bırakın ile cümle
bırakın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Resmi tekrar boyutla: Tüm fare tuşlarını serbest bırakın.Zmień rozmiar: puść wszystkie przyciski myszki.
Resmi tekrar boyutla: Tüm fare tuşlarını serbest bırakın.Αλλαγή μεγέθους εικόνας: Ελευθέρωση όλων των κουμπιών του ποντικιού.
Resmi tekrar boyutla: Tüm fare tuşlarını serbest bırakın.Зміна розміру: відпустіть всі кнопки мишки.
Resmi tekrar boyutla: Tüm fare tuşlarını serbest bırakın.Изменение размера: используйте все кнопки мыши.
Resmi tekrar boyutla: Tüm fare tuşlarını serbest bırakın.Промяна на размера: Отпуснете всички бутони на мишката.
Resmi tekrar boyutla: Tüm fare tuşlarını serbest bırakın.שינוי גודל: נא לשחרר את כל לחצני העכבר.
Resmi tekrar boyutla: Tüm fare tuşlarını serbest bırakın.تحجيم صورة: دع كل أزرار الفأرة
Resmi tekrar boyutla: Tüm fare tuşlarını serbest bırakın.画像サイズ変更: すべてのマウスボタンをはなしてください。
ROMEO sus, sen sanat deceiv'd: Beni bırakın, ben sana teklif şey yapmak.로미오 쳇, 너는 예술 deceiv'd이 : 나 좀 그만 괴롭혀, 내가 그대에게 할 입찰가 할 일을.
ROMEO sus, sen sanat deceiv'd: Beni bırakın, ben sana teklif şey yapmak.ROMEO tush, ngươi nghệ thuật deceiv'd: tôi, và làm điều tôi thầu ngươi làm.
ROMEO sus, sen sanat deceiv'd: Beni bırakın, ben sana teklif şey yapmak.ROMEO Tush ، انت deceiv'd الفن : اترك لي ، وأنا تفعل الشيء اليك محاولة القيام به.
ROMEO sus, sen sanat deceiv'd: Beni bırakın, ben sana teklif şey yapmak.רומיאו טאש, אמנות deceiv'd אתה: תעזבו אותי, ולעשות את הדבר שאני ההצעה לך לעשות.
ROMEO sus, sen sanat deceiv'd: Beni bırakın, ben sana teklif şey yapmak.·なたは修道士から私への手紙をなたか?
Romney: Sayın Başkan, bırakın da bitireyim.Mr. President, lassen Sie mich ausreden. \ (ÜBERSPRECHEN) \ ROMNEY:
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Deixem de lado os detalhes chatos que não interessam a ninguém e vão directos ao ponto.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Dejen de lado esos detalles molestos que a nadie le interesan y simplemente lleguen al punto.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Hagyja ki az idegesítő részleteket, melyek senkit sem érdekelnek, koncentráljon a lényegre.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Izpustite nadležne podrobnosti, ki nikogar ne zanimajo, in povejte bistvo.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.아무도 신경쓰지 않는 사소한 것들도 던져버리세요. 핵심을 얘기하세요.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Laat die vervelende details weg waar niemand om geeft en hou je aan de essentie.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Laissez de côté ces détails ennuyants dont tout le monde se fiche et allez directement à l'essentiel.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Lasst diese ganzen nervigen Details außen vor, die keinen interessieren und kommt einfach zum Punkt.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Mettete da parte quei dettagli noiosi che non interessano a nessuno e andate dritti al punto.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Pomińcie wszystkie te szczegóły, których nikt nie potrzebuje, i przejdźcie do sedna.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Renunțați la detaliile plictisitoare care nu interesează pe nimeni și treceți la subiect.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Tinggalkan detil-detil mengganggu yang tidak seorangpun pedulikan dan langsung pada intinya saja.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Utelämna alla de där irriterande detaljerna som ingen bryr sig om och kom bara till poängen.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Vynechajte otravné detaily, o ktoré sa nikto nezaujíma a dostaňte sa k pointe.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Vynechte ty otravné detaily, které nikoho nezajímají, a jděte rovnou k pointě.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Αφήστε έξω αυτές τις ενοχλητικές λεπτομέρειες για τις οποίες κανείς δεν νοιάζεται και απλά φτάστε στο νόημα.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Залишмо ці надокучливі деталі, які лише відволікають і зосередьмось на справді важливих речах.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Избавьтесь от этих раздражающих подробностей, до которых никому нет дела, и просто объясните суть.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.Оставете дразнещите подробности, за които никой не му пука. Говорете за същината.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.דלגו על הפרטים הטורדניים שלא מעניינים איש ופשוט הגיעו לעיקר.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.و اترك تلك التفاصيل المزعحة التي لا يهتم بها أحد و اوصلنا للهدف من الحديث.
