bırakmanı ile cümle
bırakmanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Şu an bırakmanın sırası değil.This isn't a time to give up.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.Together with the commander-in-chief of the Soviet forces I order you to stop fighting immediately.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.So I marveled for a moment, and then decided it was time to release him, so I put him down.
Gerçekten ihtiyacım olan şey sürtüşmeleri bırakmanız.What I really need is for everyone to just stop bickering!
Ama önce beni serbest bırakmanız gerek.But you need to release my point first.
Hemen bırakmanı istiyorum.Just quit the job now.
Dünyanın sıkıcı olmayı bırakmanıza ihtiyacı varYou're gooder than that.
Kullandığınız program ne olursa olsun sürükleyip bırakmanız yeterliWhichever program you're using, just drag and drop
Anne, ben bir yetişkinim. Kıskanç olmayı bırakmanı istiyorum.Mother, I'm an adult, I want you to stop being jealous.
Biz sizin izinizi bırakmanızı sağlamak ve size 'Ben Buradaydım.' dedirtmek istiyoruzWe want you to make your mark and say: "I was here."
Çoğu matematik öğretmeni paydada köklü sayı bırakmanızdan hoşlanmaz.A lot of math teachers don't like you leaving that radical in the denominator.
Bu tarafı yalnız bırakmanın en iyi yolu, denklemin her iki tarafını da 5'e bölmektir.The best way to isolate it completely is to divide both sides of this equation by 5.
Hükümeti kendi haline bırakmanız yeterli; o kendi kendini devirecek.It just requires that you let it alone; it will overthrow itself.
Madam Wang, bizi böyle yalnız bırakmanız uygun olmazMadam Wang, it's inconvenient to leave the two of us here.
Şimdi hayalgücünüzü serbest bırakmanızı istiyorum.Now, let your imagination go upward into space.
Olayı akışına bırakmanın çözüm olacağına inanırsanız, bırakırsınız.When you believe it's okay to let go, you will.
Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.And so after this happened, I decided it was a good time to turn my back on this work.
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?What? Do you know how hard it is for me to walk on eggshells around that grandson of mine?
Alış bırakmanı istemiyorum. Ama zor durumumuzdan bilmeli.I do not want you to stop buying but you should know about our difficult situation.
Yağmur ve hastalık gibi özürlerden ötürü silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yok.It is no sin for you to lay aside your arms, if rain impedeth you or ye are sick.
Bu iletiyi almanızın sebebi parolayı boş bırakmanız.Hopefully this popped up because you set the password to the empty string.
Tütün bırakmanın klinik olarak önemli sıkıntılara neden olduğu gösterilmiştir.[3]Tobacco withdrawal has been shown to cause clinically significant distress.[143]
Sigarayı bırakmanı tavsiye ediyorum.Ich rate dir, mit dem Rauchen aufzuhören.
Piyano çalmayı bırakmanı istemiyorum.Je ne veux pas que tu abandonnes le piano.
Sana Tom'u yalnız bırakmanı rica ettim.Te pedí que dejaras solo a Tom.
Tom'u yalnız bırakmanı istiyorum.Quiero que dejes en paz a Tom.
Sana Tom'u yalnız bırakmanı söyledim.Te dije que dejaras en paz a Tom.
Onları yalnız bırakmanı istiyorum.Quiero que los dejes solos.
Sana bizi yalnız bırakmanı söyledim.Te dije que nos dejaras solos.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.D'accordo con il comando supremo delle truppe sovietiche, vi chiedo di deporre immediatamente le armi.
Kandil bu adımların silah bırakmanın ön şartı olmasında ısrarcı oldu.Parma begreep dat eerst dat geschut het zwijgen opgelegd moest worden.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.Yhdessä neuvostoliittolaisten joukkojen ylipäällikön kanssa määrään teidät lopettamaan taistelun heti.
O kadar ince ve hafif ki, bırakmanız gerekmeyecek".«Intet problem er så stort og vanskelig at man ikke kan løpe fra det».
O kadar ince ve hafif ki, bırakmanız gerekmeyecek".Đỉnh nặng hay nhẹ không thể hỏi đến.”
Alkolik olunduğu üzerine doğru bir suçlama siyasal rakipleri safdışı bırakmanın etkili bir yoluydu.האשמות נכונות על אלכוהוליזם הייתה דרך אפקטיבית להביך יריבים פוליטיים.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.Заедно с главния командир на съветските сили, ви нареждам да прекратите огъня.
Anne, ben bir yetişkinim. Kıskanç olmayı bırakmanı istiyorum.Madre, soy un adulto, Quiero que dejes a un lado los celos.
Anne, ben bir yetişkinim. Kıskanç olmayı bırakmanı istiyorum.Tu n'as pas à être jalouse.
Anne, ben bir yetişkinim. Kıskanç olmayı bırakmanı istiyorum.Мама, я уже взрослый человек, я хочу, чтобы ты прекратила ревновать.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.A fontos üzenetek, például a figyelmeztetések, megjelennek. Célszerű engedélyezve hagyni.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.경고와 중요한 이벤트 알림은 항상 표시됩니다. 켜 두는 것을 추천합니다.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.Prikazana bodo obvestila kot so opozorila in pomembni dogodki. Priporočamo, da pustite to omogočeno.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.Se mostrarán notificaciones de avisos o eventos importantes. Se recomienda dejar habilitada esta opción.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.Vor fi arătate notificări precum avertizările sau evenimentele importante. Se recomandă să o lăsați activată.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.Wyświetlane będą powiadomienia, takie jak ostrzeżenia lub ważne wydarzenia. Zalecane jest włączenie tej opcji.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.Θα εμφανίζονται προειδοποιήσεις ή σημαντικά γεγονότα. Προτείνεται η ενεργοποίηση αυτής της επιλογής.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.Показывать предупреждения о важных событиях. Рекомендуется включить этот параметр.
Bildirimler ve önemli uyarılar gösterilecek. Bu seçeneği etkin durumda bırakmanız önerilir.الإشعارات مثل التحذيرات و الأحداث الهامة ستعرض. يفضل تركه مفعلا.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Chvíli jsem ji obdivoval a pak bylo načase ji propustit, takže jsem ji dal dolů.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Chvíľku som ešte nad ňou žasol a potom som sa rozhodol, že už je čas ju pustiť, a tak som ju položil späť.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Csak ámultam egy pillanatig, és úgy döntöttem, hogy itt az idő elengedni, tehát így letettem.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Deci m-am minunat pentru un moment, apoi am decis că e timpul s-o eliberez, aşa că am pus-o jos.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Dus ik bewonderde hem een tijdje, en besloot toen dat het tijd was om hem te laten gaan.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Hetken ihasteltuani päätin vapauttaa sen takaisin alas.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.정말 경이로웠지만, 곧 놓아주기로 했습니다 제가 녀석을 내려놓자마자,
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Me maravillé por un momento y luego decidí que era hora de dejarlo en libertad así que lo dejé.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Per un momento mi sono meravigliato, poi ho deciso che era ora di rilasciarlo, quindi l'ho messo giù.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Pozachwycałem się nią przez chwilę i stwierdziłem, że czas ją wypuścić, więc położyłem ją na ziemi.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Thế là tôi sững lại trong một lúc, trước khi quyết định giải phóng chú, thế là tôi bỏ chú xuống.
Bir an şaşaladım ve onu serbest bırakmanın zamanı geldiğine karar verdim, ve bıraktım.Дивих се за миг, а после реших, че е време да го пусна, затова го оставих.