bağırdı ile cümle
bağırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Ach, já vím!" Zvolala Alenka, kteří se neúčastnili na tuto poslední poznámku: "Je to zeleniny.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Åh, jag vet!" Utbrast Alice, som inte hade deltagit i denna sista anmärkning, "det är en grönsak.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Åh, jeg kender!" Udbrød Alice, der ikke havde deltaget i denne sidste bemærkning, 'er det en grøntsag.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Ah, ya sé-exclamó Alicia, que no habían asistido a esta última observación," Es una vegetales.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Och, wiem!" Zawołała Alice, którzy nie uczestniczyli do tej ostatniej uwagi, "it'sa warzyw.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Oh, aku tahu!" Seru Alice, yang tidak menghadiri ini komentar terakhir, 'it'sa sayuran.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze.'Oh, eu sei! ", Exclamou Alice, que não tinha assistido a este último comentário," É um vegetal.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Oh, eu ştiu!" A exclamat Alice, care nu au participat la această ultimă remarcă, "Este o vegetale.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Oh, ich weiß!" Rief Alice, die sich nicht auf diese letzte Bemerkung besucht hatte, "es ist ein Gemüse.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze.'Oh, ik weet het!' Riep Alice, die niet hadden deelgenomen aan deze laatste opmerking, "het is een groente.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Oh, jaz vem!" Je vzkliknila Alice, ki se niso udeležili, da ta zadnja pripomba, "svoj 'a zelenjave.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Oh, je sais, s'écria Alice, qui n'avait pas assisté à cette dernière remarque," c'est une végétale.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze.'Oh, lo so!' Esclamò Alice, che non avevano partecipato a questa osservazione, 'Si tratta di un vegetali.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Oh, minä tiedän!" Huudahti Alice, joka ei ollut osallistunut tähän viimeiseen huomautukseen, "It'sa vihannes.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Ồ, tôi biết!" Kêu lên Alice, người đã không tham gia này nhận xét cuối cùng ", it'sa thực vật.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."Ó, tudom!" Kiáltotta Alice, aki nem vett részt, hogy ezt az utolsó megjegyzést, "ez egy zöldség.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze.'아, 나도 알아!'이 마지막 발언 to 참석하지 않았 앨리스, '카나이 외쳤다 야채.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."О, знам!" Възкликна Алис, които не са посещавали до тази последна забележка, "it'sa зеленчуци.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."О, я знаю!" Вигукнула Аліса, які не були присутні на останнє зауваження: "it'sa овочів.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."О, я знаю!" Воскликнула Алиса, которые не присутствовали на последнее замечание: "it'sa овощей.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."אה, אני יודע!" קראה אליס, שלא השתתפו עד ההערה האחרונה, "it'sa ירקות.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze."أوه ، أنا أعرف!" أليس مستغربا ، الذي لم يحضر لهذه الملاحظة الأخيرة ، 'إنها النباتية.
Alice, bu son sözler katıldı yoktu, 'seferlik bağırdı' Ah, biliyorum! ' sebze.野菜。 これは、1つのように見えるわけではありませんが、です。'
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Allons, s'écria le Griffon, et, prenant par la main d'Alice, il courut, sans attendre la fin de la chanson.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor.'Andiamo!' Gridò il Grifone, e prendendo Alice per mano, si affrettò, senza aspettare la fine della canzone.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Ayolah!" Teriak Gryphon, dan, mengambil dengan tangan Alice, itu bergegas pergi, tanpa menunggu akhir lagu.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Come on!", Rief der Greif, und unter Alice bei der Hand, eilte sie ab, ohne
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Come on!" Zawołał Gryphon i, biorąc Alice za rękę, on pobiegł, bez czekają na koniec utworu.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor.'어서'이 손을 앨리스 데려의 Gryphon을 터뜨렸습니다, 그리고 그것없이, 오프 서둘렀어
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Gyerünk!" Kiáltotta a Gryphon és figyelembe Alice a lapok, úgy sietett ki, anélkül, hogy várja a végén a dal.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Haide!", Strigă Gryphon, şi, ţinând Alice de mână, grăbi, fără a aşteptare pentru sfârşitul piesei.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Hãy đến!" Kêu lên Gryphon, và, Alice bằng tay, nó vội vã, mà không chờ đợi cho đến cuối của bài hát.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Kom!" Skrek Gryphon, och med Alice i handen, skyndade bort det, utan vänta till slutet av låten.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Pridi!" Je vzkliknil Gryphon, in ob Alice za roko, je pohitel off, ne da bi čaka na konec pesmi.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Tak poď!" Zvolal Gryphon, a, s Alice za ruku, ale ponáhľal preč, bez čaká na koniec skladby.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Tak pojď!" Zvolal Gryphon, a, s Alice za ruku, ale spěchal pryč, aniž by čeká na konec skladby.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Tulkaa!" Huusi Gryphon, ja ottaen Alice kädestä, se riensi pois, ilman odottaa Kappaleen lopussa.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor.'Vamos!', Gritou o Grifo, e, tendo Alice pela mão, ele correu, sem esperando o final da música.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Давай!" Закричав Грифон, і, взявши Алісу за руку, він поспішив, не очікування кінця пісні.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Давай!" Закричал Грифон, и, взяв Алису за руку, он поспешил, не ожидание конца песни.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."Хайде!", Извика Gryphon и, като Алиса за ръката, забърза, без да чака за края на песента.
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."קדימה!" קרא גריפון, לקח אליס ביד, הוא מיהר, ללא
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor."هيا!" صرخ العنقاء ، وأخذ أليس من جهة ، وسارع تشغيله ، دون
'Alice elinden alarak, Gryphon diye bağırdı ve bu olmadan, kapalı acele şarkının sonunu bekliyor.曲の終わりを待っている。 "それは何の試験ですか。"
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıAber ich stand unschlüssig; wenn man eine Uhr in die Ecke, rief er:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıAle stałem niezdecydowany, patrząc na zegar w rogu, wykrzyknął:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıAmpak sem stal Omahljiv, če gledamo na uro v kotu, je vzkliknil:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıDar am stat indecis; atunci cand cauta la un ceas in coltul, el a exclamat: "Eu vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıDe én álltam tétovázó, ha ránézünk egy órát a sarokban, s felkiáltott:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdı하지만 irresolute 서, 구석에있는 시계를 볼 때, 그는 내가 vum "외쳤다
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMaar ik stond besluiteloos; bij het kijken naar een klok in de hoek, riep hij uit:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMais je me suis irrésolu; quand on regarde une horloge dans le coin, il s'écria:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMa mi resta titubante, quando si guarda un orologio in un angolo, esclamò:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMas eu estava indeciso, quando se olha para um relógio, no canto, ele exclamou:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMen jag stod kvar, när man tittar på en klocka i hörnet, utropade han:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMen jeg stod ubeslutsom, når man ser på et ur i hjørnet, udbrød han:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıMutta minä seisoin neuvoton, kun tarkastellaan kello nurkassa, hän huudahti "Minä vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıNhưng tôi đứng irresolute, khi nhìn vào một chiếc đồng hồ trong góc, ông kêu lên "I vum
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıPero me quedé indeciso, al mirar un reloj en la esquina, exclamó:
Ama kararsız durdu; köşede bir saat bakarken, o da benim VUM "diye bağırdıTapi aku berdiri ragu-ragu; ketika melihat jam di sudut, ia berseru "Aku vum