bağırdı ile cümle
bağırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
"Kemp!" Diye bağırdı Ses. "Kemp! !"Kemp" zvolal hlasom.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses. "Kemp! !"Kemp!" Φώναξε η φωνή.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Kemp!" Khóc Tiếng nói.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Kemp!" Kiáltotta a hang.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Kemp", rief die Stimme.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Kemp!" S'écria la voix.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Kemp!" Teriak suara itu.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Kemp!" Zawołał głosem.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."켐프!"목소리를 외쳤다. "켐프!
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Кемп!" Закричав голос.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Кемп!" Закричал голос.
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."Кемп", извика Voice. "Кемп!
"Kemp!" Diye bağırdı Ses."كمب!" صرخ صوت. "كمب!
"Kemp!" Diye bağırdı Ses.!安定に保つ"とグリップが締め。自分自身を解放するために必死の願いがかかった
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.(39:10) Il se rit du tumulte des villes, Il n`entend pas les cris d`un maître.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.( 39 : 10 ) Nó khinh chê tiếng ồn_ào của thị_thành , Không nghe tiếng của kẻ coi dắt .
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.(39:10) Nó khinh chê tiếng ồn ào của thị thành, Không nghe tiếng của kẻ coi dắt.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Del fracasso della città se ne ride e gli urli dei guardiani non ode
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Deras ungar frodas och växa till på marken, så springa de sin väg och vända ej tillbaka.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Deres unger blir kraftige og vokser op ute på marken; de løper bort og kommer ikke tilbake til dem.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Ele despreza o tumulto da cidade; não obedece os gritos do condutor.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.El rîde de zarva cetăţilor,
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Er verlacht das Getümmel der Stadt; das Pochen des Treibers hört er nicht.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Fiaik meggyarapodnak, a legelõn nagyranõnek, elszélednek és nem térnek vissza hozzájok.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Hun jongen groeien op in het open veld, waarna zij hun ouders verlaten en nooit meer bij hen terugkeren.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Ia menjauhi kota-kota dan keramaiannya, tak ada yang dapat menjinakkan dan mempekerjakannya
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.들나귀는 성읍의 지꺼리는 것을 업신여기니 어거하는 자의 지르는 소리가 그것에게 들리지 아니하며
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Niiden vasikat vahvistuvat, kasvavat kedolla; ne lähtevät tiehensä eivätkä enää palaja.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Njemu je v smeh mestni hrup, za krik gonjačev se ne meni.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.On się naśmiewa ze zgrai miejskiej, a na głos tego, co go goni, nic niedba.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Posmívá se hluku městskému, a na křikání toho, kdož by jej honil, nic nedbá.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Se burla del bullicio de la ciudad; no escucha los gritos del arriero
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Smeje sa lomozu mesta; nečuje povyku pohoniča.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Ungerne trives, gror til i det frie, løber bort og kommer ej til dem igen.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Καταγελα του θορυβου της πολεως δεν ακουει την κραυγην του εργοδιωκτου.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Он посмевается городскому многолюдству и не слышит криков погонщика,
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Той се присмива на градския шум, Нито внимава на викането на този, който го кара.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.ישחק להמון קריה תשאות נוגש לא ישמע׃
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.يضحك على جمهور القرية. لا يسمع زجر السائق.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.他 嗤 笑 城 內 的 喧 嚷 、 不 聽 趕 牲 口 的 喝 聲
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.他 嗤笑 城內 的 喧嚷 、 不 聽趕 牲口 的 喝聲
Kısa bir konuşmanın ardından kadınlardan biri bağırdı:Et après avoir bavardé un peu, une des femmes s'est écriée :
Kısa bir konuşmanın ardından kadınlardan biri bağırdı:Nach einem kurzen Small-Talk rief eine der Frauen:
Kısa bir konuşmanın ardından kadınlardan biri bağırdı:Y después de una pequeña charla, una de las mujeres gritó:
Kısa bir konuşmanın ardından kadınlardan biri bağırdı:И след кратък разговор, една от жените се провикна към мен:
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Dovevo sentire il mio allenatore che urlava
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Ich musste meinen Betreuer sehen, wie er mich anschreit.
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Ik moest mijn coach zien schreeuwen naar me:
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Il me fallait voir mon entraîneur me crier,
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,제게 소리지르는 코치의 모습을 상상했습니다
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Látnom kellett ahogyan az edzőm ordít nekem.
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Tenia que ver a mi entrenador gritandome,
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Tôi phải chịu sự la hét của huấn luyện viên,
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Trebuia să-l văd pe antrenorul meu strigând pentru mine:
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Vidieť trénera, ako na mňa kričí:
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Zobaczyć trenera krzyczącego:
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Трябваше да видя как треньорът ми крещи:
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,לראות את המאמן שלי צועק עלי,
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,كان علي ان اشاهد مدربي و هو يصرخ في،
Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,"進め!スピードを落とすな!" という声を想像しました