O, bizim onu yalnız bırakmamızı istedi.She asked us to leave her alone.
O, mahkumları serbest bırakmamızı istiyor.He wants us to free the prisoners.
Terapistimiz kampa birlikte gitmemizi ve çocukları evde bırakmamızı önerdi.Our therapist suggested we go camping together and leave the kids at home.
Seni arabayla bırakmamızı ister misin?Would you like us to give you a lift?
Tom onu yalnız bırakmamızı istedi.Tom asked us to leave him alone.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Instead, what he told us was to put aside childish things. And he appealed to virtue.
Artık onu düşünmeyi ve her şeyin onun hatası olduğunu söylemeyi bırakmamızın zamanı gelmedi mi?"Isn't it time we stopped thinking about him and saying everything is his fault?"
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.A la place, il a nous demandé de laisser de côté les choses puériles. Et il a fait appel à la vertu.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Al contrario, ci ha detto di mettere da parte le cose infantili. E ha fatto appello alla virtù.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Ehelyett arra kért, hogy tegyük félre a gyerekes dolgokat. Felhívta figyelmünket az erényre.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.En hij deed een appèl op deugdzaamheid.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Han sa istället åt oss att sluta med barnsligheter. Han vädjade om goda gärningar.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.În schimb, ne-a spus să lăsăm deoparte copilăriile. Şi a apelat la virtute.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.I stedet for bad han os om, at lægge barnligheden bag os. Og han appellerede til dyd.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.대신 그는 우리가 어른스러워질 것을 당부했습니다. 개개인의 인간으로서의 덕목에 호소했습니다.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Lo que nos pidió fue hacer a un lado las cosas infantiles. Apeló a la virtud.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Namiesto toho nám povedal, aby sme sa prestali správať detinsky. A apeloval na našu poctivosť.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Namísto toho nám řekl, abychom odložili dětinskosti. A apeloval na ctnost.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Pelo contrário, disse-nos para pormos de lado as coisas infantis. E apelou à nossa virtude.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Stattdessen sagte er uns wir sollen die kindischen Dinge zur Seite legen. Und hat an unsere Tugend appelliert.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Zamiast tego, powiedział nam, byśmy odłożyli dziecinne rzeczy na bok. I wezwał do cnoty.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Αντίθετα μας είπε να αφήσουμε στην άκρη τις παιδιάστικες συμπεριφορές. Και απευθύνθηκε στη αρετή.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Вместо това, нещото, което ни каза, беше да забравим детинщините. И той се обърна към добродетелите.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Замість цього, він закликав нас покинути дитячі ігри. Та звернувся до наших чеснот.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.На самом деле он сказал, чтобы мы прекратили детские игры. Он воззвал к добродетели.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.אלא אמר לנו להניח לעניינים הילדותיים, ופנה אל ערכינו.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.ولكن بدلاً من هذا، طلب منا أن نترك تلك الأفعال الطفولية وناشدنا أن نعود للفضيلة.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.人間の美徳に訴えかけました 美徳とは古めかしい言葉です