bıktı ile cümle
bıktı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İnsanları neden hep böyle bıktırıyorum?Why do I always tire people out like this?
Şov işinden bıktım.I'm sick of show business.
Annemi telefonlarını açamamaktan da bıktım.I'm also sick of not taking my mother's calls.
-Bütün bunlardan bıktım artık.- I'm sick of all this - Let's go out tonight
Bunlardan öyle bıktık ki.We're so tired of them.
Bunlar kötü yıllar, insanların İsveç'ten bıktıkları yıllar.These were bad years, and people got fed up with Sweden.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.And one of the most tedious ones, I think, was saying that beauty was about symmetry.
Lakin diyelim ki birkaç hafta sonra bütün bundan bıktım.But let's say after several weeks of this, I just get tired.
-Shin-Hwa okulundan da, F4 mudur nedir ondan da bıktım usandım.I'm really sick and tired of this ShinHwa school or F 4 something.
Kredi kartımın borçlarını uzatmaktan bıktım.I'm tired of extending my credit card debt.
"Bıktım, yoruldum artık," dedi.And said: "I am sick (of what you worship)!"
Bundan bıktık." şeklinde uyardı.We've had enough of it," the commissioner warned.
Iliç'in, Sırbistan'ın böyle bir hükümetten "bıktığı" şeklindeki sözleri kaydedildi.Serbia is "tired" of such a government, Ilic was quoted as saying.
Yılan hikayesine dönen cami, Priştineli Müslümanları bıktırdıElusive mosque frustrates Pristina's Muslims
Dönüşüm süreci devam etse de, pek çok işin zamanında tamamlanamaması öğrencileri bıktırıyor.Although the conversion process is under way, many deadlines have been missed, upsetting students.
Şiddet ve çatışmadan bıktık." diyor."I am worried about my children and our safety.
Yıllardır gördüğümüz hep aynı suratlardan biraz bıktık." diye ekliyor.We are all a bit tired of the one and the same faces we have been seeing for years", she adds.
Halk zamlardan bıktı ve hükümetin tepki vermesini istiyor.The public has had enough of price hikes -- and wants the government to respond.
Halk nutuktan bıktı ve bizden ülke için doğru şeyi yapmamızı bekliyor."People are tired of speeches and expect us to do the right thing for the country.
Peçenekler savaştan bıktıkları noktada ve Konstantinos ile barış yapmaya çalışmışlardır.At this point, the Pechenegs were tired of war and attempted to make peace with Constantine.
Okul kantininde yemekten bıktım.Ich habe es satt, in der Schulcafeteria zu essen.
Şikâyetlerini dinlemekten bıktım.Ich habe es satt, mir dein Gejammer anzuhören.
Onu dinlemekten bıktım.Ich habe es satt, mir das anzuhören.
Her kaşımı kaldırışıma, her sözüme bir anlam yüklemenden bıktım.Für mich würde ich jedes Wort der Entschuldigung überflüssig halten.
Bir hafta sonra komik olmaktan bıktığını ve adının "Gregory Helms" olduğunu söyledi.Nach kurzem Zögern sagt er, sein Name sei „Gary“.
Eski buzdolabımdan bıktım.Je me suis débarrassé de mon vieux frigo.
Yapar gibi görünmekten bıktım.J'en ai assez de faire semblant.
Çeviri yapmaktan bıktım!J'en ai marre de traduire !
Fast food yemekten bıktım.Estoy cansado de comer comida rápida.
Hikayelerinden bıktım!Sono stanco delle tue storie!
Bıktım artık bu şehirde yaşamaktan!Basta mi sono stufato di vivere in questa città!
Seth "siz ikinizin kavgalarından bıktım" der.Secondo Smith: «le argomentazioni sono le più forti tra i due».
Ben ondan bıktım.Я сыт этим по горло.
Saçmalıklarından bıktım.Я сыт по горло твоими глупостями.
İngilizceden bıktım!Я сыт по горло английским.
Sürekli seni desteklemekten bıktım.Мне надоело постоянно тебя поддерживать.
Yalnızlıktan bıktım.Мне надоело одиночество.
Bunun üzerine, her seferinde birine benzetilmekten bıktığını söyledi.ولهذا السبب قالت إنها سئمت من تشبيهها بفنانة في كل مرة.
Televizyon seyretmekten bıktım.أنا تعب من مشاهدة التلفاز
Bahanelerinden bıktım, Tom.لقد سئمت من أعذارك يا "توم"
Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.سئمت من سماع حكايات مدح نفسك.
Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.سئمت من سماع حكايات تبجحك.
Ancak Big Bear B-Dup'a bir yumruk çaktı ve B-Dup'un her şeyinden bıktığını söyledi.No entanto, eventualmente Bear confronta B-Dup e decide parar com as drogas.
Seth "siz ikinizin kavgalarından bıktım" der.O slide diz: "Você deve usar ambos".
İşimden bıktım.Estou farto do meu trabalho.
Bir hafta sonra komik olmaktan bıktığını ve adının "Gregory Helms" olduğunu söyledi.Hij werd haar mentor en zij kreeg van hem de bijnaam "Greta Garbo".
Onun eski şakalarından bıktım.Ik was moe van zijn oude grappen.
Sızlanmanızdan bıktık.Wij hebben genoeg van uw geklaag.
Ondan bıktım artık!Ik heb er genoeg van.
Aman, bıktım!Pff, ik ben het zat!
Of, bıktım artık!Pff, ik ben het beu!
Bu arabanın tamirinden bıktık.We zijn de reparaties die nodig zijn aan deze auto zat.
Onun bitmez tükenmez dırdırından bıktım.Ik heb meer dan genoeg van zijn eeuwige gezeur.
Seth "siz ikinizin kavgalarından bıktım" der.Piotr Napierała, "Konflikt dwóch światów.
Film adını "Утомлённое солнце" (Utomlyonnoye solntse, "Bıktırıcı Güneş") adlı Rusça bir tangodan almaktadır.Утомлённые солнцем, "spaleni słońcem"), nawiązuje do rosyjskiego tytułu tego tanga.
Seth "siz ikinizin kavgalarından bıktım" der.Lans kommenterade att "parterna är nöjda".
Seth "siz ikinizin kavgalarından bıktım" der.Василь каже: Ми обидва шахраї.
Hasta olmaktan bıktım.Мені остогидло хворіти.
Senin mazeretlerinden bıktım.Я втомився від твоїх виправдань.
Ben burada çalışmaktan bıktım.M-am săturat să lucrez aici.