bırakılmak ile cümle

bırakılmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
O köpek serbest bırakılmak için çok tehlikeli.That dog is too dangerous to be left loose.
Çocuk karanlıkta yalnız bırakılmaktan korkuyordu.The child was afraid of being left alone in the dark.
Küçük çocuklar karanlıkta yalnız bırakılmaktan korkuyorlar.Small children are afraid of being left alone in the dark.
Sadece yalnız bırakılmak istediler.They just wanted to be left alone.
Tom'un gerçekten bütün istediği yalnız bırakılmaktı.All Tom really needed was to be left alone.
Tom yalnız bırakılmak istediğini söyledi.Tom said that he wanted to be left alone.
Sadece yalnız bırakılmak istiyorum.I just want to be left alone.
O sadece yalnız bırakılmak istiyor.He just wants to be left alone.
Yalnız bırakılmak istiyorum.I want to be left alone.
Dışarıda bırakılmak ister misin?Do you want to be left out?
Biz sadece yalnız bırakılmak istiyoruz.We just want to be left alone.
Sadece yalnız bırakılmak istemiyorum.I just don't want to be left alone.
Açıkçası yalnız bırakılmak istiyorsun.You obviously want to be left alone.
Burada karanlıkta bırakılmak istemiyorum.I don't want to be left here in the dark.
Yalnız bırakılmak istediğimi sana düşündüren ne?What makes you think that I want to be left alone?
Tom korkmuştu ve yalnız bırakılmak istemedi.Tom was frightened and didn't want to be left alone.
Bütün istediğimiz yalnız bırakılmaktır.All we want is to be left alone.
Tom sadece yalnız bırakılmak istiyor.Tom just wants to be left alone.
Yalnız bırakılmak ister misiniz?Would you like to be left alone?
Şu ana kadar tüm istediğim sadece yalnız bırakılmaktı.All I ever wanted was to just be left alone.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istediklerini söylediler.Tom and Mary said they wanted to be left alone.
Tom ve Mary sadece yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary just wanted to be left alone.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary wanted to be left alone.
Sadece yalnız bırakılmak istediğimi insanların anlaması neden bu kadar zor?Why is it so hard for people to understand that I just want to be left alone?
Gerçekten bütün istediğim yalnız bırakılmak.All I really want is to be left alone.
Tom yalnız bırakılmak istedi.Tom wanted to be left alone.
Yalnız bırakılmak ister misin?Do you want to be left alone?
Yalnız bırakılmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to be left alone?
Tom yalnız bırakılmaktan nefret ediyor.Tom hates being left alone.
Tom yalnız bırakılmak istiyor.Tom wants to be left alone.
Hiç kimse farklı hissetmek veya dışarıda bırakılmak istemiyor.No one wants to feel different or left out.
Tom yalnız bırakılmak istemedi.Tom didn't want to be left alone.
Tom gerçekten yalnız bırakılmak istiyor mu?Does Tom really want to be left alone?
Tom sadece yalnız bırakılmak istediğini söylüyor.Tom says he just wants to be left alone.
Tom'un istediği tek şey yalnız bırakılmak.All Tom wants is to be left alone.
Tom ve Mary sadece yalnız bırakılmak istiyor.Tom and Mary just want to be left alone.
Ben yalnız bırakılmak istedim.I wanted to be left alone.
Yalnız bırakılmaktan nefret ediyorum.I hate being left alone.
Tom'un istediği şey tek başına bırakılmaktı.What Tom wanted was to be left alone.
Tom yalnız bırakılmak istemiyor.Tom doesn't want to be left alone.
Tek istediğim yalnız bırakılmak.All I want is to be left alone.
Gerçekten yalnız bırakılmak ister misin?Do you really want to be left alone?
Robert yalnız bırakılmak istedi.Robert asked to be left alone.
Gölden hem baraja hem de şelaleye su bırakılmaktadır.Water and sewage are provided by the city.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.It is thought to affect around five to ten families a year.
Geri kalan değişkenlerin belirlenmesi modellere bırakılmaktadır.The rest of the cards change into points.
Fransız kanununa göre hem Sally hem de James özgür bırakılmak için başvurma hakkına sahiptiler.The conductor and James both signed it to make it legal.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.When it is broken down, a large amount of energy is released.
Eğitim-öğretim imkânlarından yoksun bırakılmak.Education possibilities were available.
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim. 12 yaşımdayken ölmek istedim.When I was 11, I wanted to be left alone.
Tom yalnız bırakılmak istedi.Tom wollte allein gelassen werden.
Gerçekten bütün istediğim yalnız bırakılmak.Das Einzige, was ich wirklich will, ist, allein gelassen zu werden.
Kiralanan malın kullanma hakkı belirli bir kira karşılığında, belirli bir süre için kiracıya bırakılmaktadır.Es wird gegen ein Entgelt auf bestimmte Zeit an einen Mieter vermietet.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.Täglich melden sich fünf bis zehn Personen.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.Der Großteil der Energie ist dann aber noch erhalten.
Şebekeye verilen suyun yarısı cazibeye bırakılmakta, yarısı ise terfili olarak basılmaktadır.L'eau que tu boiras aura la mesure d'un sixième de hin; tu boiras de temps à autre.
Çalışma hakkından yoksun bırakılmak.Il nous manque l'habitude du travail.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.La quantité d'énergie libérée est énorme.
Eğitim-öğretim imkânlarından yoksun bırakılmak.Falta de oportunidades educacionales.

İlgili Sayfalar