 데리고 그리로 가지 말지니라
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››Mutta jos tyttö ei tahdo seurata sinua, niin olet tästä valasta vapaa. Älä vain vie poikaani sinne takaisin."
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››ואם לא תאבה האשה ללכת אחריך ונקית משבעתי זאת רק את בני לא תשב שמה׃
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››وان لم تشإ المرأة ان تتبعك تبرأت من حلفي هذا. اما ابني فلا ترجع به الى هناك.
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››倘 若 女 子 不 肯 跟 你 來 、 我 使 你 起 的 誓 就 與 你 無 干 了 、 只 是 不 可 帶 我 的 兒 子 回 那 裡 去
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››倘若 女子 不 肯 跟 你 來 、 我 使 你 起 的 誓就 與 你 無干了 、 只是 不可帶 我 的 兒子 回 那 裡去
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod