bırakmam ile cümle

bırakmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.Я говорю про ввімкнуте світло у порожніх кімнатах, увімкнений кондиціонер, коли нікого немає вдома.
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.בחדרים ריקים, ומשאירים את המזגן עובד
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.ما أعنيه هو أننا نضيء الغرف الخالية
Bizim boş odalarda ışıkları açık bırakmamızdan bahsediyorum veya kimse evde yokken klimayı açık bırakmamızdan.家に誰もいないのに空調を付けていることです
Bırakmama izin verin!Antakaa minun lopettaa.
Bırakmama izin verin!Dajcie mi z tym skończyć.
Bırakmama izin verin!Deixe-me fazer as malas!
Bırakmama izin verin!¡Déjeme hacer las maletas!
Bırakmama izin verin!Lad mig få lov at stoppe!
Bırakmama izin verin!Låt mig få sluta!
Bırakmama izin verin!Mi lasci andare via!
Bırakmama izin verin!Αφήστε με να τα μαζέψω!
Bırakmama izin verin!Позвольте мне с этим покончить!
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Dovevo andar via."
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Em biết em phải từ bỏ."
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Ik moest stoppen.
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Je savais qu'il fallait que j'abandonne. "
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Sabía que debía abandonarlo todo".
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Sabia que tinha que desistir".
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Știam că trebuie să renunț.
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Tudtam, hogy fel kell adnom."
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Vedela som, že to musím nechať tak."
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Ήξερα πως έπρεπε να την κάνω".
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Знаех, че трябва да се предам.'
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Я знала, что мне надо всё бросить".
Bırakmam gerektiğini biliyordum."Я знала, що мені краще звідти піти.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Allora, oggi vi parlerò di alcune persone che non hanno lasciato il loro quartiere.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Also, heute werde ich Ihnen von ein paar Menschen erzählen, die nie aus ihrer Heimatstadt weggezogen sind.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Astăzi vă voi povesti despre niște oameni care nu s-au mutat din cartierele lor.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Aujourd'hui, je vais vous parler de certaines personnes qui n'ont pas quitté leurs quartiers.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Chcę wam dziś opowiedzieć historię osób, które nie wyprowadziły się ze swojej okolicy.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Hôm nay, tôi sẽ kể cho các bạn về một vài người những người không rời khỏi khu vực sống của mình.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Hoy les hablaré de algunas personas que no salieron de sus barrios.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Idag, kommer jag att berätta för er om några personer som inte flyttade ut från sina kvarter.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.오늘, 저는 자신들의 이웃을 이사시키지 않은 몇몇 사람들에 관한 이야기를 하려 합니다.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Takže dneska vám povím něco o lidech, kteří se neodstěhovali ze svých sousedství.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Vandaag ga ik jullie vertellen over mensen die niet wegtrokken uit hun oude buurt.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Σήμερα, θα σας μιλήσω για κάποιους ανθρώπους που δεν έφυγαν από τις γειτονιές τους.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.И така, днес ще ви разкажа за някои хора, които не са мръднали от своите квартали.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.Итак, сегодня я расскажу вам о нескольких людях, которые не уехали из своего района.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.היום אספר לכם על כמה אנשים
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.إذا اليوم، سوف أقول لكم عن بعض الناس الذين لم ينتقلوا من أحيائهم.
Bugün,size kendi muhitlerini bırakmamış... ...bir kaç insandan bahsedeceğim.お話しします まずはここ シカゴでの出来事です
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.이것은 융합성 천연두입니다. 이 천연두에 걸리면 온 몸에 증상이 나타납니다. 그리고 병변이 생기지는 않습니다.
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.Это сливная оспа, при которой на теле не остаётся ни одного места, не покрытого струпьями.
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.אלו אבעבועות מתמזגות, כאשר אין מקום בגוף שתוכל לשים אצבע שלא מכוסה בפצעים.
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.هذا هو الجدري المتموج، الذي لا يوجد مكان واحد على الجسم يمكن أن تضع عليه أصبع وليس مغطى بالجروح.
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.体は指一本分の隙間もなく 斑点で覆われています フラット天然痘の患者は100パーセント死亡しました
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.A la place, il a nous demandé de laisser de côté les choses puériles. Et il a fait appel à la vertu.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Al contrario, ci ha detto di mettere da parte le cose infantili. E ha fatto appello alla virtù.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Ehelyett arra kért, hogy tegyük félre a gyerekes dolgokat. Felhívta figyelmünket az erényre.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.En hij deed een appèl op deugdzaamheid.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Han sa istället åt oss att sluta med barnsligheter. Han vädjade om goda gärningar.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.În schimb, ne-a spus să lăsăm deoparte copilăriile. Şi a apelat la virtute.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.I stedet for bad han os om, at lægge barnligheden bag os. Og han appellerede til dyd.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.대신 그는 우리가 어른스러워질 것을 당부했습니다. 개개인의 인간으로서의 덕목에 호소했습니다.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Lo que nos pidió fue hacer a un lado las cosas infantiles. Apeló a la virtud.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Namiesto toho nám povedal, aby sme sa prestali správať detinsky. A apeloval na našu poctivosť.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Namísto toho nám řekl, abychom odložili dětinskosti. A apeloval na ctnost.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Pelo contrário, disse-nos para pormos de lado as coisas infantis. E apelou à nossa virtude.
İlgili Sayfalar