Saçma sapan sinir bozucu kimsenin umrunda olmayan detayları devre dışı bırakın ve konunun özüne gelin.要点をついてください どう始めたらいいですか?
Sadece bu cismi yalnız bırakınca또한, 움직이던 물체를 가만히 둔다고
Sadece bu cismi yalnız bırakınca Onu durdurmaya çalışan bir net kuvvet olacaktır.Così quando pensi di lasciare da solo un oggetto, c'è ancora una forza netta che prova a fermarlo.
Sadece bu cismi yalnız bırakınca Onu durdurmaya çalışan bir net kuvvet olacaktır.Deci, cind te gindesti sa lasi acest obiect de unul singur, exista o Forta neta care incearca sa-l opreasca.
Sadece bu cismi yalnız bırakınca Onu durdurmaya çalışan bir net kuvvet olacaktır.Więc kiedy myślisz, że zostawiasz ten przedmiot sam sobie w rzeczywistości działa siła próbująca zatrzymać go.
Sadece bu cismi yalnız bırakınca Onu durdurmaya çalışan bir net kuvvet olacaktır.Отож, коли ви думаєте, що на це тіло нічого не діє, насправді його намагається зупинити рівнодійна сил.
Sadece bu cismi yalnız bırakıncaそれを停止させようとする正味の力は、実際そこにあります。
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Abbandonate la stoltezza e vivrete, andate diritti per la via dell'intelligenza»
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Deixai a insensatez, e vivei; e andai pelo caminho do entendimento.
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Dejad la ingenuidad y vivid; poned vuestros pies en el camino de la inteligencia.
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Hagyjátok el a bolondokat, hogy éljetek, járjatok az eszességnek útán.
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Hyljätkää yksinkertaisuus, niin saatte elää, ja astukaa ymmärryksen tielle." -
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Keer alles wat slecht is de rug toe en leef, kies voor de weg van de ware wijsheid."
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Khá bỏ sự ngây dại đi, thì sẽ được sống; Hãy đi theo con đường thông sáng.
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Khá bỏ sự ngây_dại đi , thì sẽ được sống ; Hãy đi theo con đường thông sáng .
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.어리석음을 버리고 생명을 얻으라 명철의 길을 행하라 하느니라
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Lad Tankeløshed fare, så skal I leve, skrid frem ad Forstandens Vej!
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Lăsaţi prostia, şi veţi trăi, şi umblaţi pe calea priceperii!``
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Opgi eders uforstand, så skal I leve, og gå bent frem på forstandens vei!
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Opuśćcie prostotę, a będziecie żyli, a chodźcie drogą roztropności.
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Opusťte hloupost a živi buďte, a choďte cestou rozumnosti.
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Övergiven eder fåkunnighet, så att I fån leva, och gån fram på förståndets väg.
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Quittez la stupidité, et vous vivrez, Et marchez dans la voie de l`intelligence!
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.Tinggalkanlah kebodohan, supaya engkau hidup bahagia. Turutilah jalan orang arif.
‹‹Saflığı bırakın da yaşayın, Aklın yolunu izleyin.verlaßt das unverständige Wesen, so werdet ihr leben, und gehet auf dem Wege der Klugheit."