bırakman ile cümle
bırakman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Apa? Apakah kau tahu seberapa berat untuk berhubungan dengan cucu ku sendiri.
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Come? Ma tu lo sai quanto sia difficile per me camminare su gusci d'uova intorno a questo mio nipote?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Co? Wiesz jak ciężko jest jeść tylko patrząc się tylko na niego?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Mitä? Tiedätkö miten vaikeaa minulle on kävellä munienkuorien päällä lapsenlapseni ympärillä?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Mi? Tudod, milyen nehéz nekem tojáshéjakon sétálni, az unokám közelében?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Quoi ? Est-ce que tu sais comment c'est difficile de manger seulement en le regardant ?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Sao ạ? Cháu có biết ông khổ thế nào khi phải bước rón rén xung quanh thằng cháu trai này không?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Stii cat ce greu este pentru mine sa umblu cu grija cu nepotul meu?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Was? Weißt du wie schwer es ist zu essen un dabei nur ihn an zuschauen?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Τι; Ξέρεις πόσο σκληρό είναι για μένα να περπατάω πάνω σε αναμμένα κάρβουνα με τον εγγονό μου;
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?Что? Ты знаешь на сколько тяжело мне ходить осторожно вокруг моего внука?
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?ماذا؟ الم تعلمي كيف كان هذا صعب علي , العيش مع حفيدي؟
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?孫の顔色をうかがって どんなに難しいか わかっているか? おじいさんと先輩とを 私が...
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Când vei crede că a venit timpul, o să te desprinzi de lume.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Cuando crean que está bien irse, lo harán.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.És amikor úgy érezzük, hogy már nyugodtan elmehetünk, jöhet a vég.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Jeśli uwierzysz, że wszytko będzie OK, tak właśnie będzie.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Když uvěříte, že smíte odejít, zvládnete to.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Keď budete veriť, že je v poriadku odísť, zvládnete to.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Khi bạn thấy đến lúc nên ra đi, bạn sẽ ra đi.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.이제는 가도 되겠구나, 하는 믿음이 들 때 가실 수 있을 겁니다.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.När du tror att det kommer att bli bra kommer du att våga släppa taget.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Quando acreditarem que podem ficar descansados, partirão.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Quando riterrete che è giunto il momento di lasciare questo mondo, lo farete.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Quand vous croirez qu'il est temps de partir, vous partirez.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Saat Anda yakin Anda dapat melepaskannya, Anda akan lepaskan.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Wanneer je weet dat het oké is om los te laten, dan kan het.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Wenn Sie glauben, dass es richtig ist loszulassen, dann werden Sie es tun.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Όταν πιστέψετε ότι είναι εντάξει να φύγετε, θα το κάνετε.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Вы будете знать, что всё хорошо и настал момент.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Когато повярвате, че е ок да си отидете, ще го направите.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.Коли ви повірите, що все добре - ви зможете спокійно померти.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.כשתאמינו שזה בסדר להרפות, תעשו זאת.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.عندما تؤمن أنه لا بأس أن تفلت من يدك، فسوف تفعل.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.このテーマは 普通なら恐怖や拒絶を呼び起こします
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Acum, lăsați-vă imaginația să continue în sus.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Giờ, hãy tưởng tượng cao lên không gian
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.이제 좀 더 높은 곳을 상상해 봅시다.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Laat je verbeelding nu omhoog gaan, de lucht in.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Most engedjék el a képzeletüket fel a magasba.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Ora, lasciate andare la vostra immaginazione verso l'alto.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Teraz, pomyślcie o jej wysokości.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.А сега, оставете въображението си да се издигне в пространството.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Теперь позвольте вашему воображению подняться ввысь.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.כעת, תנו לדמיון שלכם לעלות למעלה אל החלל.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.الآن، دعوا مخيلتكم تحلق عاليا في الفضاء.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.このセコイアの木は空に向かって100メートルも伸びています
Tekrar, herkese bırakmanızı ve kendi işinize bakmanızı söylüyorum onu [Resimleri] onun[Adamın] önünde silHombre: Diciéndole a todos que se vayan y se ocupen de sus propios asuntos. Otra mujer:
Tekrar, herkese bırakmanızı ve kendi işinize bakmanızı söylüyorum onu [Resimleri] onun[Adamın] önünde silMann: Fordert erneut dazu auf sich zu entfernen Andere Frau:
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.Así que después de que esto ocurrió decidí que era hora de abandonar este trabajo.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.Astfel că după arestare am hotărât că era vremea să încetez cu această muncă.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.A tak po tom, co mě zatkli, jsem se rozhodla, že je nejvyšší čas se obrátit zády k této práci.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.Dan setelah itu terjadi Saya memutuskan bahwa itu saat yang tepat untuk keluar dari pekerjaan itu.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.Dopo l'arresto decisi che era un ottimo momento per dire addio a quel lavoro.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.En dus, na die arrestatie besloot ik dat het tijd werd met dit werk op te houden.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.Et donc après [m'être fait arrêter] Je me suis dit que le moment était venu d'arrêter ce travail.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.I tak, gdy mnie zaaresztowano zdecydowałam, że nadszedł czas by porzucić tą pracę.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.제가 구속된 후 저는 재교육을 그만두는 게 좋겠다고 결심했습니다.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.Miután letartóztattak, úgy döntöttem, ideje hátat fordítanom ennek a munkának.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.Sau khi tôi bị bắt, tôi quyết định đó là thời gian tốt để tôi ngừng công việc này.
İlgili Sayfalar