bıldır ile cümle
bıldır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ofiste onu bekleyen işten çıkarma bildirimi vardı.There was a pink slip waiting for her at the office.
O, kararını bana bildirdi.She informed me of her decision.
Başarısını ebeveynlerine bildirdi.She informed her parents of her success.
Şüpheli bir şahıs görürseniz lütfen polise bildirin.If you see a suspicious person, please inform the police.
Ben, benim avukatıma danıştıktan sonra, kararımı bildireceğim.I'll let you know my decision after I have consulted my solicitor.
Eğer fikrinizi değiştirmeniz gerekirse bana bildirin.If you should change your mind, let me know.
Eğer herhangi bir hata bulursanız, lütfen derhal bana bildirin.If you should find any mistakes, please let me know at once.
Şayet o buraya gelirse, sana hemen bildireceğim.If by any chance he comes here, I'll let you know at once.
Ben benim adres değişikliğini postaneye bildireceğim.I am going to inform the post office of the change of my address.
Lütfen odayı ayırttığında sana söylenilen onay numarasını bana bildir.Please let me know the confirmation number you were told when you reserved the room.
Ne zaman gelirsen gel, bana bildir.Let me know whenever you come.
Onlar bir fırtınanın geldiğini bildirdiler.They announced that a storm was coming.
Lütfen önceden planınızı bana bildirin.Please inform me of the plan ahead of time.
Lütfen ne zaman inmem gerektiğini bana bildir.Please let me know when I should get off.
Bir şeye ihtiyacın olursa, bana bildir.If you need anything, let me know.
Düşün ve kararını bana bildir.Think it over and let me know what you decide.
Kararımı bildirmek için ona bir mektup gönderdim.I sent him a letter to let him know my decision.
Ben avukatıma danıştıktan sonra sana kararımı bildireceğim.I'll let you know my decision after I have consulted my lawyer.
Bizim için herhangi bir geri bildiriminiz var mı?Do you have any feedback for us?
Nişanlarını ailelerine bildirdiler.They announced their engagement to the family.
Önde gelen bilginler konferansta bildiri sunmaya davet edilmiştir.Leading scholars have been invited to present papers at the conference.
O bildirmeden geldi.He came without notice.
Sipariş vermeye hazır olduğunuzda lütfen bana bildirin.Please let me know when you are ready to order.
Sana daha kısa sürede bildirmeliydim.I should have let you know sooner.
Genelkurmay başkanı savaşın kaybedildiğini bildirdi.The army chief reported that the war was lost.
Hem siz hem de eşiniz geliyorsa, lütfen bana bildirin.If both you and your spouse are coming, please let me know.
Sinek, telsiziyle "ben çorbanın içindeyim." diye bildirdi."I am in the soup," reported the fly through its walkie-talkie.
Ben sadece öğleden sonraki toplantıya katılamayacağımı sana bildirmek istiyorum.I just want to let you know that I can't attend this afternoon's meeting.
Sadece sizi hayal kırıklığına uğratmayacağımı size bildirmek istedim.I just want to let you know that I won't let you down.
Yarın sabah geç kalacağımı size bildirmek istedim.I just want to let you know that I'll be late tomorrow morning.
Terbiyeni takınmaya başlamazsan sana ne olacağını bildireyim.Let me tell you what's going to happen if you don't start behaving yourself.
Derhal sana bildirmem gereken bir şey var.There's something I have to let you know right away.
Niçin gelmediği hakkında mazeret bildirdi.He gave an excuse about why he had been absent.
Her halükârda, o geldiğinde sana bildireceğim.In any case, I'll inform you when he comes.
İhtiyacın olan başka bir şey varsa, bana bildir.If there's anything else you need, just let me know.
Tom'un ne zaman geleceğini bana bildirir misin?Would you let me know when Tom comes?
Tom'un üç hafta önce kaybolduğu bildirildi.Tom was reported missing three weeks ago.
Tom gerçeği biliyordu ama onu bildiğini kimseye bildirmedi.Tom knew the truth, but he didn't let anyone know that he knew it.
Onu varış saatinizi bildirirseniz, Tom sizi havaalanında karşılayabilir.Tom can meet you at the airport if you let him know your arrival time.
Tom Mary'nin eksik olduğunu bildirdi.Tom reported Mary missing.
Er ya da geç Mary'ye bildirmelisiniz.Tom must let Mary know sooner or later.
Tom Mary'ye gerçeği bildirdi.Tom let Mary know the truth.
Tom evi satmak için Mary'ye kararını bildirdi.Tom informed Mary of his decision to sell the house.
Hırsızı polise bildirdin mi?Have you reported the theft to the police?
Babanın kayıp olduğunu bildirdin mi?Have you reported that your father is missing?
Fikrini değiştirirsen bana bildir.If you change your mind, let me know.
Fikrini değiştirirsen, bize bildir.If you change your mind, let us know.
Yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey varsa lütfen bize bildirmeye çekinme.If there's anything we can do to help, please don't hesitate to let us know.
Kongre merkezine daha yakın bir oda isterseniz lütfen bize bildirin.If you'd prefer a room closer to the Convention Center, please let us know.
Tom detaylı olarak kazayı bildirdi.Tom reported his accident in detail.
Tom Mary'ye sadece onun partisine katılamayacağını bildirmek istedi.Tom just wanted to let Mary know that he wouldn't be able to attend her party.
Tom Mary'ye haddini bildirdi.Tom gave Mary a piece of his mind.
Gittiğini ona bildirseydin Tom seninle kampa gidebilirdi.Tom could have gone camping with you if you'd let him know you were going.
Tom nasıl hissettiğini kesinlikle bize bildirdi.Tom certainly let us know how he felt.
Tom kesinlikle fikirlerim hakkında ne düşündüğünü bana bildirdi.Tom certainly let me know what he thought of my ideas.
Tom arabasının çalındığını bildirmek için sigorta şirketini aradı.Tom called the insurance company to report that his car had been stolen.
Eğer Tom erken gelirse sana bildiririm.I'll let you know if Tom shows up early.
Ben ilginç bir şey bulursam size bildiririm.I'll let you know if I find anything interesting.
Gazeteci görüşmelerdeki her bir yeni gelişmeyi bildirdi.The journalist reported each new development in the talks.
Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.The government explicitly declared its intention to lower taxes.