bağlamaya ile cümle

bağlamaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ayakkabı bağcıklarını senin için bağlamayacağım.I won't tie your shoelaces for you.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.And in Afghanistan, we're trying new approaches -- access negotiators.
Sizi mümkün olan en kolay ve güvenilir şekilde sitemize bağlamaya çalışıyoruz.Google Plus Sign-In means simplicity and security.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.You shall not muzzle the ox when he treads out the grain.
Farz olan müddet geçmedikçe nikah bağını bağlamaya kalkışmayın.And do not confirm the marriage tie until the writing is fulfilled.
Ve zorunlu olan süre doluncaya kadar nikâhı bağlamaya girişmeyin.And do not confirm the marriage tie until the writing is fulfilled.
Not: oyunu kazanmak için bütün terminalleri ve bütün kabloları sunuculara bağlamaya ihtiyacınız var!Note: to win the game all terminals and all cables need to be connected to the server!
İnfibulasyon, peniste sünnet derisinitokayla bağlamaya da denebilir.Infibulation can also refer to placing a clasp through the foreskin in men.
Doktor, bilgisayar terminaline kendisini bağlamaya hazırlanır.Le Docteur se prépare à se connecter au terminal de l'ordinateur, conscient que cela risque de le tuer.
1214'ten sonra Fransa Krallığı Flandre'yi doğrudan kendisine bağlamaya çalışmıştır.En 1296, Florencio se alió con el rey de Francia​ para que éste le ayudara contra Flandes.
Palamar, gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halattır.البحر الأحمر أو بحر القُلْزُم أو البحر التهامي أو بحر الحبشة.
Terdid sanatının esası, sözü tahmin edilmeyen ters bir sonuca bağlamaya dayanır.Por fim, as formas do verbo haver ligadas à preposição de deixaram de ter hífen.
Resmin merkezinde beyaz at ve atın yükünü bağlamaya çalışan bir zeybek vardır.In het medaillon zijn het witte paard en de zuil afgebeeld.
İkincisi, başlangıcından beri psikolojik teoriyi politik olaylara bağlamaya çalışır.V té době také neurověda začíná pronikat do psychologie.
Toplantıya katılanları değerli hediyeler ve unvanlar dağıtarak kendisine bağlamaya çalışır.Jakakaa intiaaneille riittävästi lahjoja ja herättäkää heidän kiinnostuksensa yhteistyöhön.
İkincisi, başlangıcından beri psikolojik teoriyi politik olaylara bağlamaya çalışır.Ensinnäkin hän arvosteli psykologiaa historiallisesta perspektiivistä.
1214'ten sonra Fransa Krallığı Flandre'yi doğrudan kendisine bağlamaya çalışmıştır.Pada tahun 1246, Raja Louis IX dari Prancis menganugerahkan Flandria kepada Guillaume.
Bağlama ailesinde bağlamaya çok benzeyen iki çalgı daha vardır.兩人有著類似親子關係的連繫。
Terdid sanatının esası, sözü tahmin edilmeyen ters bir sonuca bağlamaya dayanır.Cilj umjetnosti je prodrijeti u nepoznato.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.A v Afghánistánu zkoušíme nové přístupy -- vyjednávače přístupu.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Dan di Afghanistan, kami mencoba pendekatan baru -- para perunding.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.En Afganistán también estamos probando cosas nuevas, como los negociadores de acceso.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.En Afghanistan, nous essayons de nouvelles approches -- les négociateurs d'accès.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Iar in Afganistan, incercam noi abordari-- negociatori de acces.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.In Afghanistan proberen we een nieuwe aanpak: benader onderhandelaars.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.아프가니스탄에서는 새로운 방법을 시도했습니다. 교섭자를 통했습니다.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Mentre in Afghanistan, stiamo tentando nuovi metodi -- mediatori per l'accesso.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Und in Afghanistan probieren wir neue Ansätze aus - Zugangs-Vermittler.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.W Afganistanie, szukaliśmy nowych dróg - dostępu do negocjatorów.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.Και στο Αφγανιστάν δοκιμάζουμε νέες τακτικές -- μεσολαβητές πρόσβασης.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.В Афганистане мы также пробуем новые способы - переговоры.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.И в Афганистан ние пробваме нови подходи -- хора, които водят преговори.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.ובאפגניסטן, אנחנו מנסים גישות חדשות -- נושאים ונותנים על גישה.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.و في أفغانستان، أصبحنا نحاول بطرق أخرى لنفاوضهم
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.新たな取り組みを始めようとしています。 我々は、赤十字国際委員会と協力して、
Anlaşmayı bağlamaya çalışmanın ortasında, müşterisiyle empati kurar ve müşterisiyle özdeşleşmeye başlar.그리고 그 사건을 해결하려는 과정에서 그는 감정이입을 하게 되면서 자신의 의뢰인을 동정합니다.
Anlaşmayı bağlamaya çalışmanın ortasında, müşterisiyle empati kurar ve müşterisiyle özdeşleşmeye başlar.ובמהלך הניסיון לסגור את העסקה הוא מתחיל לחוש אמפתיה ולהזדהות עם הלקוח שלו
Anlaşmayı bağlamaya çalışmanın ortasında, müşterisiyle empati kurar ve müşterisiyle özdeşleşmeye başlar.وفي خضم عملية ابرام الصفقة بدأ يتعاطف مع عميله
Anlaşmayı bağlamaya çalışmanın ortasında, müşterisiyle empati kurar ve müşterisiyle özdeşleşmeye başlar.被害者が 余りにも哀れなのを見て 共感するようになり 倫理と自分の存在意義を取戻し
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Älä sido puivan härän suuta.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Chớ khớp miệng con bò trong khi nó đạp lúa .
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Chớ khớp miệng con bò trong khi nó đạp lúa.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Du må ikke binde Munden til på en Okse, når den tærsker.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Du skal ikke binde munnen til på en okse som tresker.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Du skall icke binda munnen till på oxen som tröskar.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Du sollst dem Ochsen, der da drischt, nicht das Maul verbinden.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Jangan memberangus mulut sapi yang sedang menebah gandum.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.곡식 떠는 소의 입에 망을 씌우지 말지니라
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Não atarás a boca ao boi quando estiver debulhando.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Ne kösd be az ökörnek száját, mikor nyomtat!
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Ne zaveži gobca volu, ko vrši žito.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Nezaviažeš volu úst, keď mláti.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Nezavížeš úst vola mlátícího.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Non metterai la museruola al bue, mentre sta trebbiando
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın."No pondrás bozal al buey cuando trilla
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Să nu legi gura boului, cînd treieră grîul.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Tedy wziąwszy kapłan kosz z ręki twojej, postawi go przed ołtarzem Pana, Boga twego.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Tu n`emmuselleras point le boeuf, quand il foulera le grain.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.U mag een os geen muilband omdoen, terwijl hij uw koren dorst.
‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.Δεν θελεις εμφραξει το στομα βοος αλωνιζοντος.
İlgili Sayfalar