bağın ile cümle
bağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
KAK bağıntısı benzerlikte bize bu üçgenlerin kesinlikle benzer olacağını söyler.І СКС показує, що ці трикутники є подібними.
KAK bağıntısı benzerlikte bize bu üçgenlerin kesinlikle benzer olacağını söyler.Това, което SAS представлява в света на подобностите, ни казва, че тези триъгълници определено ще са подобни.
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.너는 일어나 내려가서 사마리아에 거하는 이스라엘 왕 아합을 만나라 저가 나봇의 포도원을 취하러 그리로 내려 갔나니
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.קום רד לקראת אחאב מלך ישראל אשר בשמרון הנה בכרם נבות אשר ירד שם לרשתו׃
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.قم انزل للقاء اخآب ملك اسرائيل الذي في السامرة. هوذا هو في كرم نابوت الذي نزل اليه ليرثه.
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.你 起 來 、 去 見 住 撒 瑪 利 亞 的 以 色 列 王 亞 哈 . 他 下 去 要 得 拿 伯 的 葡 萄 園 . 現 今 正 在 那 園 裡
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.你 起來 、 去 見住 撒瑪利亞 的 以色列 王 亞哈 . 他 下去 要 得 拿伯 的 葡萄園.現今 正在 那 園裡
Kan bağınız olmasa da... ...belki de birlikte büyüdüğünüz için... ...aynı Lee Seol gibi yüzsüzsün.ليست لديكما صلة دم هل هذا بسبب عيشكما معا؟ انت وقحة ولا تستحين مثل لي سول
Kan bağınız yok. Her şeyi yasal olarak da bitirdik.Δεν έχεις δεσμούς αίματος με αυτή
Kan bağınız yok. Her şeyi yasal olarak da bitirdik.انت وسول لا تربطكم علاقة دم, والسجل تم تغيره
Kan bağınız yok.Nincs köztetek vérségi kapcsolat.
KB: Göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu, değil mi?Je kon absoluut niets zien?
KB: Göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu, değil mi?다시 한번, 현재 앞이 전혀 보이지 않는 상황이죠. 맞나요?
KB: Göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu, değil mi?Δεν υπάρχει τρόπος να δεις από μέσα του, σύμφωνοι;
KB: Göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu, değil mi?אין דרך בה היית יכולה לראות דרכה, מסכימה?
KB: Göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu, değil mi?كيث بارى: لم يكن بإمكانك الرؤية من خلالها، أليس هذا صحيحاً؟
KB: Göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu, değil mi?はい
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.Also, Kathryn, sie können überhaupt nicht durch diese Augenbinde sehen, durch all das.
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.Giờ, Kathryn, không có cách nào để nhìn thấy bất kỳ thứ gì qua cái băng bịt mắt này.
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.Kathryn, je kon absoluut niets zien door die blinddoek, toch?
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.Kathryn, ugye nem látott ki ezen a takarón keresztül?
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.캐스린씨는 지금 눈이 가려져서 앞을 전혀 볼 수 없죠.
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.Итак, Кэтрин, ты 100% ничего сквозь эту повязку не видела?
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.עכשיו, קתרין, לא היתה לך שום דרך לראות דרך כיסוי העיניים.
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.كيث بارى: لم يكن بإمكانك أبداً الرؤية عبر عصابة العينين هذه
KB: Şimdi, Kathryn, bu göz bağının ötesini görmenin hiçbir yolu yoktu.あまり脅かさないで
KKK ve KAK bağıntılarını eşlikde de gördük. Ancak burada durum farklı.Ještě jednou: viděli jsme sss a SÚS v pravidlech shodnosti, ale tady říkáme něco úplně jiného.
KKK ve KAK bağıntılarını eşlikde de gördük. Ancak burada durum farklı.Vi så SSS og SVS i vores regler for kongruens, men vi siger noget anderledes her.
KKK ve KAK bağıntılarını eşlikde de gördük. Ancak burada durum farklı.Така че отново, видяхме, че SSS и SAS са в постулатите на съответните ъгли, но тук казваме нещо различно.
