bıçaklar ile cümle

bıçaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Böylece Yeşu taştan yaptığı bıçaklarla İsraillileri Givat-Haaralotta sünnet etti.ויעש לו יהושע חרבות צרים וימל את בני ישראל אל גבעת הערלות׃
Böylece Yeşu taştan yaptığı bıçaklarla İsraillileri Givat-Haaralotta sünnet etti.فصنع يشوع سكاكين من صوّان وختن بني اسرائيل في تل القلف.
Böylece Yeşu taştan yaptığı bıçaklarla İsraillileri Givat-Haaralotta sünnet etti.約 書 亞 就 製 造 了 火 石 刀 、 在 除 皮 山 那 裡 給 以 色 列 人 行 割 禮
Böylece Yeşu taştan yaptığı bıçaklarla İsraillileri Givat-Haaralotta sünnet etti.約書亞 就 製造 了 火 石刀 、 在 除 皮山 那 裡給 以色列 人行 割禮
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Ez idõben monda az Úr Józsuénak: Csinálj magadnak kõkéseket, és másodszor is metéld körül az Izráel fiait.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››In quel tempo il Signore disse a Giosuè: «Fatti coltelli di selce e circoncidi di nuovo gli Israeliti»
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››그 때에 여호와께서 여호수아에게 이르시되 너는 부싯돌로 칼을 만들어 이스라엘 자손들에게 다시 할례를 행하라 하시매
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Naquele tempo disse o Senhor a Josué: Faze facas de pederneira, e circuncida segunda vez aos filhos de Israel.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Onegoż czasu rzekł Pan do Jozuego: Uczyń sobie noże ostre, a znowu obrzeż syny Izraelskie po wtóre.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››På denne tid sa Herren til Josva: Gjør dig stenkniver og omskjær atter Israels barn, for annen gang!
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››På den Tid sagde HERREN til Josua: "Lav dig Stenknive og omskær på ny Israeliterne!"
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Tisti čas veli GOSPOD Jozuetu: Naredi si kamenenih nožev, in obreži zopet sinove Izraelove vdrugič.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Toho času řekl Hospodin k Jozue: Udělej sobě nože ostré, a obřež opět syny Izraelské po druhé.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››Vid den tiden sade HERREN till Josua: »Gör dig stenknivar och omskär åter Israels barn, för andra gången.»
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››V tom čase povedal Hospodin Jozuovi: Narob si ostrých nožov a obrež zase synov Izraelových po druhé.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››В това време Господ рече на Исуса: Направи си кремъчни ножове и обрежи пак израилтяните, втори път.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››В то время сказал Господь Иисусу: сделай себе острые ножи и обрежь сынов Израилевых во второй раз.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››בעת ההיא אמר יהוה אל יהושע עשה לך חרבות צרים ושוב מל את בני ישראל שנית׃
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››في ذلك الوقت قال الرب ليشوع اصنع لنفسك سكاكين من صوّان وعد فاختن بني اسرائيل ثانية.
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››那 時 耶 和 華 吩 咐 約 書 亞 說 、 你 製 造 火 石 刀 、 第 二 次 給 以 色 列 人 行 割 禮
Bu arada RAB, Yeşuya şöyle seslendi: ‹‹Kendine taştan bıçaklar yap ve İsraillileri eskisi gibi sünnet et.››那 時 耶和華 吩咐 約書亞說 、 你 製造 火 石刀 、 第二 次 給 以色列 人行 割禮
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıEllos construyeron incendios y copos de piedra en la cabeza de lanza, cuchillos y raspadores.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıHọ nhóm lửa và đập nhỏ đá thành mũi giáo, dao và nạo.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardı돌을 깨서 창의 촉, 칼, 긁개를 만들었습니다
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıRozpalali ogniska, wytwarzali groty, rylce i drapacze.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıSie machten Feuer und spitzten Steine für Speerspitzen, Messer und Schaber.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıThey built fires and flaked stone into spear heads, knifes, and scrapers.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıUměli rozdělat oheň a otlouct kámen do pazourku, nože nebo škrabky.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıZačali stavať ohniská a z pazúrika si vytvárať hroty oštepov, nože a rôzne nástroje denného použitia
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıZe maakten vuur, schaafden stenen af tot speerpunten, messen en schrapers.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıВони розводили вогонь та перетворювали уламки каменів на вістря списів, ножі та мотики.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıТе са си кладели огньове и са правели остриета,ножове и стъргалки от камък.
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardıاشعلوا النار وقشروا الحجارة برءوس الحراب والسكاكين والمكاشط
Bu insanlar ateş yakıp, taşı yontarak mızrakbaşları, bıçaklar ve kazıma aletleri yapıyorlardı彼らは肉体的に強く、技術に頼らずに、 依然として自身の肉体を頼りとして生きていました。
Dalgalalı saçlarım, bazı keskin bıçaklarım... ...ve hatta belki biraz iskorbütüm bile var.Tenho cabelo esvoaçante e lâminas afiadas como o c*ralho E talvez um bocado de escorbuto.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaA Global kések ezért olyan elegánsak.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaC'est pourquoi les couteaux de Global sont si géniaux
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaDaher sind Global-Messer auch so toll.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaDat maakt Global-messen zo puur.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaDe aceea cutitele de marca Global sunt atat de dragute.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaDlatego właśnie noże Global są takie fajne
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaĐó là lý do tại sao nhưng con dao Global rất đơn giản
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaEcco perché i coltelli Global sono così belli.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaEs por eso que los cuchillos Global son tan buenos.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harika그게 그 Global knives 가 멋진 이유지요
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaItulah kenapa pisau Global sangat anggun.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaΓι' αυτό τα μαχαίρια Global είναι τόσο καλοφτιαγμένα.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaЗатова ножовете "Глобъл" са толкова спретнати.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaПоэтому ножи Global такие изящные.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaСаме тому ножі Глобал такі класні.
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaלכן הסכין של גלובל הם כל כך נחמד
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaلهذا نجد سكاكين جلوبال أنيقة
Iste bu yuzden cok fonksiyonlu bicaklar bu kadar harikaとてもバランスが良く 鋭く
Karnımda bıçaklarla, olacak gibi değil.Dacă am cuţite în stomac, n-o să mă prea bucur.
Karnımda bıçaklarla, olacak gibi değil.Dat zal me niet opbeuren als ik messen in mijn maag heb.
Karnımda bıçaklarla, olacak gibi değil.Mit Messern im Bauch ist das Wetter sowieso egal.
Karnımda bıçaklarla, olacak gibi değil.Pár késsel a hasamban nekem már teljesen mindegy, milyen meleg van.
Karnımda bıçaklarla, olacak gibi değil.S nožem v břichu, to bude to poslední, co mě bude zajímat.
Karnımda bıçaklarla, olacak gibi değil.Δεν με νοιάζει και πολύ αυτό, αν έχω μαχαίρια στο στομάχι μου.
Karnımda bıçaklarla, olacak gibi değil.С нож в корема няма да усетя ни топло, ни студено.

İlgili Sayfalar