KKK ve KAK bağıntılarını eşlikde de gördük.SSS합동, SAS합동과 SSS닮음, SAS닮음을 잘 구별해야합니다
KKK ve KAK bağıntılarını eşlikde de gördük.Тобто ми вже побачили ССС та СКС в постулатах рівності.
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.Ha bemégy a te felebarátodnak szõlõjébe, egyél szõlõt kívánságod szerint jóllakásodig, de edényedbe ne rakj.
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.네 이웃의 포도원에 들어갈 때에 마음대로 그 포도를 배불리 먹어도 가하니라 그러나 그릇에 담지 말 것이요
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.כי תבא בכרם רעך ואכלת ענבים כנפשך שבעך ואל כליך לא תתן׃
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.اذا دخلت كرم صاحبك فكل عنبا حسب شهوة نفسك شبعتك ولكن في وعائك لا تجعل.
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.你 進 了 鄰 舍 的 葡 萄 園 、 可 以 隨 意 喫 飽 了 葡 萄 、 只 是 不 可 裝 在 器 皿 中
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.你 進 了 鄰舍 的 葡萄園 、 可以 隨意 喫飽 了 葡萄 、 只是 不可裝 在 器皿 中
Lego sevgisi ve yapılan robot arasında çok güzel bir bağıntı vardı.Existovala velmi slušná souvislost mezi láskou k Legu a počtem modelů, které lidé postavili.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.A keď tomu bol čas, poslal k vinárom sluhu, aby vzal od vinárov z úrody vinice.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.A suo tempo inviò un servo a ritirare da quei vignaioli i frutti della vigna
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.A v čas užitků poslal k vinařům služebníka, aby od vinařů vzal ovoce z vinice.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.És a maga idejében szolgát külde a munkásokhoz, hogy kapjon a munkásoktól a szõlõ gyümölcsébõl.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.In de oogsttijd stuurde Hij één van zijn knechten naar de boeren om de huur op te halen.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.In ko je bilo čas, pošlje k vinogradnikom hlapca, da bi od vinogradnikov prejel pridelkov iz vinograda.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.I posłał, gdy tego był czas, sługę do winiarzy, aby od winiarzy odebrał pożytki onej winnicy.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.Ja kun aika tuli, lähetti hän palvelijan viinitarhurien luo perimään tarhureilta viinitarhan hedelmiä.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.때가 이르매 농부들에게 포도원 소출 얼마를 받으려고 한 종을 보내니
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.La vremea roadelor, a trimes la vieri un rob, ca să ia dela ei din roadele viei.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.No tempo próprio, enviou um servo aos lavradores para que deles recebesse do fruto da vinha.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.Tới mùa , chủ vườn sai một đầy_tớ đến_cùng bọn trồng nho , đặng thâu lấy phần hoa_lợi vườn nho nơi tay họ .
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.Tới mùa, chủ vườn sai một đầy tớ đến cùng bọn trồng nho, đặng thâu lấy phần hoa lợi vườn nho nơi tay họ.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.И във времето на плода изпрати един слуга до земеделците да прибере от земеделците от плода на лозето.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.И послал в свое время к виноградарям слугу - принять от виноградарей плодов из виноградника.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.І післав до виноградарів у пору слугу, щоб у виноградарів узяв овощу винограднього.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.ולמועד שלח אל הכרמים עבד לקחת מאת הכרמים מפרי הכרם׃
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.ثم ارسل الى الكرامين في الوقت عبدا ليأخذ من الكرامين من ثمر الكرم.
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.到 了 時 候 、 打 發 一 個 僕 人 到 園 戶 那 裡 、 要 從 園 戶 收 葡 萄 園 的 果 子
Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı.到了 時候 、 打發 一 個 僕人 到 園戶 那 裡 、 要 從園戶 收 葡萄 園 的 果子
Miselyum petrolü emdi, enzimler oluşturdu. Bu enzimler, karbon-hidrojen bağını kıran peroksidaz enzimleriydi.Rihmasto imee öljyn itseensä ja tuottaa entsyymejä -- peroksidaaseja, jotka rikkovat hiilen ja vedyn sidoksia.
Niçin yıktın bağın duvarlarını? Yoldan geçen herkes üzümünü koparıyor,(79:13) Для чего разрушил Ты ограды ее, так что обрывают ее все, проходящие по пути?